9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:52
Yazarın okuduğum bu ikinci romanı. Yine çok beğenerek okudum. Belli ki kaleminden nitelikli yazılar akıyor. Etkileyici, sürükleyici, efsanevi bir konu işlemiş. Kitabın konusu, 19. yy ortalarında Osmanlı İmparatorluğu egemenliğindeki Lübnan'ın içinde bir köyü de barındıran dağlık kesimlerinde geçiyor. Dönemin siyasi ve yönetim şekli yoğun bir şekilde ele alınmış. Köyün güzel kadını Lamia'nın Tanios'u dünyaya getirmesi ile başlıyor herşey. Olaylar, kurgular Tanios'un etrafında dönüyor. Zira Tanios'un kimliği hayatı boyunca ona bir yük olacaktır. Tarihsel dönem olarak hikaye, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Osmanlı'ya baş kaldırdığı dönemde geçiyor. İngiliz ve Fransız ajanlarının, misyonerlerin güç savaşı yürüttüğü bu dönem küçük bir köyün düzenini alt üst ediyor. Kitabın ortasında yazar heyecan katmayı bilmiş. Tanios bu güç savaşları, hırs, intikam arasında kalarak sürgün hayatı yaşamak zorunda kalıyor. Yazar ona tahmini zor bir son hazırlamış. Doğu Akdeniz'in kültür, coğrafya ve tarih dokusunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Romanın konusu gerçek hayattan alınmış ve kurgularla birleştirilmiş. Böylece efsanevi bir eser ortaya çıkmış. Tavsiye ederim. Keyifle okuyun.
1000Kitap
Tanios KayasıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20267,8bin okunma
Çok daha güçlü işlenebilirdi ama...
5/10
·260 syf.··
2026 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 05:04
KİTABIN ÖZÜ Yazar şehirler üzerinden kültürü, toplumsal belleği ve insan hikâyelerini anlattığı; gezi yazısı, deneme ve kültürel gözlem arasında duran ilginç bir eser. Yazar, farklı kentleri sadece mekân olarak değil o şehirlerin taşıdığı hafıza ve kimlik üzerinden okumaya çalışıyor. GÜÇLÜ YÖNLERİ İlginç tema Şehirleri sadece coğrafi alanlar değil de yaşayan kültürel varlıklar olarak ele alması oldukça dikkat çekiciydi. Kültürel perspektif Kentlerin tarih, insan ve toplumsal hafıza ile ilişkisini göstermesi açısında değerli buldum. Farklı şehirler üzerinden düşünme fırsatı Mekân ve kimlik ilişkisine dair farkındalık yaratıyor. ZAYIF YÖNLERİ Dağınık yapı Bölümler arasında güçlü bir bütünlük hissi yok. Derinlik eksikliği ve sınırlı düşünsel yoğunluk Kent sosyolojisi ya da şehir kültürü konusunda güçlü analiz bekleyenler için (benim gibi) aşırı yüzeysel kalıyor. Anlatım temposu dalgalı Bazı bölümler etkileyiciydi ancak çoğu bölüm sıradan gezi yazısı hissinden kurtulamıyordu. KİMLERE HİTAP EDİYOR?
Kitap Simyacıları
Kentlerin KalbiYaşar Seyman · Bilgi Yayınevi · 20231 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·119 syf.··
2026 26. kitabı
Maalesef 'doğruyu bildiği halde çıkarı için uyumak zorunda kalanların arasında yaşamaya çalışıyoruz'.!! Umarım gözlerini açabildikleri zaman çıkarları da doğruları da yerli yerinde olur diyerek inceleme yazıma başlamak istiyorum. Alparslan Türkeş tarafından ortaya koyulan Dokuz Işık doktrini; kapitalizm, komünizm ve faşizm gibi yabancı ideolojilere karşı Türk milletinin kendi tarih ve kültürüne dayanan ve tam bağımsızlığını hedefleyen ideolojinin temelini oluşturur. Milliyetçilik - Ülkücülük - Ahlakçılık - Toplumculuk - İlimcilik - Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik - Köycülük - Gelişmecilik ve Halkçılık - Endüstricilik ve Teknikçilik Yukarıda bahsettiğim ışıkların nihai amacı; tam bağımsızlığı sağlayıp Türk milletini topyekün bir şekilde kalkındırmak ve hak ettiği yere kavuşturmaktır. Dipnot; ARİFLER mücadelesini vererek oluşturur; MECZUPLAR sefasını sürerek yok eder misali... ;) "Türk ve Müslüman olmak çok zorsun bir o kadar da hoşsun be..."
9 IşıkAlparslan Türkeş · Hamle yayınevi · 1972847 okunma
İkinci adam
Puan vermedi·568 syf.··
2026 10. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:35
İkinci Adam: İsmet İnönü Türkiye siyasi tarihinde gerek kendi döneminde ve gerek günümüzde belki de en az anlaşılmış siyasi figürüdür. Aynı zamanda en çok haksızlığa uğrayan kişidir. Hakaretlere uğramış, linç edilmeye çalışılmış, yolları kesilmiş, taşlanmış, başı kırılmış, yerlere serilmiş, partisinin mallarına el konulmuş, partisi kapatılmaya çalışılmış, suikaste uğramış, hatta ömrü savaş alanlarında geçtiği halde asker kaçağı olduğu bile söylenmiş... Kısacası gerek savaş meydanlarında gerek iktidardayken özellikle de muhalefetteyken baya mihnetler çekmiştir. Oysa ülkenin kurtarılmasında, kuruluşunda, modernleşmesinde ve ekonomisinde belki de en fazla harcı olan kişidir. Elbette ki kurtuluşta ve kuruluşta bir çok kişinin inkar edilemez payı vardır. Büyük emekleri vardır. Hele Mustafa Kemal Atatürk bu işin başlatıcısı, öncüsü ve lideridir. Ama kuruluştan sonra Atatürk artık liderdir. Fikirler üretir ve talimatlar verir. Ama İsmet İnönü ise bizzat icracı ve uygulayıcıdır. Sahanın ortasındadır. İnkılapların uygulanması ekonomi ve sanayinin oluşturulmasında büyük emekleri vardır. Hele demir yollarındadaki başarılarda en büyük pay onundur. Zaten kitapta da altı çizilmiştir. Üstelik Atatürk'ü eleştiremeyenler bütün okları ona yöneltmiştir. Hele Atatürk'ün ölümünden sonra bütün yük onun omuzlarındadır. O bir tarihi ve siyasi karakterdir. Ama her şeyden önce elbette ki o bir insandır. Ve bir insan olarak doğru ve yanlışları olmuştur. Başarıları ve başarısızlıkları olmuştur. Bu doğru ve yanlışlar teraziye konulur ve değerlendirilir. Ki bence terazinin doğrular ve başarılar kefesi yanlışlar ve hatalar kefesine büyük farkla ağır basar. Bizde ise tarihi ve siyasi kişiler ya göklere çıkarılır ya da yerin dibine batırılır. Ortası yoktur. Çünkü mantık ile değil, duygu ile hareket
İkinci Adam Cilt: 3Şevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitabevi · 1988439 okunma
33 Yıl ülkeyi idare eden Büyük Sultan
10/10
·256 syf.·
2026 40. kitabı
Sultan Abdülhamit Han'ın kişisel hayatından,ailesinden,anılarından bahseden çok özel bir kitap. Bir devleti yıkılmadan önce 33 sene idare edebilen bir deha. Tarihimizde Kızıl Sultan diye anlatılan ama gerçekte hiçte öyle olmayan, ülkenin dört bir tarafına okullar açan, her kasabaya ulaşan haber ağıyla,ülkenin dört bir tarafından haberdar olan bir sultan. Sadece bu dünya için değil ahiret için de yatırımlar yapan,devletin evrakını abdestsiz imzalamam diyen bir hükümdar. Nedense lisede gördüğüm tarih derslerinde bunların hiçbiri anlatilmadi bize. Bize anlatılanlara içimden bir ses inanma derdi ve gerçekten de inanmadım. Abdülhamid han ile ilgili bir sürü kaynaktan araştırma yaptım. Ancak Talha ugurluel bu konuda yine farkını konuşturarak muhteşem bir eser ortaya çıkarmış. Tarih bu sultana borçlu. Son yıllarında bile savaşta olan ülkesine esir tutulduğu yerden destek vermek için çabalayan bir sultan. Mekanı cennet olsun inşallah.
Bir Dehanın İzleri: II.Abdülhamid HanTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 20181,473 okunma
Aşk ve Hafızanın Romanı
Puan vermedi
Altan, eserinde yalnızca iki insan arasındaki bir aşkı anlatmaz; aynı zamanda Türkiye'nin yakın tarihine damgasını vurmuş toplumsal yaraları, devlet-toplum ilişkilerini, kadın sorununu ve bireyin hafızayla mücadelesini de sorgular. Roman, Selim ve Yelda'nın trajik aşkı etrafında şekillense de, arka planda Mezopotamya’nın tarihsel gerçekliği, şiddet sarmalı ve insan ruhunda bıraktığı derin izler yer almaktadır. Merkezde, hayatında herkesten ve her şeyden çok sevdiği adamdan uzaklaşarak Kurdistan dağlarında uluslararası bir araştırma grubuna katılan Yelda ile ruhundaki kırılganlıkları gizlemek için sevdiği insanı sürekli yaralayan Selim bulunmaktadır. Yazar, gerçek aşkın insan üzerinde bazen nasıl yıkıcı bir ağırlığa dönüşebileceğini çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Selim ve Yelda'nın ilişkisi, iki yakasını birleştirmesi gereken ancak bu yükü taşıyamayıp çöken bir köprü gibidir. Sonuçta her iki taraf da yalnızlığın içine hapsolur. *Bazı karakterler;* Selim, ilk bakışta olumsuz özelliklerle ve karmaşık bir kişilik görünümü sergiler. Korkak, yalancı, bencil ve zaaflarına teslim olmuş bir kişilik görünümü çizer. Sevdiği insanı kaybetmekten korkmasına rağmen, onu korumak yerine sürekli yaralar. Kendi ruhundaki eksiklikleri ve kırılganlıkları dürüstçe kabullenmek yerine yalanlara, kaçışlara ve savunma mekanizmalarına sığınır. Selim'in bütün zaaflarının altında derin bir sevme kapasitesi, yalnızlık korkusu ve çocukça bir korunma isteği vardır. Bu yönüyle Selim, modern insanın parçalanmış ruhunu temsil etmektedir. Yazar, insanın matematiksel bir formül olmadığını vurgular. İnsanı oluşturan duygu dünyasının karmaşıklığı sayesinde, Selim tüm kusurlarına rağmen okurun ilgisini ve hatta sempatisini kazanabilmektedir. Romandaki "kurbağayı ancak prenses öptüğünde prense dönüşür"
En Uzun GeceAhmet Altan · Alkım Yayınevi · 20054,162 okunma