Çeşitli, birçok kaynaktan akıp biriken öfkemiz, öyle olur ki, (belki) zavallılığı içinde pek de haketmediği -belki, layık bile olmadığı- bir biçimde, boktan birinin kafasında patlar: Aslında, o çok daha beterini haketmiştir; ama, işte layık değildir buna aslında.
Hayat koşulları yazar olmamı engellemişti; bu kadar basitti işte. Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu "kişisel gelişim" kitaplarının bağırıp durduğu "İstersen yaparsın!" sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. "İstemek" kavramı, "dilemek"ten ve "hayallere dalmak"tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.