10/10
·55 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
Geçmişte yaşamak, bu tabir her dönemin önemli bir olgusu. İtalya seyahati; Goethe’nin üzerinde çok etki bırakmış. Birçok altı çizilecek satır olmasına rağmen son 4 biraz müstehcen. Schiller son 4 bölüm hariç yayınlamış, son 4 bölümün yayınlanmasına Goethe izin vermemiş o zamanlarda. Sonra tam şekilde yayımlamış Goethe. Kısa bir kitap iş kültürde de birleşik olarak var. Her farklı çeviri şiiri daha lezzetli kılıyor. Bu çeviri de çok iyi.
Roma AğıtlarıJohann Wolfgang Von Goethe · Gendaş Kültür Sanat Yayıncılık · 200296 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2018 87. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirmodern okumasında Mihail Bulgakov ~ Genç Bir Doktorun Anıları kitabı vardı ve ben büyük bir keyifle okudum. Tahminimin üzerinde etkisi oldu diyebilirim. Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, kendisine asistanlık beklerken, şehirde unutulmuş olan geleneklerin, inançların hala devam ettiği bir kasabaya gönderilir. Devrim Rusya'da şehir merkezi hayatını felç ederken, doktorumuz da kasaba da, batıl inançlara hapsolmuş zihniyetlerle boğuşur. Öykülerden oluşan kitap daha ilk bölümüyle sevdirdi kendini. Mesleğini yapamamaktan korkenken, herkesin öldü gözüyle baktığı bir hayatı kurtararak adım atmış oldu bence doktorluğa. Diğerlerinde de bir çok kez çaresizliği serdi gözlerimin önüne. Kiminde çok zor hava şartlarında mesleğini yaparken geçirdiği hayati tehlikeler, kiminde çocuğunun hayatı ve inançlarıyla sınanan bir annenin kararı. Maalesef günümüzde de hala var olan, doktorun cinsiyeti sebebiyle ya da hasta yakınlarının inançlara ters düştüğü için tedaviye izin vermeyen zihniyetleri andım bol bol. Özellikle şehirden uzak yerlerde doktorlarımızın başına gelen, ilk başlarda hayati önem taşısa da, sonrasında "fıkra gibi" diye tabir ettiğimiz olaylara da değinilmiş. "hiç bir şey artık beni şaşırtamaz" derken her seferinde farklı bir şaşkınlık eşliğinde öğrenmeye boyun eğiyor doktorumuz. Dönemin imkansızlıkları arasında yanlız kalmışlık hissiyle beraber medeniyete duyulan özlem cabası... "Benim güvendiğim tek şey, içinde bulunduğum bu olağandışı şartların kamçıladığı sağduyum." diyor ve ekliyor "Bir şeyle mücadele etmek için,onunla yüz yüze gelmek gerekir" Keyifli okumalarınız daim olsun...
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·296 syf.··
2026 101. kitabı
Yazar John Perkıns geçmişte vahşi kapitalizme (Ölüm Ekonomisine) hizmet eden bir ekonomik tetikçiydi. Yazar bu kitabında tabir-i caizse günah çıkarıp pişmanlığını dile getirmiştir. Amazon ormanlarında yaşayan yerlilerin petrol ve enerji şirketleri tarafından nasıl baskı altına alınıp sömürgeleştirildiği ve de doğayı nasıl yok ettiklerini açıklamıştır. Yazar "Ölüm Ekonomisini" nasıl "Yaşam Ekonomisine" dönüştürebileceğimiz hakkında bize tavsiyeler de veriyor. Ne ilginçtir ki Amerika yok ettiği yerlilerin kabile isimlerini günümüzde bazı araçlarına vermiştir (Tomahawk roket, Cherokee jeep, Apachi helikopter, Pontiac (kabile şefi adı) araba, Comanche helikopter, Black Hawk helikopter) ve daha birçokları tamamen tirajikomik bir durum. Politik konulara ilgisi olan okurların Yazar John Perkıns'in "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" adlı kitabını şiddetle okumasını tavsiye ederim.
Jaguara DokunmakJohn Perkins · April Yayıncılık · 202166 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 50. kitabı
Herkese merhaba Bugün, polisiye gerilimin bilindik isimlerden Jean-Christophe Grangé’nin Ölüler Diyarı kitabıyla geldim. Kitap, üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm; Cinayet Büro Amiri Corso ve ekibinin, ‘bir kaynak suyu kadar saf sahne sanatçısı’ diye tabir edilen, striptiz kulübünde çalışan bir kadının cinayetini araştırmasıyla başlıyor. Bu cinayet çözülmeden, aynı kulüpten bir başka kadın dansçı daha öldürülüyor. Kadınların aynı işyerinde çalışmak dışında tek ortak noktası, sadomazoşist cinsel eğilimleri olması. İkinci bölümde; Corso'nun araştırmaları sonuç veriyor ve karşısına eski mahkum, yeni ressam Sobieski çıkıyor. Sobieski, sözde tarzının ünlü ressam Francisco Goya'yı andırdığını söylerek suçlamaları reddediyor. (Goya, insanın karanlık tarafını, savaşın vahşetini ve deliliği resmeden ilk ressamlardan) Üçüncü bölümde ise kitapta namuslu tek kişinin kalmadığı ters köşeler okuyoruz. Allah’ım bu nasıl bir kitaptı böyle Okurken mideniz, psikolojiniz alt üst olacak. Yazarın kalemi, sinematiktir; okurken film izliyormuş gibi hissettirir ama bu sapkınlıklar, porno ve sadomazoşizmin detaylandırılıp tekralanması beni inanılmaz derecede rahatsız etti. Sırf yarım bırakma huyum yok diye bitirdim, haliyle tavsiye etmiyorum. Keyifli okumalarda buluşmak üzere
Ölüler DiyarıJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20193,993 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 33. kitabı
#HollySeddon #SakınGözleriniKapama #YabancıYayınları “Bir kez yalan söylediniz mi yolunuzu da seçmiş oluyorsunuz bunun dönüşü yoktur. ” “Bir aileyi ayakta tutan şey ortak yalanlarsa, o ev artık bir yuva değil, sadece suçun örtüldüğü bir suç mahallidir.” Geçmişin hayaleti kapınızı çaldığında; Bazı sırlar paylaşıldıkça azalmaz, aksine sahiplerini diri diri gömer." * * * * * * * * * Merhaba sevgili dostlar 🪽 Holly Seddon, bizi sadece bir gerilim hikâyesine değil; "Bir annenin, çocuklarının çığlığına sağır kalması mı daha affedilmezdir, yoksa o eve , o "canavarı" kendi elleriyle buyur etmesi mi sorusuna cevap ararken aynı zamanda , parçalanmış bir çocukluğun enkazına da davet ediyor. Hikâyenin kalbinde, birbirine zıt fakat bir o kadar da aynı trajedinin iki yarısı olan, ikiz kız kardeşler var.. Bir yanda şöhretin zirvesindeyken panik atakların pençesinde kaybolan, kendini eve hapseden ve dünyayı sadece karşı apartmanı izleyerek kontrol edebileceğine inanan Robin... Diğer yanda ise geçmişin yalanlarından kaçarken ikizine sığınmaktan başka çaresi kalmayan Sarah. Kitap, "Geçmiş" ve "Günümüz" sarkacında gidip gelirken; küçük bir çocuğun dünyasında başlayan o sessiz travmaların nasıl devasa bir yıkıma dönüştüğüne şahit oluyoruz. Ancak bu yıkımın asıl mimarı ,hikâyenin ise en can yakıcı ve mide bulandırıcı katmanı, şüphesiz ki o eve bir "koruyucu" maskesiyle giren ama aslında Robin ve Sarah’nın çocukluğunu parça parça kemiren , kendisini bir kaşık suda boğasım gelen üvey baba figürüdür.. Yazarın satır aralarına gizlediği bu şahsiyetsiz/ sıfatsız adam müsfettesi sadece bir yabancı değil; kızların masumiyetini sömüren, varlığıyla korkuyu sıradanlaştıran ,onların ruhsal evrenine sızan ve orayı içeriden çürüten ,rafine bir istilacı /
Sakın Gözlerini KapamaHolly Seddon · Yabancı Yayınları · 2021123 okunma
Bahçıvan ve Ölüm
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 13:30
Ödüllü bir yazardan kitabın kolay bir türü olmadığı ve onu kendisinin icat etmesi gerektiğini söylüyor. Babam bahçıvandı şimdi bir bahçe diyerek, yaşamını bahçesine adamış olan babasının omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir atlas gibi gördüğünü, hissettiklerini yalın bir dille, samimiyetle, etkileyici bir dille anlatmış. Babası için bahçe onun öteki muhtemel yaşamıydı, onun sesiydi, susup içine attığı her şeydi. Onun aracılığıyla konuşuyordu ve kelimeleri elmalar, kirazlar, iri kırmızı domateslerdi. Çünkü o her şeyin ötesinde, her yeri bir bahçeye, her evi de bir yuvaya dönüştürmeyi başarırmıştır. “Ona babalık ediyordum, babamı evlat edinmiştim, onun kelimeleriyle konuşuyordum, biliyordum (o da biliyordu) - yapılacak bir şey kalmamıştı, bu son geceydi.” Babasının ölümüyle onu çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olup olmadığını sorgulayan, derin düşüncelere inen ve uzun zamandır aklına gelmeyen şeylerin yeni yeni uyandığı oluyordur. En çok düşündüklerinden birisi de, babasının ilk defa, kendi babasına hiç sarılmamış olmasının ne kafadar aptalca olduğunu söylediğini duyması, onlara öğretilenin bu olması, duygularını gösterememek, katı olmak, bunu en sonunda hafir geveleyerek babasının söylemesiymiş… Bu küçük bir pişmanlık beyanı gibi babasının ağzından dökülmesi aklında yer etmişti. Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor anlatıcı için. Babasından öncesi ve babasından sonrası… Yalnızlık kavramını daha fazla sorgulayan anlatıcı için yalnızlık öyle sert ve kırılgan hale geliyor ki, kurumuş bir kurabiye gibi, yutmak mümkün değil, diye tabir ediyor. “Kimse tamamlanmış bulmaca saklamaz, onları çözüp atarsınız. Ama bunların benim için özel bir değeri var. Onun ölümünden iki gün öncesine ait el yazısına
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma