"Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levazımatı tedarik etmekle mükelleftir. En ehemm ve en elzem işler, takdim edilecektir." Bediüzzaman Said Nursî
‎Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının! Herkes yarın için ne takdim ettiğine bir baksın. Allah’tan korkup sakının! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.‎ ‎(59/Haşr, 18) Tevhid Meali
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kafayı sana bi kere takdım...
CERN, Tim Berners-Lee, Honorary Prix Ars Electronica
Bilgi Ağının Doğuşu: CERN’den Sanatın Zirvesine Bir Dijital Devrim Hikâyesi 1980’lerin sonuna doğru, İsviçre ve Fransa sınırının derinliklerinde, yerin altındaki devasa laboratuvarlarda insanlık tarihinin en büyük fizik deneyleri yapılıyordu. CERN, dünyanın dört bir yanından gelen binlerce dahi bilim insanıyla dolup taşıyordu. Ancak çok büyük bir sorun vardı: Bu kadar bilim insanı, ürettikleri muazzam miktardaki veriyi, makaleleri ve notları birbirleriyle paylaşmakta zorlanıyordu. Bilgi, her araştırmacının kendi bilgisayarında hapsolmuş durumdaydı. Bu dijital kargaşanın ortasında, CERN’de sözleşmeli olarak çalışan İngiliz bir bilgisayar mühendisi vardı: Tim Berners-Lee. Tim, laboratuvar koridorlarında yürürken sadece kablolardan oluşan bir ağ değil, insanların bilgilerini birbirine bağlayan küresel bir "örümcek ağı" hayal ediyordu. 1989 yılında masasına oturdu ve üstlerine bir proje teklifi sundu. Projenin adı World Wide Web (WWW), yani "Dünya Çapında Ağ"dı. İlk başta yöneticileri bu fikre biraz mesafeli yaklaştı; hatta amiri projenin üzerine "Belirsiz ama heyecan verici" notunu düşmüştü. Ancak Tim vazgeçmedi. Neext marka bilgisayarında ilk web sunucusunu yazdı, dünyanın ilk web sitesini kurdu ve internetin temel kurallarını belirledi. İşin en asil kısmı ise şuydu: Tim ve CERN, bu muazzam icadın patentini alıp zengin olmak yerine, insanlığın ortak mirası olsun diye tamamen ücretsiz ve açık kaynaklı olarak dünyaya hediye etti. Yıllar hızla geçti. Takvimler 1995’i gösterdiğinde, internet artık laboratuvar duvarlarını aşmış, evlere sızmaya başlamıştı. Dünyanın öteki ucunda, Avusturya’nın Linz kentinde ise bambaşka bir heyecan yaşanıyordu. Burada, dijital dünyanın "Nobel"i olarak kabul edilen, teknoloji ve sanatın kalbi Ars Electronica Festivali düzenleniyordu. Festival
1000Kitap
Azılı Bir Ateist Nasıl Müslüman Oldu?
Ateist Olan Mehmed Milaşev’in Dine Dönmesi İlk seminer olan Faiz Semineri, yaklaşık olarak üç saat sürdü. Sonunda, semineri büyük bir ilgi ile dinleyen hocalar, birer değerlendirme konuşması yaptılar. Bu seminerlerin başlamasında büyük gayreti olan ve kendisini saygıyla andığım Osmanlıca dersi hocası Yusuf Kerimov'un konuşması pek duygulu ve duygulandırıcı idi. "Biz burada Allah diyemezken şimdi dinî bir konuyu bu derece ayrıntılı olarak ele alabiliyoruz, dinleyebiliyoruz." şeklinde etkili bir konuşma yaptı. Ardından Enstitü müdürü Canbazov da konunun çok güzel bir şekilde işlendiğini ifade ederek takdirlerini dile getirdi. Kendisiyle ilk tanıştığım andan beri ateist olduğunu söyleyen ve bana karşı ateizmi savunmadan çekinmeyen Mehmed Milaşev de kısa bir konuşma yaptı. Şöyle dedi: "Ben bugüne kadar hep ateizme çalıştım, hep ateizme oynadım; ama ben İslâm'daki faiz konusunun bu şekilde olacağını hiç düşünemiyordum, bilmiyordum. Sanıyordum ki İslâm'daki faiz, asırlar önce bir komşunun diğerinden aldığı bir malı şu şekilde geri verirse bu faiz olur" diye o dö¬nemde de bir anlam ifade etmeyen ve hele günümüzde hiç¬bir manası olmayan bir anlayıştır. Ben konuyu böyle düşünüyordum. Yoksa böyle olacağını hiç düşünemezdim." dedi. İkinci Seminer: Kaza ve Kader: Bu seminerle ilgili yazıyı bana verdiklerinde bir nokta özellikle dikkatimi çekmişti. Ateist olduğunu açıktan söyle¬yen 69 yaşındaki Mehmed Milaşev, ateist oluşuna en çok kaza ve kader konusunu gerekçe görüyordu. Ona göre kaza ve kaderi kabul eden bir din, asla hak din olamazdı. Bu seminerle ilgili çalışmaları yaparken; onun ateistliğini üzerine bina ettiği düşüncelerinin temelsiz oluşunu ve aslında bunun onun bilgisizliğinden kaynaklandığını, do¬layısıyla seminer esnasında gerçeğin ortaya çıkacağını ve her şeyden önce de
Hayat ve İnsan
İyi gün Kalabalıkları lüzumu olmayan gösterişli hayatlar sürekli laf ebeligi yapan insanlar sahip oldukları ile yarışa giren olamadılari için hırsının kurbanı olup kalp kıran ve henüz senin kaderinde sana takdim edilmeyen zamanını bekleyen şeyler için seni küçümseyen insanlar için Rabbimin adaletinin sizlere takdim edileceği günü bekliyorum