Tomris
Hakka tapan haksız Kaç saat uğraştın be imansız Gözleri perdelenmiş arzularıyla Kabullenmez yansımadaki farz-ı mahlukuyla Gir içeri çık duadan be fail-i mechul insan Dilim yerin dibinde Sende sevmezsin söyleşimi belki de Hak hukuk değil dengide Sıksın suyunu dünya Alsın ahımı bir rûya Dönmez devran buradan geri amâ Gün vahşet dil dehşet şuuru buhardan bir kasvet Kaygan bir köpük akar damla damla yere bulanık bir gerçek zihninde tekrar edecek Ey farkındalık beş durak ayân Yaz gözünle beyân Venüs Ak deli Al belli Kimse sevmesin seni Ne semud Ne Talmud Ne de Lut Dili kirletemez sen gibi ey put
Yahudilerin kitabı Talmud'ta; "Köpekler, yahudi olmayanlardan üstündür. Eti köpeğe ver, yahudi olmayanların et yemesi doğru değildir." diye yazıyor. Türkiyedeki köpek meselesine bir de bu açıdan bakılırsa ...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Yahudi 'insanlık' derken kendinden bahsediyor. Talmud'da sadece Yahudilerin insan olduğu, Yahudi olmayanların ise seçilmiş insanlara hizmet etmek için yaratılmış hayvanlar olduğu yazılıdır." Julius Streicher
KİBİR VE IRKÇILIK 3 - KÖKEN FETİŞİZMİ
İnsan neden bencildir? Kötülük nereden gelir? Gurur neden bu kadar yıkıcıdır? İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik geleneklerinin ortak miras havuzunda bu sorulara cevap arayan anlatıların en çarpıcılarından biri, İblis’in düşüşü hikâyesidir. Kur’an-ı Kerim bu anlatıyı birden fazla surede, her seferinde biraz farklı bir vurguyla aktarır; A’râf, Hicr, İsrâ, Kehf, Sâd ve Bakara surelerinde sahnelenen bu reddediş anı, yalnızca bir dinî kıssa değil; insan psikolojisinin ve toplumsal dinamiklerinin derin bir alegorisidir. Sahneyi hatırlayalım: Allah, Hz. Âdem’i yaratır ve meleklere secde etmelerini emreder. Meleklerin tamamı itaat eder; yalnızca İblis direnir. Gerekçesi açıktır ve son derece dikkat çekici bir mantık taşır: “Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan.” (Sâd, 76). Bu cümle, salt bir isyan ifadesi değil. İçinde eksiksiz bir düşünce sistemi yatıyor: Bir karşılaştırma, bir hiyerarşi iddiası ve bu iddiayı besleyen bir köken argümanı. İblis, kendisini Âdem’den üstün ilan etmek için hammaddeye başvurur: Ateş, çamurdan yücedir; dolayısıyla ateşten yaratılan ateşten yaratılmamış olandan yücedir. Bu, köken fetişizminin arketipik ve en yalın biçimidir. İslam düşünce geleneği bu sahneyi defalarca işlemiş, her büyük müteferrik onda yeni bir katman keşfetmiştir. İmam Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn‘in kibir ve ucb bölümünde — Kitâbü Zemmi’l-Kibr ve’l-Ucb — şunu yazar: Kibir, kişinin kendini başkasından büyük görmesidir ve bu görüşü doğru sandığı sürece büyüklük taslama eylemine yönelir. Gazâlî için kibrin en tehlikeli boyutu, onun bilişsel bir bozukluk olmasıdır: Kibirli insan, gerçekliği kendi hiyerarşik şemasına göre yeniden biçimlendirir; görmek istediğini görür, duymak istediğini duyar. Bu bozulmuş algı sistemi, zamanla kişiyi hem Yaratıcıdan hem de
Tarih-Araştırma
Talmud
Yahudiler, Nil'den Fırat'a kadar tüm İncil'deki İsrail topraklarına yerleşecekler. ➖ Bu sadece Gazze, Yahuda ve Şomron'u değil, aynı zamanda Lübnan'ın tamamını, Türkiye'nin, Suriye'nin, Ürdün'ün ve Mısır'ın bir kısmını da kapsayacak. ➖ Şabat 32b'deki Talmud, Mesih geldiğinde her Yahudi'nin 2800 Yahudi olmayan hizmetçisi olacağını söyler. ➖ Bu, Zekeriya Bölüm 8, Ayet 23'teki bir ayete dayanmaktadır. Talmud Nedir
ESKİ TARİHLERDEN İSLAM’A ÖRTÜNME
Türk tarihine göz atıldığında İslam öncesi Türk kadınının giyim kuşamının günlük yaşamında sıkıntı yaratmayacak basitlikte, kendine yakışan ve son derece özgür olduğu anlaşıldı. Aslında eski Türk kadınıyla eski Türk erkeği arasında giyim kuşam konusunda esaslı bir farklılık yoktur. Türklerin 8. yüzyıldan sonra Müslüman olmalarıyla birlikte kadın giyim kuşamı tartışılmaya ve farklılaşmaya başlamıştır. Aslında kadının örtünmesi İslam’la başlamış değildir. Örtünme İslam’dan çok önce de vardır. Kadınların başörtüsünden söz eden ilk metin Hammurabi Kanunlarıdır. MÔ 4. bin yılda Babil Kralı Hammurabi'nin hazırladığı kanunlarda "Kadınlar sokağa çıkarlarken başlarını açmayacaklardır" denilmektedir. Başörtüsü kavramı, Babiller’in öncüsü Sümerlerde de görülmektedir. "Genel kadın" görevi yapan Sümer rahibelerinin diğer kadınlardan ayrılmaları için başlarının örtüldüğü görülmektedir. Daha sonraları MÔ 1500'lerde bir Asur kralı yaptığı bir kanunun 40. maddesi ile evli ve dul kadınları da başlarını örtmeye mecbur etmiştir. Fakat kızların, cariyelerin ve sokak fahişelerinin örtünmesini yasaklamıştır. Bu gelenek zaman içinde Yahudilere geçmiştir. Yahudi kadınları evlenince saçlarını tıraş ettirip, başlarını bir peruk veya başörtüsü ile örtmüşlerdir. Çarşaf ise ilk olarak Hititlerde ortaya çıkmıştır. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde pişmiş toprak kabın üzerindeki bir kadın resmi günümüzdeki çarşaflı kadınının birebir kopyası gibidir. Antik Yunan'da ve eski Mısır'da da başörtüsü vardır. Heraklit, eski Yunan ve Mısır kadınlarının başörtüleri hakkında şu bilgileri vermektedir: "Giysilerin başa gelen kısmı öyle sarılır ki, yüzün tümü peçeyle örtülmüş gibi görülür. Zira sadece gözler ortada kalır. Yüzün diğer bölümleri ise giysinin bir parçası ile tamamen