fizikte, ayrıntılı olarak incelenen üç alan vardı: mekanik (hareket bilimi), termodinamik (ısı ve enerji bilimi), elektrik ve manyetizma. Bu üç alan, topluca "klasik fizik" olarak adlandırılır.
Batı bilimi; çok sonraları İslâm Bilim dünyasında yaşanan durağanlıktan istifade ederek ve yine onların kaynaklarını kullanarak daha aydın bir dünyaya yelken açtı . Bu ilerlemenin gerçek rol sahipleri ise hiç bahsetmedikleri Müslüman ilim dünyasının insanlarıydı. Bu konu hakkında, en net açıklamalardan birini Aydın Sayılı yapmıştır. Bu isim hakkında hiçbir fikrin yok mu ? O zaman hemen 5 liranın arka yüzündeki resme bak! Kendisi Harvard Üniversitesi'nde, Bilim Tarihi alanında ilk doktora derecesi alan kişidir. Türkiye'de Bilim Tarihi'nin temelinin oluşmasını sağlayan isim aynı zamanda...
Diyor ki: " Batı Avrupa'nın, bilgisizlik karanlığından kurtulması, İslam dünyasından aldığı feyz sayesinde mümkün olmuştur."
"İslam bilimi" ve "İslami ilim" gibi terimler kısmen yanıltıcı olabilir. Geleneksel olarak kullanıldıklarından, Müslüman yönetimi altında dünyanın bazı bölgelerinde meydana gelen olaylara atıfta bulunurlar. İleride bahsedeceğimiz Avrupa'daki olayların"Hıristiyan bilimi" olarak adlandırılamayacağı gibi, şimdi bahsedeceğimiz gelişmelerin bir bakıma Müslüman inancının bir sonucu olduğu anlamına da gelmez.
Okullardaki mevcut öğretim sistemi şüpheci çalışmalara izin veriyor. Saat 10'da öğrenciler ilmihal dersine giriyor; bu derste dünyanın yaratılışı onlara İncil'in öğretilerine uygun olarak anlatılıyor. Saat 11'de doğa bilimi dersine giriyorlar ve evrim teorisini öğreniyorlar. Ancak iki öğreti birbirine taban tabana zıt. Ben çocukken bu çelişkinin sıkıntısını çektim ve boş yere kendimi yordum. Sık sık öğretmenlerden birine, bir saat önce bana öğretilen şeyle ilgili şikayetlerde bulundum; onları da çaresizliğe sürüklediğimi hatırlarım. Hristiyan dini, kişinin kutsal kitapta anlatılanlara sembolik bir anlam yüklemesi gerektiğini savunarak bu çıkmazdan kurtulmaya çalışır.