İvan Petroviç Biyelkin
Puan vermedi·112 syf.·
2026 23. kitabı
Kendi isteğime bırakılmış olsaydı, bu iki gencin bütün buluşmalarını, gittikçe artmakta olan karşılıklı sevgi ve bağlılıklarını, meşguliyetlerini, konuşmalarını kesinlikle en ince ayrıntılarına kadar betimlemeye kalkardım. Ama okurlarımdan büyük bir kısmının, bu zevkime ortak olmak istemeyeceğini biliyorum.” (s. 98) Aleksandr Puşkin abartıdan uzak, duyguyu doğrudan veren samimi üslubuyla Biyelkin Hikayeleri ‘nde romantik duyarlık ile gerçekçi bakış yan yana duruyor. Biyelkin Hikayeleri ‘nde büyük olaylardan çok küçük anlara odaklanıyor. Hikayeleri sade başlayıp yavaş ilerliyor karakterlerin iç dünyasına doğru açılıyor. Anlatısı akıyor, gösteriş yapmadan okuru zorlamıyor. Biyelkin ismi, Puşkin’in anlatıyı alçaltarak derinleştirme tercihinin bir parçası, İvan Petroviç Biyelkin ismiyle hayali bir karakterin derleyip yazıya geçirdiği anlatılar gibi sunuyor. Şairin yayınlanan ilk düzyazı çalışması olan kitap 1831 yılında yayımlanıyor. Öykülerin onur, ölüm, aşk ve sınıfsal fark gibi temalar etrafında döndüğü Biyelkin Hikayeleri ‘nde Düello insanın gururuyla nasıl yaşadığını anlatıyor. Kar Fırtınası’yla kaderin küçük bir sapmayla hayatları nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Tabutçu ile ölüm meselesine ironik bir yerden bakıyor. Menzil Amiri’yle sıradan insanların dramını görünür kılıyor. Köylü Bir Küçük Bayan ise sevgi üzerinden toplumsal kalıpları sorguluyor. Karakterleri kusursuz değil aksine hata yapıyor, tereddüt ediyor, bekliyor. onları yargılamıyor, sadece izliyor. Bu yüzden hikâyeler samimi bir hava taşıyor ve gerçek hayata yakın duruyor. Tesadüf duygusunu kitapta güçlü biçimde hissettiriyor, Bir gecikme, bir yanlış adım ya da küçük bir karşılaşma hayatın akışını değiştiriyor, kader fikrini sürekli hatırlatıtor ama abartmıyor. Aleksandr Puşkin edebi serüvenine şair olarak başlasa
Düşünce
Biyelkin HikayeleriAleksandr Puşkin · Yordam Edebiyat Yayınları · 2020633 okunma
8/10
·112 syf.··
2025 5. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen daha önce Aleksandr Puşkin okumadım mı diye diğer kitaplarına da bakmışlığım oldu. Bu belki de hikâyelerin genel samimi üslübundan kaynaklanıyor da olabilir. Kendi ülkesini ve insanlarını en sıradan ve bazen de tesadüfleri fazla kaçırarak anlatan bu yazılar okuyanda farklı duygular uyandıracak güçte. Özellikle yazar size sonda "devamını anlatmama hacet yoktur" tarzında bir cümle kuruyorsa o kitap gönlünüzü kazanmıştır. 5 esaslı öyküden oluşan bu kitap: gerek üslübu gerek de şaşırtıcı ve biraz tesadüfî sonları bulundursa da dönemini gerek anlatışı gerek de öykülerin akıcılığı ile çok güzel anlatmış. Ayrıca yazar insanlara bir şey anlatmadan önce fikirlerini de beyan etmekten çekinmiyor. "Okurum" diye hitap ettiği bizlere yargıda bulunmadan önce daha derin düşünmemizi de salık veriyor. Öykülerin hepsini beğendiğimi söyleyebilirim ama anlatı olarak "Köylü Küçük Bayan"ı, hikâye olarak da "Tabutçu" ve "Menzil Amiri"ni daha çok sevdim. "Kar Fırtınası"da sonunda bir tık abartı bir tesadüfle bitse de her sayfa farklı duygularla "acaba sonda ne olacak?" diyerek okuduğum bir öykü oldu. Not: Yordam Edebiyat'ın kitaplarının başında yazarları hem bilgilendirici hem de sıkılmadan anlattıkları kısımlar yazarı çok güzel özetlemekte ve eserlerini okumadan önce az çok fikir sahibi olup yorumlamanıza katkıda bulunacak nitelikte. Bu yönüyle de tebrik etmek gerek çünkü diğer yayınlarda o kısımları okumak bazen işkence olabiliyor.
Hikaye-Öykü
Biyelkin HikayeleriAleksandr Puşkin · Yordam Edebiyat Yayınları · 2020633 okunma
Reklam
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2024 69. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 16:56
Merhaba arkadaşlar. Puşkin kapanışını çok değerli bir eserle yaptığımızı düşünüyorum. Belki çok epik, belki çok uçuk ve belki de çok garip gelecek ama Yıldız Tilbe – Sana Kalbim Geçti efsanesini sürekli kulaklarıma getiren bir ahenk duydum bu eserde ben. Ve bunun sahnelerle pek alakası da yok. Sanırım iki efsanenin birleşmesi gerekiyordu. Müziği zaten bilmeyenimiz yoktur diye düşünüyorum, kitaptaki efsaneye geldiğimizde ise Kiev Prensi Vladimir’in şövalyelerinden Ruslan ile Vladimir’in kızı Ludmila’nın evlenmeleri, kızın bir büyücü tarafından kaçırılması, kızı seven başka bir şövalye (Rodgay) aramalara dahil olmasıyla acayip bir durum ortaya çıkmış. Bazı insanların sevgisini gizli tutup kendi içinde yaşamalarına kızanlardan olabilirsiniz meğerki duygularını ifade eden insanların hayallerinin yıkıldığını öğrenene dek. Yine de herkes ve her şey yerinde güzel diyerek bir tartışma ortamını başlamadan bitirmek taraftayım. Dileğim, herkesin kiminleyse onunla mutlu olabilmesi. Yine bu efsanenin uyarlamasında karşımızda başta kahramanlık olmak üzere mizah, göndermeler ve üzüntü ile cinsellik de kullanılmış. Ancak tüm bunların dışında beni etkileyen durum ise sadelik oldu. Evet sadelik. İhtişamlı içi boş cümleler yerine sade bir biçimde ilerlemesi belki de bu eseri öne çıkarıyordur bilmiyorum ama nasıl anlatsam, akşam olduysa akşam olmuştur yıldızlar oradan oraya koşmasa da akşam olmuştur, güneş heyecanla sabahı beklemese de akşam olmuştur, ışıklar yansa da sönse de akşam olmuştur yani. Ya da uzun zamandır sade bir yaşam sürdüğüm için renkli şeylere alerjim olmuştur diyerek çuvaldızı kendime batırmayı da ihmal etmeyeyim. Tabi en önemli kısım ise şüphesiz, hepimizin de hemfikir olacağını düşündüğüm bir şekilde, iyiliğin her zaman kazanacağı ve umut dolu olunması gerektiği
Ruslan ve LudmilaAleksandr Puşkin · Yapı Kredi Yayınları · 2010458 okunma
6/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2024 68. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2024 16:48
Merhaba arkadaşlar. İyi hafta sonları ve mutlu bir ay başlangıcı diliyorum hepimize. Yordam Kitaba, Puşkin’in çok değerli ve daha önce de Byelkin’in Öyküleri ve Yüzbaşının Kızı eserlerinde okuma fırsatı bulduğum bir eseri bizlere yeniden daha kaliteli baskı olarak hazırladığı için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Maça Kızı her okuduğumda beni etkilemeyi başaran Puşkin öykülerinden biridir. Hermann adındaki bir Alman’ın bir mühendis olarak Rus subayı olması bile dikkate değerdir. Evet, Stalingrad o zamanlar henüz yoktu. Tabi savaştan çok bir oyun üzerinde ilerlediğimizi belirtmek istiyorum. Hermann adındaki bu karakterin asıl amacının kumar olduğunu öğreniyoruz. Diğer subayları seyreder ve onların ne yaptığını kavramaya çalışır. Bu konuda bir anı gündeme geldiğinde ise kartlar yeniden dağıtılır. O da Tomsky’ni babaannesinden öğrendiği, kumarda her şeyini kaybettikten sonra 3 kart ile kazanmasıdır ve bu sırrı haliyle bizim Hermann da merak eder ve bu konuda kendine büyük bir takıntı yapar. Bundan sonrası ise çok garip bir trajedi ve insanın iç korkuları üzerine evrilen bir hikaye olur. Hermann’ın yaşlı kadının sırrını öğrenmek istemesi, kadının yaşadığı veya yaşamadığı diyelim, dönem ve Hermann’ın cesetlere yönelik kalkıp konuşma korkusunu okuduğumuzda bunu net anlamaktayız. Daha sonra işin içine hayaletler dahil olacak ve 3, 7 ve AS diyecektir. Bundan sonra kumarın ne kadar büyük bir batak olduğunu öğrenmekle kalmıyor bir insanı ne hale getirebileceğini de çok net anlıyoruz. Bu bir hikaye olsa da kolay para hırsı bürümüş, loto toto gibi ne varsa hepsine umut bağlamış insanlardan kazananların o paralardan sonra ne hale girdikleri, ne duruma düştükleri internette ibretlik hikayeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönüyle her daim her okuduğumda beni etkileyecek
Maça Kızı - Mısır GeceleriAleksandr Puşkin · Yordam Kitap · 2020533 okunma
7/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2024 67. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2024 10:11
Merhaba arkadaşlar. Hepimize günaydınlar. Haziran ayı hepimiz için sağlık, mutluluk, huzur getirsin. Yeni bir okuma serisine yeni ayın yeni gününde başladık. O halde başlayalım. Puşkin okur musunuz? Öyküleri ve oyunlarını beğeniyor musunuz? Yıllar var ki Puşkin okumadık. Şimdi hem güzel bir tiyatro ile başladık hem de içinde 4 farklı oyunu olduğu bilgisini vererek başlayacağız. Puşkin’i düşündüğüm zaman aklıma gelen tek kelime ‘Huzursuzluk’ diyebilirim. Sanırım bu yüzden onun kalemine karşı hep bir yakınlık beslemişimdir. Yine döneminin toplumuna yönelik eleştirilere odaklanan biri olsa da herhangi bir oluşuma üye olmamasına rağmen Rus yönetimine yönelik eleştirileri nedeniyle o da kendi payına düşeni almış ama içindeki huzursuzluğu hiç kaybedememiş biri. Kitaba adını veren oyun, Mozart ve Salieri ise, yazarın ölmeden önce sahnelenen tek oyunu olma özelliğine sahip. Pinti Şövalye oyunu için farklı durumlar söz konusu olsa da araştırmalar ölümünün hemen ardından sahneden kaldırıldığını bu yüzden onun da gösterildiğini belirtir nitelikte. Bunlar çok eski dönemler olduğu için net bir bilgiye ulaşmak kolay değil. Oyunlara baktığımızda ise tam bir doyuruculuk olmadığını, aslında bunun bizlerin roman türüne alışkın olmasından mı yoksa oyunların tam olmamış olmasından mı kaynaklandığı konusunda bir kesinliğim yok, hep bir belirsizlik yahut eksiklik var gibi hissettiğimi belirtmeliyim. Aralarında büyük bir sorun olan ve bu sorun dünya çapında da bilinen Mozart ve Salieri’nin birbirlerini en çok anlayacak insanlar olarak düşünülmesi ve bunun oyuna konu edinilmesi çok iyi düşünülmüştü. Salieri’nin yalnızlığı oyunda çok iyi işlenirken aynı zamanda şanssızlığı ise sanırım Mozart ile aynı dönemde yaşamış olması dersek doğru bir yorum yapmış oluruz. Bu biraz benzetme yaptığımızda,
Mozart ve SalieriAleksandr Puşkin · De Yayınevi · 1987280 okunma
Rus Edebiyatına Giriş/ Büyük Usta Puşkin
8/10
·576 syf.··
2023 15. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2023 02:25
Edebiyata ilgisi olan her kime sorsanız, roman ve öykü başta olmak üzere dünyanın en iyi edebi eserlerinin Rus Edebiyatından çıktığını söyler. Elimizdeki bu kitap ise Rus Edebiyatına giriş eseri kabul edilen, dönemin en aydınlatıcı, tarz ve içerik olarak türünün ilk örneklerinden olan, ilham verici bir eserdir. Aleksandr Puşkin ise yaşadığı dönemin edebiyat çevresinin oluşmasına vesile olmuş, kendisinden sonra gelen kuşaklara yön göstermiş aydın bir yazardır. Bu müthiş eserinde dönemin Rusya'sını resmederken kullandığı dili, gözlemleri sonucunda ulaştığı tespitleri ve kıvrak zekasıyla kurguladığı harikulade olay örgülerini harmanlayarak ortaya oldukça başarılı bir yapıt çıkarmıştır. Kitap derleme niteliğinde olup Puşkin'in düzyazı eserlerinin toplandığı ve en bilindik, en çok iz bırakan eserleri başta olmak üzere tüm novella ve öykülerini içinde barındırıyor ve çevirmen Ataol Behramoğlu'nun güzel bir önsözü ile başlıyor. Burda Ataol Behramoğlu kitaptaki eserler üzerine kısa kısa açıklamalar yaparak okuyucuyu esere alıştırmak, ısındırmak istemiş olsa gerek ki bu bilgiler doğrultusunda okuyucu eserler hakkında daha başlamadan her başlık hakkında küçük küçük fikirler edinmiş oluyor. Bu hususu eleştirenlerin de olduğu görülmekle birlikte beni rahatsız etmediğini söyleyebilirim. Kitaptaki eserlerin listesi ise şöyledir: 1- Büyük Petro'nun Arabı: Yarım kalmış bir roman denemesidir. Gayet güzel kurgulanmış ve okuyucusunda tadını damakta bırakan oldukça başarılı bir eser. İnsan "Keşke Puşkin bu eserini tamamlayabilseydi" diye düşünmeden edemiyor. 2- Mektuplarla Roman 3- Merhum Ivan Petroviç Byelkin'in Öyküleri A) Yayıncının Notu B) Atış C) Tipi D) Tabutçu E) Menzil Bekçisi F) Köylü Genç Bayan Tüm öyküler okuması keyifli öyküler olmakla birlikte, Tipi ve Menzil Bekçisi hikayelerini
Bütün Öyküler, Bütün RomanlarAleksandr Puşkin · Aleksandr Sergeyeviç Puşkin · 2020519 okunma
Reklam
Reklam