1957 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Albert Camus tarafından kaleme alınan Veba, Oran kentinde açığa çıkmış ve kenti kasıp kavurmuş olan bir salgını anlatır. Bu salgını farklı karakterlerin felakete olan farklı bakış açılarından faydalanarak ele almıştır. Kitap Rieux’un apartmanında bulunan ölü sıçanlarla başlar. Ölmüş sıçanlar bir şakayı andırsa da aslında o zamanlarda vebanın bir habercisidir. Önce sıçanları toplu şekilde öldüren veba ardından insanları hayattan koparmaya başlamıştır. Albert Camus salgından etkilenen insanları Doktor Rieux, Tarrou, Grand, Cottard, Gazeteci Rambert ve Rahip Paneloux karakterleri ile anlatır. Rieux salgının ilk anlarından itibaren olacakları karamsarlıkla tahmin etmiş olaylara gözlemci bir bakışla yaklaşmıştır. Nesneldir ve soğukkanlıdır ancak zaman zaman hastalığın gaddarlığına karşı soğukkanlılığını kaybetmiştir. Rieux doktorluğun kendine getirdiği sorumlulukları yerine getirir ancak hastalık karşısında çaresizliği iliklerine kadar hisseder. Tarrou kahramandır. Kendini bu hastalıkla mücadeleye adamak ister. Kurtuluşun mücadele olmadan elde edilemeyeceğini ölecekse de bu mücadeleyi verip gururlu bir şekilde ölmeyi yeğler ve elinden geleni yapar. Grand toplumu temsil eder. Hastalık hayatına girdiği andan itibaren kapana kısılmıştır. Cottard toplum tarafından hep örselenmiş topluma kızgın bir karakterdir. Vebanın gelmesi onun öfkesini ortaya çıkarmasına sebep olmuş, işlediği suçlarla para kazanmasına ve toplumdan bir nevi intikam almasına yardımcı olmuştur. Cottard vebadan memnundur ve sıkı sıkıya bağlıdır. Gazeteci Rambert kendisini hep Oran’a yabancı ve vebayı onu ilgilendirmeyen bir illet olarak kabul eder. Veba onu sevdiklerinden uzak tutan bir engel Oran ise bir hapishanedir. Rahip Paneloux vebanın gerçeklerine hakim olmakla