On altincı yüzyıl, kilisenin dünyevi otoritesinin artik sonuna rupa ti. k kor ben di sanat sen uy C gelinmekte olduğunun isaretleriyle başlamişti. Hollandal manist bilim adami ve teolog Desiderus Erasmus (1469 1536)'un, Incil'in orijinal metinierinde Isa'nin da, Aziz Paul'un de hiçbir uygulamasının kilisenin o an yürürlükte olan pratiği ile uyuşmadığını, onların zamanındaki Hıristiyanlık ile uygula madaki Hiristiyanlik arasında neredeyse uçurum bulundugunu açıkça ilan etmesiyle reformasyonun geri dönülemez bir nokta ya geldiği anlaşılmaktadır.
Hiristiyanlığın merkezi olan Kıta Avrupa'sının hâkim me hebi Katolikliğin içinden cikan Protestan hareket kısa zamanda "mutlak otoritenin bölunmesine yol açtı.
Yenilesme ihtiyacı, baslangicta Hiristivanl her biri farklı bir din görüntüsü veren Katoliklik ve Ortodoksluk gibi iki önemli mezheple temsil edilir duruma getirmişti. Mücadele valnizca bu iki büyük mezhep arasında kalsaydı reformasyon daha da gecikebilirdi. Ancak, bu mezheplerle beraber başka ic bölünmeler de ortaya çıkınca, dinde yenileşme ihtiyaci bir zo runluluk haline geldi. Hıristiyanligın yayılma sürecinde, içlerin de italya, Almanya, Fransa, Hallanda gibi büyük ülkelerin de bulunduğu Avrupa kitasında kurulan üniversitelerde bile, bas langiçta mezheplerin, hatta tarikatlann belirleyici olduklan görülmektedir. Bir yanda Aristotelesçi geleneği sürdüren Do minikenler, diğer yanda Platon-Augustinusçu geleneği sürdü ren Fransiskenler hâkimdi. Örneklendirmek gerekirse on üçün cü yüzyıl Hiristiyan Avrupa'sinda adi geçen iki önemli tarikat mensupları arasında adlan mezheplerin de önüne geçen filo zoflar bulunmaktaydi. Albertus Magnus (1200-1280) ve ogren cisi Aziz Thomas Aquinas (1225-1274) gibi filozoflar Domini ken tarikatina mensupken, Britanya kökenli Roger Bacon (1214-1294), John Duns Scotus (1266-1308), Ockhamli Wil liam (1285-1349) gibi ünlü filozoflar da Fransisken tarikatina mensup idiler
…tümevarım yöntemiyle ulaşılan "bütün ördekler gridir" sonucu, yeni gözlem ve rastlantilarla test edilip, diğer zaman ve mekânlarda elde edilen bilgilerle “yanlışlanabilir.”
Skolastik dönemde, ózellikle Ockhaml William ile birlikte belirgin bir biçimde ortaya çıkan "yeni metot", on besinci ve altincı yüzyıllarda iyice gelişerek Francis Bacon döneminde tam anlamiyla uygulanmaya başlanır.