1/10
·456 syf.·
2026 2. kitabı
SPOİLER! Hayatım boyunca okuduğum en kötü kitap. Yazılmış olmak için yazılmış gibi. John'un babası geçmişte seri katilmiş ve sadece bunu biliyoruz. Yaptığı şeyleri bilmiyoruz, John'un travmalarını bilmiyoruz. Sürekli olarak bahsedilen bir gerçek suç belgeseli var ama onun hakkında da bir şey bilmiyoruz. 450 sayfa boyunca "babam gibi olmak istemiyorum" diyor ama bunun haricinde bir şey demiyor. Neden baban gibi olmak istemiyorsun? Bana bunu açıkla. Kanlı videolar çekip bunu etkileyici bulan birisinin katil olmak istemiyorum demesi hiç de samimi değil. İki karakteri de bu fetişe sahip olacak ciddi travmaları vardı ama bunların hepsi sözde kalıyordu. İlk 200-250 sayfa yine konuyla alakalıydı. Maskeli adam ve onu bulmaya çalışan kız. Sonrası sadece kitap uzasın diye yazılmış gibiydi. Bir anda katil oldular, o cesetten kurtuldular falan filan. Genel olarak çok kötü bir kitaptı. Normalde bir kitaba "çok kötü" demek beni rahatsız eder ama bu kitaba daha uygun bir tanım bulamıyorum.
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025564 okunma
Beni Ona Bağışla
4/10
·192 syf.··
2026 30. kitabı
Bu kitaba neden bu kadar düşük puan verdim adlı elestirimize hoş geldinizzzzz Hemen konuya giriyorum beni tanımayanlar için çok feminist bir kızımdır.Gercci bu doğru tanım degil cunku ben her insana karşı ayni politikayı sergiliyorum.Oyle ki yakında insan hakları evrensel bildirgesine donucem.Sonuç olarak emirlerden ve insanlara bir eşya gibi davranilmasindan nefret ederim. Bu kitapta da oyle bir alıntı var ki beni bu puana surukledi.Yani "sen benimsin"sozunden de nefret eden birine böyle sacmaliklarla dolu bir paragraf okuttunuz.Kitabı duvara carpmama neden olan bu alinityi bir daha gormek istemiyorum. Tyler Bell ilk basta dikkatimi çekse de artık cehennemlik gozumde.Yani karına insan içinde o tarz laflar soylemek berbat.Anlamadığım şey kadının bu sozlere pek tepki vermemesi.Bana soylense ben kendim s*kerim karsimdakini.Bana sahip olman benim hakkımda böyle sozler soyleyebilecehin anlamına gelmiyor.Tüm bu sozlerden sonra okumaya devam edebilmem buyuk bir basari bence.Nazik olacaksın kardesim ya. Bir de bu kitap ile ilgili şikayetim arzu ile aşkın karıştırılması.Kusura bakmayın ama kimse aşık olunca kendini parmaklamiyor.Kimse aşık olduğu için iç çamaşırı giymemezlik yapmıyor.Arzunuz ile aşkı lekelemeyin lutfen.Sevhet ve Ask ayni şey olsaydı farklı kelimeler kullanmazdik. Ote yandan bu kitapta da onceki gibi guzel alintilar ve sozler vardi.Puanim gerçekten o alıntılara.
Gece Yarısı AyiniSierra Simone · Pukka Yayınları · 2024307 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Yazmak intihar etmenin en kanuni biçimi”
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 13:30
Muhteşem. Aslında diyebileceğim başka hiçbir şey yok. Yine de bu tanım etrafında dönen birkaç kelam daha edeceğim. Sert, sarsıcı, rahatsız edici metinleri sevenlerin (mesela Hakan Günday, Chuck Palahniuk okuyanların) kesinlikle keşfettiğine eminim, ben biraz geç kaldım. Aslında yazarın Nü Peride’sini uzun yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. Listemde bu kitabı epeydir beklemekteydi. Ne yazsa okurum, her kitabını alırım dediğim yazarlar arasına girdi kendisi. Kitapta eğer son okuma sırasında gözden kaçmadıysa tekrar eden bir bölüm var, o biraz rahatsız etti, bilinçli tercih de olabilir emin olamadım. Eksik Parça Yayınları’nın kaliteli bir baskısıydı, ayraçlı, kalın kâğıtlı. Artık bu kalitede kitaplar basılmıyor tasarruf derdinden. Konusuyla, anlatımıyla, cesur ve keskin diliyle nefis bir roman. Kısacık, hemen bitiyor, bitmesin dedirtiyor. Bir de bana Kaybedenler Kulübü’nü feci anımsattı, bağlantı var mı bilmiyorum, sadece kahramanın radyocu olması sebebiyle öyle hissetmiş de olabilirim. Rus jiletlerine itibar etmeden okuyunuz :) 
Edebiyat & Roman
Varlık ve PiçlikHakan Akdoğan · Eksik Parça Yayınları · 2019219 okunma
Sek erkek Nkytos..
6/10
·688 syf.··
2026 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:11
Sera’nın planı ortaya çıktı, Nkytos’la aralarında ki güven sarsıldı. Artık ona kimse güvenmiyor. Sera’nın sahip olduğu tek şey vazifesi. Ancak Nkytos’un bir planı var ve birlikte çalışırken aralarındaki ateşli tutku işleri zorlaştırıyor. Taktıkları zevkin ve benzersiz şehvetin anıları Sirenlerin karşı konulmaz çağrısı gibi. Sera formalite gereği konsort olmaktan daha fazlasını istediğini fark ettiği zaman, tehlike daha da büyüyecek. Nkytos’un sevgisi olmadan yükselişten sağ çıkması mümkün değil, ne var ki Nkytos sevmekten aciz. Zaman tükeniyor hem Sera hem de Diyarlar için. Bu tanım bütün kitabı özetliyor aslında. Bununla beraber on sayfada bir Sera ve Nkytos’un mart kedileri gibi olmasını izlemek..bi yerden sonra sıktı. Kitabın sonu tahmin ettiğim gibi bitti, bunun olması gerekiyordu. Meraktan ve Nkytos için seriye devam tabiki.
Alıntı
Alevdeki IşıkJennifer L. Armentrout · Dex Kitap · 2024122 okunma
Puan vermedi·163 syf.··
2026 24. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:49
Bu kitap ilk bakışta kaybedenlerin ve dibe vurmuşların hikâyesi gibi görünse de; özünde, kitabın başkarakteri Bakır'ın, hayata tutunma çabasını da anlatır aynı zamanda... Bakır, tabiri caizse denize düşmüştür ve boğulmamak için tutunacak bir dal aramaktadır. Yoksulluk ve yalnızlığın girdabında kulaç atmaya çalıştıkça daha çok dibe batar. Bu yoksulluk sadece paranın değil, sevgi ve umudun da yoksunluğudur aslında... Bazen kaybettiğiniz için yalnız kalmazsınız, yalnız kaldığınız için kaybedersiniz hayatta... Yanında tutunacak bir el, bir nefes, bir ses arar insan... Yani bir anlâm arayışı... O anlâmı bulamadığında ise hayat size yol ayrımları sunar; ya hakikâti buldurur o yol, ya da yanlış tercihlerinizle dibi gördürür. Bakır, maalesef uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla birlikte intiharın eşiğinde gezen, savrulan bir gençtir. "Müptezel" tanım olarak; "saygınlığını yitirmiş, değersiz, bayağılaşmış ve ayağa düşmüş kişi," anlâmlarına geliyor. Bazı sevgili okur arkadaşlarımız kitaba dair "inceleme"lerinde bolca küfür içerdiği için kitabı fazlasıyla eleştirmişler ama adı üzerinde: "bayılaşmış, saygınlığını yitirmiş" insanların nazik bir İstanbul türkçesiyle konuşmaları beklenemezdi sanırım değil mi? Bence Emrah Serbes yapmacıklıktan uzak, tam da olması gerektiği gibi küfürlü bir dil kullanmış ve bu dil, kitabı çok daha samimi ve gerçekçi kılmış. Örneğin, Brad Pitt'in "Furry" filmini izlediyseniz hatırlarsınız, filmde bir amerikan subayını oynamıştı ve saçlarını yıkadığı bir sahne vardı. O sahnede saçlarından simsiyah bir çamur akmıştı. Yönetmen, aslında o sahneyle birlikte izleyiciyi tam anlâmıyla savaş atmosferinin içine çekmek istiyordu. Bir de bizim dizilerimizdeki dağlık arazide gezip çatışmaya giren ve botları dahi kirlenmeyen başrollerimizi aklınıza getirin ve
MüptezellerEmrah Serbes · İletişim Yayınları · 20168,6bin okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma