Savaş gibi görünmeyen savaş.
Puan vermedi·224 syf.··
2026 3. kitabı
Kargalar izliyorlar. Herhangi bir eylemde bulunmuyor ve sadece gözlemliyorlar etraflarındakini. Kötülüğün olduğu yerde baş gösteriyor ve sadece izliyorlar. Büyük Irmaklardan Bile kitabı; küçük olayların nasıl büyük değişiklikler yaratabileceğini, savaşın görünürde savaş olmadan da yaşanabileceğini ve tanımların nasıl yıkıcı olabileceğini anlatan başarılı bir roman. Kitabın başında ada yaşaması huzurlu bir yer. Farklılıklar önemsenmiyor. Güzel-çirkin pek de umursanmayan kavramlar. İnsan, insan olduğu için insan. Herkes kendine özgü. Dibâcede de yazdığı gibi: "Herkes kendi rengindeydi. (...) Bir şeyin ne olduğunu başka bir şeyden hareketle anlatmak mümkün değildi. Her şey kendisiydi." Sonrasında adaya Zedeler geliyor. Kitapta bir süre daha bir sorun çıkmıyor. Zedeler de insan çünkü ve insan, insan olduğu için insan. Karakterler yardımcı bile oluyorlar Zedelere. Ancak sayı arttıkça tek tük rahatsızlıklar çıkıyor. Hala çok değil ama. Asıl sorunlar Yüksek Ülkenin müdahalesi ile başlıyor. Kitabın başında adada hiç karga yok. Karakterler karga nedir tam bilmiyorlar bile. Ancak Yüksek Ülkenin müdahaleleri ile kargalar da görünmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe kargaların sayısı da artıyor. Kötülük yayıldıkça kargalar da yayılıyor. Hatta sonda her tarafı kaplıyorlar. Kötülüğe bir katkı sağlamıyorlar; ancak durdurmuyorlar da, sadece gözlemliyorlar. Bu yönden ana karakterimizi, anlatıcımız Yamuk'u andırıyorlar. Yamuk, doğrudan bir etki sağlamıyor kitaptaki olaylara. Sivri Adamlar geldiğinde karşı çıkmıyor onlara. Yanlarına gidip konuşacağında bile yanında hep birileri oluyor. Karşı çıkmaya çalışacağında bu, bir kaç sahne ileriye gitmiyor. Yamuk gözlemliyor, uyum sağlıyor. Çevresinde kim varsa ona uyuyor. Zedeler geliyor; kimi zaman zedelere yardım ediyor, kimi zaman onlarla sohbet
1000Kitap
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022509 okunma
"Deleuze Okuması Üzerine Notlar"
Puan vermedi·464 syf.·
2026 39. kitabı
Deleuze'ün makalelerini ve söyleşilerini bir araya getiren bu derleme, adeta bir düşünce labirenti gibi. İktidardan psikanalize, delilikten sanata kadar pek çok yere uğruyor. Okurken altını çizdiğim ve üzerine en çok düşündüğüm yerlerden birkaç not paylaşmak istedim. Ama şunu da söylemeliyim, yakaladıklarım bütün bunların içinde küçük bir nokta gibi :) Özellikle iktidar üzerine söyledikleri bugün için bile fazlasıyla tanıdık geliyor. Çünkü ona göre iktidar artık bir kralın ya da tek bir kişinin elinde değil; her yere yayılmış durumda. Medyada, bürokraside, kurumlarda, gündelik ilişkilerde... Çoğu zaman kararları gerçekte kimin aldığını göremiyoruz ama bu görünmez düzenin en çok kimi ezdiğini görebiliyoruz. Bunu okurken, görünürde güçlü duran liderlerin bile çoğu zaman daha büyük bir mekanizmanın parçası gibi işlediğini düşündüm. Deleuze'ün dikkat çektiği bir diğer nokta da dilin bu yapının dışında kalmaması. Dil yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda yönlendiren, şekillendiren, neyin nasıl olması gerektiğini hissettiren bir alan. Nasıl yaşamamız, neyi istememiz, nasıl davranmamız gerektiği çoğu zaman fark etmeden oradan geçiyor. Bence kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri de adını aldığı "Issız Ada" metaforu. Deleuze iki tür adadan söz ediyor: Bir kısmı anakaradan koparak oluşuyor, bir kısmı ise okyanusun derinliklerinden, volkanik patlamalarla sıfırdan doğuyor. Ama onun asıl ilgilendiği şey coğrafya değil; insanın iç dünyası. İnsan bazen gerçekten de kendi adasına çekilip alıştığı kimliklerden , rollerden ve kurallardan uzaklaşmak istiyor. (Keşke yapabilsek :) Bu yüzden de Robinson Crusoe'yu eleştiriyor. Çünkü Robinson adaya düştüğünde yeni bir dünya kurmuyor; eski dünya düzenini oraya taşıyor. Çalışma, mülkiyet ve ahlak anlayışı değişmiyor. Yani fiziksel
Felsefe
Issız Ada ve Diğer MetinlerGilles Deleuze · Bağlam Yayıncılık · 200928 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1/10
·456 syf.·
2026 2. kitabı
SPOİLER! Hayatım boyunca okuduğum en kötü kitap. Yazılmış olmak için yazılmış gibi. John'un babası geçmişte seri katilmiş ve sadece bunu biliyoruz. Yaptığı şeyleri bilmiyoruz, John'un travmalarını bilmiyoruz. Sürekli olarak bahsedilen bir gerçek suç belgeseli var ama onun hakkında da bir şey bilmiyoruz. 450 sayfa boyunca "babam gibi olmak istemiyorum" diyor ama bunun haricinde bir şey demiyor. Neden baban gibi olmak istemiyorsun? Bana bunu açıkla. Kanlı videolar çekip bunu etkileyici bulan birisinin katil olmak istemiyorum demesi hiç de samimi değil. İki karakteri de bu fetişe sahip olacak ciddi travmaları vardı ama bunların hepsi sözde kalıyordu. İlk 200-250 sayfa yine konuyla alakalıydı. Maskeli adam ve onu bulmaya çalışan kız. Sonrası sadece kitap uzasın diye yazılmış gibiydi. Bir anda katil oldular, o cesetten kurtuldular falan filan. Genel olarak çok kötü bir kitaptı. Normalde bir kitaba "çok kötü" demek beni rahatsız eder ama bu kitaba daha uygun bir tanım bulamıyorum.
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025570 okunma
Beni Ona Bağışla
4/10
·192 syf.··
2026 30. kitabı
Bu kitaba neden bu kadar düşük puan verdim adlı elestirimize hoş geldinizzzzz Hemen konuya giriyorum beni tanımayanlar için çok feminist bir kızımdır.Gercci bu doğru tanım degil cunku ben her insana karşı ayni politikayı sergiliyorum.Oyle ki yakında insan hakları evrensel bildirgesine donucem.Sonuç olarak emirlerden ve insanlara bir eşya gibi davranilmasindan nefret ederim. Bu kitapta da oyle bir alıntı var ki beni bu puana surukledi.Yani "sen benimsin"sozunden de nefret eden birine böyle sacmaliklarla dolu bir paragraf okuttunuz.Kitabı duvara carpmama neden olan bu alinityi bir daha gormek istemiyorum. Tyler Bell ilk basta dikkatimi çekse de artık cehennemlik gozumde.Yani karına insan içinde o tarz laflar soylemek berbat.Anlamadığım şey kadının bu sozlere pek tepki vermemesi.Bana soylense ben kendim s*kerim karsimdakini.Bana sahip olman benim hakkımda böyle sozler soyleyebilecehin anlamına gelmiyor.Tüm bu sozlerden sonra okumaya devam edebilmem buyuk bir basari bence.Nazik olacaksın kardesim ya. Bir de bu kitap ile ilgili şikayetim arzu ile aşkın karıştırılması.Kusura bakmayın ama kimse aşık olunca kendini parmaklamiyor.Kimse aşık olduğu için iç çamaşırı giymemezlik yapmıyor.Arzunuz ile aşkı lekelemeyin lutfen.Sevhet ve Ask ayni şey olsaydı farklı kelimeler kullanmazdik. Ote yandan bu kitapta da onceki gibi guzel alintilar ve sozler vardi.Puanim gerçekten o alıntılara.
Gece Yarısı AyiniSierra Simone · Pukka Yayınları · 2024307 okunma
“Yazmak intihar etmenin en kanuni biçimi”
10/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 13:30
Muhteşem. Aslında diyebileceğim başka hiçbir şey yok. Yine de bu tanım etrafında dönen birkaç kelam daha edeceğim. Sert, sarsıcı, rahatsız edici metinleri sevenlerin (mesela Hakan Günday, Chuck Palahniuk okuyanların) kesinlikle keşfettiğine eminim, ben biraz geç kaldım. Aslında yazarın Nü Peride’sini uzun yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. Listemde bu kitabı epeydir beklemekteydi. Ne yazsa okurum, her kitabını alırım dediğim yazarlar arasına girdi kendisi. Kitapta eğer son okuma sırasında gözden kaçmadıysa tekrar eden bir bölüm var, o biraz rahatsız etti, bilinçli tercih de olabilir emin olamadım. Eksik Parça Yayınları’nın kaliteli bir baskısıydı, ayraçlı, kalın kâğıtlı. Artık bu kalitede kitaplar basılmıyor tasarruf derdinden. Konusuyla, anlatımıyla, cesur ve keskin diliyle nefis bir roman. Kısacık, hemen bitiyor, bitmesin dedirtiyor. Bir de bana Kaybedenler Kulübü’nü feci anımsattı, bağlantı var mı bilmiyorum, sadece kahramanın radyocu olması sebebiyle öyle hissetmiş de olabilirim. Rus jiletlerine itibar etmeden okuyunuz :) 
Edebiyat & Roman
Varlık ve PiçlikHakan Akdoğan · Eksik Parça Yayınları · 2019219 okunma
Sek erkek Nkytos..
6/10
·688 syf.··
2026 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:11
Sera’nın planı ortaya çıktı, Nkytos’la aralarında ki güven sarsıldı. Artık ona kimse güvenmiyor. Sera’nın sahip olduğu tek şey vazifesi. Ancak Nkytos’un bir planı var ve birlikte çalışırken aralarındaki ateşli tutku işleri zorlaştırıyor. Taktıkları zevkin ve benzersiz şehvetin anıları Sirenlerin karşı konulmaz çağrısı gibi. Sera formalite gereği konsort olmaktan daha fazlasını istediğini fark ettiği zaman, tehlike daha da büyüyecek. Nkytos’un sevgisi olmadan yükselişten sağ çıkması mümkün değil, ne var ki Nkytos sevmekten aciz. Zaman tükeniyor hem Sera hem de Diyarlar için. Bu tanım bütün kitabı özetliyor aslında. Bununla beraber on sayfada bir Sera ve Nkytos’un mart kedileri gibi olmasını izlemek..bi yerden sonra sıktı. Kitabın sonu tahmin ettiğim gibi bitti, bunun olması gerekiyordu. Meraktan ve Nkytos için seriye devam tabiki.
Alıntı
Alevdeki IşıkJennifer L. Armentrout · Dex Kitap · 2024122 okunma