Bilgi Ağının Doğuşu: CERN’den Sanatın Zirvesine Bir Dijital Devrim Hikâyesi
1980’lerin sonuna doğru, İsviçre ve Fransa sınırının derinliklerinde, yerin altındaki devasa laboratuvarlarda insanlık tarihinin en büyük fizik deneyleri yapılıyordu. CERN, dünyanın dört bir yanından gelen binlerce dahi bilim insanıyla dolup taşıyordu. Ancak çok büyük bir sorun vardı: Bu kadar bilim insanı, ürettikleri muazzam miktardaki veriyi, makaleleri ve notları birbirleriyle paylaşmakta zorlanıyordu. Bilgi, her araştırmacının kendi bilgisayarında hapsolmuş durumdaydı.
Bu dijital kargaşanın ortasında, CERN’de sözleşmeli olarak çalışan İngiliz bir bilgisayar mühendisi vardı: Tim Berners-Lee. Tim, laboratuvar koridorlarında yürürken sadece kablolardan oluşan bir ağ değil, insanların bilgilerini birbirine bağlayan küresel bir "örümcek ağı" hayal ediyordu.
1989 yılında masasına oturdu ve üstlerine bir proje teklifi sundu. Projenin adı World Wide Web (WWW), yani "Dünya Çapında Ağ"dı. İlk başta yöneticileri bu fikre biraz mesafeli yaklaştı; hatta amiri projenin üzerine "Belirsiz ama heyecan verici" notunu düşmüştü. Ancak Tim vazgeçmedi. Neext marka bilgisayarında ilk web sunucusunu yazdı, dünyanın ilk web sitesini kurdu ve internetin temel kurallarını belirledi. İşin en asil kısmı ise şuydu: Tim ve CERN, bu muazzam icadın patentini alıp zengin olmak yerine, insanlığın ortak mirası olsun diye tamamen ücretsiz ve açık kaynaklı olarak dünyaya hediye etti.
Yıllar hızla geçti. Takvimler 1995’i gösterdiğinde, internet artık laboratuvar duvarlarını aşmış, evlere sızmaya başlamıştı. Dünyanın öteki ucunda, Avusturya’nın Linz kentinde ise bambaşka bir heyecan yaşanıyordu. Burada, dijital dünyanın "Nobel"i olarak kabul edilen, teknoloji ve sanatın kalbi Ars Electronica Festivali düzenleniyordu.
Festival