Puan vermedi·134 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:17
Ölümcül Kimlikler kitabı, insanların kendini nasıl tanımladığı üzerinden ilerliyor ama asıl mesele şu: İnsanlar gerçekten tek kimlikli mi yoksa bunu kendileri mi böyle dayatıyor? Kitap bu sorunun etrafında dönüyor. Amin Maalouf a göre insan tek bir kimlikten oluşmaz. Ama bence asıl problem, insanların bunu bilmesine rağmen kendini tek bir kimliğe indirgemesi. Çünkü bu daha kolay. Bir gruba ait olmak, düşünmeden taraf tutmak, sorgulamadan “biz” demek. Kitapta geçen “biz ve onlar” ayrımı da tam olarak buradan çıkıyor. "Kimliğim beni başkalarından ayıran değil aynı zamanda onlara bağlayan şeylerin toplamıdır.” düşüncesi güzel ama pratikte bunun tam tersini yaşıyoruz. Bağlayan şeylerden çok ayıran şeylere odaklanıyoruz. Kitap kısa ama ortaya attığı mesele basit değil. Başta biraz sıkıcı geldi fakat sonrasında sorgulanan konular ilgimi çekti. Deneme sevenler için güzel bir kitap.
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma
Ahh Beyoğlu ...
9/10
·352 syf.··
2026 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:22
__Çember Apartmanı deyınce, bir apartmanda yaşayan insanların hikayesidir herhalde diyerek okumaya başladım. Evet, apartmanda yaşayan insanların hikayesi.. Amaaaaa Bu apartman, bir şehirde asırlardır sırt sırta yaşayan, birbiri ile evlenen, dost olan ; bir vatanda iki olmaya zorlanmış insanların hikayesini anlatıyor. 75 yasındakı başkarakter olan Periklis efendinin hayatını okurken, 6-7 eylül 1955 olaylarına, 1964 sürgününe... Olayların öncesine sonrasına, yarasına, gözyaşına ortak ediyor. Kıbrıs'ta insanlarımızın zulme ugradıgı dönemlerde, asırlardır İstanbulda yaşayan rumların maruz kaldıgı bir zulme tanıklık ediyor. Aralarında "zulme hayır biz kardeşiz" dıyen, Osmanlıya Türkiyeye vatanın evladı olarak sadık kalan, kız alıp veren, yanyana dükkanlarda çay içen, dertlenen, gülen insanların bir gecede düşman edilişinin hikayesi. Bir tarafta soydaşları zulme ugrarken, aynı zulmü masum insanlara reva görenlerimizin malesef ayıbı... Keşke olmasaydı dedim. Katledılen insanlar, te*vüze ugrayan kadınlar, yıkılan mezarlar etrafa sacılan kemıkler, sunnet edılen rum dın adamı ve daha neler neler okudum. İnsan ne tuhaf, taraf tutmak söz konusu olunca hemen düşman kesiliverıyor kardeş olanlar. Ne çabuk tuzaga düşüyoruz. Ne cabuk oyununa geliyoruz bizi ezmek isteyen fillerin. Fare gibi oynatıyoruz kendimizi. Kitap sadece bu acılarla ilerlemıyor tabiki bu travmaları yaşayan Periklis'in okul yılları, mahalleli ile yasadıkları, komsulukları, aşkları ( Ülker, Markela, Leyla) nı da konu alıyor. Herkes Yunanistan'a giderken, bir aşkın hasreti ile İstanbulda bekleyişini... Çok güzel akan bir kitaptı. Nasıl ilerledi anlamadım. Yazarın kalemi ile ilk kez tanıştım ve cok begendim. Yunanaca bazı kelimelerin altını çizdim, anlamalrına baktım. Çok güzel kültürel bilgiler edindim. Tek tuhaf
Çember ApartmanıDefne Suman · Doğan Kitap · 0476 okunma
Reklam
Anlatmak, Dinlemek ve Hatırlamak İçin: Anlatış
9/10
·288 syf.··
2026 14. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 01:10
Bazı roman sonları okuru ters köşe eder ya, ben bu romanda daha ilk sayfalarda ters köşe oldum. Roman oldukça hızlı ve sarsıcı bir başlangıç yaptı. Şehirdeki kütüphanenin, “Tekçiler” denilen rahipler adına bombalanması ilk başta bende gerici bir grubun saldırısı izlenimi uyandırdı. Fakat zamanla olayın arkasında idarenin olduğunu görmek gerçekten şaşırtıcıydı. Çünkü burada beni asıl şaşırtan şey, böylesi bir yıkımın ve yasaklamanın “ilericilik” adına yapılmasıydı. Ursula K. Le Guin, bilim kurgu edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak bu romanda ezber bozan bir anlatım kurmuş. Anlatılan her şeyi sorgulamak, hiçbir düşünceye körü körüne bağlanmamak gerektiğini okurun zihnine adeta yerleştiriyor. İyi–kötü, ilerici–gerici gibi keskin ayrımlar bekleyerek okumayı sürdürdüğüm roman, beklentimin çok dışında gelişti. Savunduğumuz düşüncelere uyumlu bir toplum içinde yaşasak bile onları sorgulamayı bırakmayıp, hayat içindeki uygulanabilirliğine, eksiklerine ve yanlışlarına da bakabilmenin bir ihtiyaç olduğunu gösteren çok yönlü bir roman. "Anlatış" daha yaşanabilir bir dünyayı, düşünceleri olduğu gibi kabul etmekten değil, eksikleri görüp iyileştirmekten geçtiği mesajını çok güçlü veren bir anlatıma sahip. Bir de sonradan kitapla ilgili farkettiğim bir durum da şu oldu. Bu roman, yazarın yazdığı en son roman olduğu gibi, serinin de son kitabıymış. Ben ise ilk sırada bu kitabı okumuş oldum. Bu yüzden yer isimleri, gezegenler, sistemler ve bazı kavramları anlamakta çok zorlandığımı söyleyebilirim. Bu nedenle benim için okuması kolay bir roman olmadı. Fakat zorladıkça düşündüren, düşündürdükçe içine çeken bir kitap olduğu kesin. Romanın baş karakteri Sutty isimli bir kadın. Ekümen adına Aka gezegenine gönderilmiş bir gözlemci ve araştırmacı; aynı zamanda dil ve
AnlatışUrsula K. Le Guin · İthaki Yayınları · 2017596 okunma
Savaşın kazananı olur mu hiç...
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 222. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 15:30
Mu Kıtası, karanlık dalgaların ve dipsiz denizin dibini boyladığında savaşı kaybeden tek taraf insanlıktı... Atatürk'ün Mu Kıtası'na olan ilgisini bildiğimden ve kadim dinler, tarihler, kayıp medeniyetler benim de çok ilgimi çektiğinden kitabın ismini görünce içeriğini incelemeden almıştım. Kitabımı okumaya başladığımda yazar Çağlayan Yılmaz'ın Oz’un Kalbi Mu Kıtası kitabında kayıp medeniyetler olarak bilinen medeniyetler (Lemuryalılar, Kuatzalılar, Mu'lular, Atlantisliler) ile Türk mitolojisini harmanlayarak oluşturduğu bir Fantastik kurgu romanı olduğunu gördüm. Başlarda birden fazla isim, yer adı olması ve akılda tutmak zor olduğundan biraz zor ilerledi kitap ancak ilerleyen bölümlerde heyecan birden tırmandı. Oz’un Kalbi Mu Kıtası kitabında, yazar Atlantis ile Mu'nun savaşını muhteşem kurgusu ve hayal gücü ile çok güzel işlemiş. Sonlara doğru kitabın gerçekten nasıl bittiğini anlamadım, çok güzel aktı. Kitabı bitirdiğimde aklımda olan düşünce ise; yine her şeyin zıddı ile var olduğu ve kayıp giden medeniyetler gibi bir gün bizim de yok olacağımız. İyi ve kötünün, karanlık taraf ile ışık tarafın savaşına tanık olduğum bu romanda, insanın taraf değiştirmek için çok ince bir çizgi üzerinde durduğunu; güç, para,statü, tek başına egemen olmak gibi düşüncelerin insanların en zayıf noktaları olduklarına bir kez daha tanık oldum. Fantastik kurgu severlere önerimdir. Keyifli okumalar dilerim..
Alıntı
Oz’un Kalbi Mu KıtasıÇağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 2017622 okunma
Savaşın içindeki savaş
7/10
·240 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 10:35
Okunması çok zor ve odak isteyen bir kitaptı. Bilinç akışı ve diyaloglar düz metin halinde yazıldığı için düşünceler ve diyaloglar birbirine karışmış durumda; bu yüzden okurken odaklı okumak gerekiyor. Eleştirim ise çevirmen için. Çünkü Türkçe'ye çevirmek başka bir şeydir. Bazı şeyleri Türkçeleştirmek —daha doğrusu okuyucunun diline, inancına yakın kelimeler koymak— gerçek kelime yerine kullanıldığında bana göre pek de hoş olmuyor. Çünkü İrlandalı birisi “tövbe estağfurullah”, “gulyabani” veya “Allah korusun” demeyecektir. Orada ne varsa bire bir çevirmek en güzeli. Çünkü biz okuyucular metne kendimizi kaptırdığımızda; bizim dilimize tanıdık fakat kitabın bulunduğu ülkeye, döneme veya inanca ait olmayan bir kelime gördüğümüzde o okumanın büyüsü kaçıyor, o andan kopuyoruz. Tanrı inancı olmayan bir kadının ya da diğer kişilerin ağzından bu kelimeleri duymak metnin gerçekliğini, büyüsünü ve akışını bozuyor. "Acaba değiştirilmiş kaç kelime var?" diyorum ve okuduğumdan şüphe ediyorum. Peki, gitmek mi kalmak mı daha zor? Eilish, kitabın kahramanı. Olaylar onun bilincinden bize aktarılıyor. Düşünsenize; çok mükemmel işleyen bir ülkede yaşıyorsunuz ve bir gün her şey altüst oluyor. Tüm haklarınız elinizden alınıyor; ülkede adalet, hak, hukuk hiçbir şey kalmıyor. O kadar mükemmel, tekdüze giden hayatınız artık size ait değil; belki de hiç değildi. Başkalarının ocağına düşen ateş artık sizin evinizde yanıyor. Kocasının bir gün alıp götürülmesiyle başlayan olaylar ve büyük oğlunun da kendi rotasını çizmesiyle birlikte hayat her geçen gün zorlaşırken, üstüne bir de hayatta kalma ve sevdiklerini canlı tutma savaşı veriliyor. Ve Eilish, gitmesi için bir seçenek varken kalmayı tercih ediyor. Bu seçiminden kaynaklı olarak da daha büyük kayıplar yaşıyor. Peki, sizin başınıza
1000Kitap
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,931 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 12:49
Yine şahane bir kitapla geldim Okurken taraf tutmak neredeyse imkânsızdı. Kimin hikâyesine üzülsem, diğerinin acısı gelip yerini aldı. Kopardığımız Fırtına, bir ailenin parçalanışını tek bir açıdan değil, her birinin içinden anlatıyor. Bu yüzden hiçbir duygu tek başına kalmıyor; her şey birbirine değiyor. Ve Cecily… Onun hikâyesi, belki de her şeyin başladığı yer. Verdiği kararların ağırlığı, sadece kendisini değil, herkesi içine çeken bir kırılma yaratıyor. Arka planda ise savaş var; sadece cephede değil, evlerin içinde, insanların kararlarında, suskunluklarında. İşgalin gölgesi büyüdükçe, herkesin hayatı başka bir yöne savruluyor. Jujube’nin öfkesi uzun süre aklımda kaldı. Abel’in yaşadıkları ise okumayı yavaşlattığım, sindirmek zorunda kaldığım sayfalardı. Jasmin’in çaresizliği… Ama en çok Yuki. Onun hikâyesi içime en ağır oturan oldu. Anlatılanların içinde en sessiz ama en derin iz bırakan yerdi belki de. Büyük tarih anlatılarından çok, o tarihin insanların hayatında açtığı yaralara odaklanan bir hikâye bu. Bittiğinde geriye toparlanmış bir hikâye değil, dağılan parçaların ağırlığı kalıyor. #okudumbitti #kitapyorumu #kopardığımızfırtına
Kopardığımız FırtınaVanessa Chan · Domingo Yayınevi · 202652 okunma
Reklam
Reklam