Gamze

Gamze
Kadir Akbaba 𐱅𐰀𐰤𐰼𐰃 𐱅𐰇𐰼𐰜𐰃𐰏 𐰴𐰆𐰺𐰃𐰔𐰆 𐰘𐰀𐰏𐰓𐰔𐰇!
Felsefe Öğretmeni
Yüksek Lisans
Erzurum
811 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Bertrand Arthur William Russell 1872-1970
2. Mantiksal Atomculuk M Mantiksal atomculuk, Russell'in felsefesinin temelinde yer alır. 1918'de verdiği mantıksal atomculuk felsefesi dersi ile bu düşün cenin yapısını ortaya koyar. Russell'ın mantıksal atomculuk ifade sini kullanmasının nedeni, ulaşmak istediği şeyin fiziksel atomlar değil, mantıksal atomlar olmasidır. Bunlar ise, tikeller veya yük lemler, ilişkiler gibi şeylerdir.5 Bu mantiksal atomlar, modern mantik tarafindan ortaya çikarılan atomsal önermelerdir. Bu önermeler birbirlerinden bağımsızdırlar. Ayrıca, formlari itibari ile ya doğru ya da yanlıştırlar ve olgulara karşılik gelirler. Mantiksal atomculuğun temel karakteri, felsefenin temelinde mantık olduğu, bu mantığın ise matematiksel mantığa dayandiğı düşüncesinde yatmaktadır.7 Bu düşüncede, her söylem ve bilgi, temelde atomsal önermelerden oluşur. Bu düşünceye ek olarak, mantiksal atomculuk öğretisi, dilin yapısı ile dünyanın yapisı ara sinda bir paralellik olduğu düşüncesidir. Dilin yapısı, modern man tiğın kurallarına göre işleyen mantıksal bir yapıdadır. Dünyanın yapisi ise, bu mantiksal-fiziksel paralellikten dolayı bilinebilir. Buradan da anlaşılabileceği gibi diış dünya, tikeller ile değil, önermelerle tanımlanabilecek bir dünyadır. Russell'in kendi ör nekleri ile gidecek olursak, Sokrates'in kendisi veya buna benzer herhangi tikelin kendisi, bir önermeyi doğru ve yanlış yapabilecek bir yapida değildir. Fakat "Sokrates ölüdür" ve "Sokrates hayatta dir" gibi iki önermeye bakacak olursak, birinin doğru diğerinin ise yanlış olacağını görürüz. Buradan, Russell'ın olgu olarak bahsettiği seyin, "Sokrates" gibi bir tikel değil de, tam bir cümle ile ifade edi len şeyler olduğunu anlarız. Yani olgular, cümle ile ifade ettiğimiz şeylerdir.2 üne yaptığı Filüne layik a Hidrojen şı'na karşi e nükleer
Sayfa 20
Felsefe ve Düşünce
Reklam
Alfred North Whitehead 1861-1947
Whitehead'in görüşlerine koşut olarak din ile bilim arasındaki ilişkinin geleceğimiz üzerinde belirleyici olduğunu söylemek mümkündür. Ancak buradaki ilişki çatışma temelli değil, uzlaşma ya dayalı bir şekilde gelişmelidir ve bu uzlaşı da felsefe aracilığıyla tesis edilebilir. Çünkü felsefenin temel görevi, din ile bilimi düşün cenin rasyonelitesine bağlı olarak bir araya getirmektir.² White head, bu konuya ilişkin düşüncelerini felsefe tarihinde Heraklei tos'tan bu yana tartışılan ve farklı düşünürler tarafindan yeniden ele alinan süreç felsefesi ekseninde temellendirir. Whitehead'in düşünce sisteminin merkezinde yer alan süreç felsefesi, çoğulcu ve dinamik bir şekilde işlerlik kazanır, başka bir deyişle durağan bir dünya görüşünü reddeder ve değişime odaklanır.
Sayfa 15
Felsefe ve Düşünce
Theophrastus Paracelsus
Geleneksel halk tibbina ilgi siyle birlikte, dağlar, ormanlar, yeraltı suları, toprağin derinlik leri de Paracelsus'un ilgi alanındaydı. Hem felsefe tarihi hem de tip tarihi açısından önemli bir yeri olan Paracelsus "iç dünya" ile "dis dünya" arasında bir uyum olduğu düşüncesinden yola çıkmiştır. Bu doktor filozofa göre, insan doğayı tanımalidır; ancak böyle bir yolla sağlıklı yaşayabilir. İnsanın doğayı tanı ması demek, doğanın kendini tanıması demektir; çünkü insan doğanin bir parçasıdır. "İyi doktoru felsefe dünyaya getirir."
Sayfa 29
Felsefe ve Düşünce
Nicolaus Cusanus
Eski ile yeni arasında bir köprü görevi gören Cusanus, duyu bilgisi ile düşünmenin kavramlarını birleştirerek somut bilgi ile düşünce bilgisi arasındaki ayrımı ortaya koyar. Dağınik duyu bilgisinin birleşik ve tam bir bilgi değeri taşımasi için "düşünce" tarafindan toplanması, bunların tasavvur yetisi (phantasia) içerisinde toplanması ve nihai olarak bütün bu asavvurlarin da akil tarafindan birleştirilmesi gerekir. Böylece, duyum ile “düşünme” arasında bir birlik sağlanmış olacaktır
Sayfa 26
Felsefe ve Düşünce
Bu sarsılma Katolik inancı yok etmediyse de, Hiristiyanlik, rtik ortaçağlarda uygulanan bir dini pratikten hizla uzaldaşıp, yeni yorumlar ve anlayışlarla bir anlamda sekülarizme ayak uydurmaya çalışarak, büyük ölçüde “dünyevi alanin" dışina çikarildi.
Felsefe ve Düşünce