Uyarı: Bu metinde kesinlikle İslam'a ve diğer dinlere hakaret yoktur. Sadece kendi olduklarım ve anladıklarım cercevesinde bir analizdir. Yanlış bir bilgi varsa düzeltmek için yorumlara
"Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve Ey kavmim!" dedi, Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun!" (Yasin Suresi, 20-21)
Şiirlere, filmlere, kitaplara konu olan,son dönem Türk edebiyatına aşina olanların duyunca içini ısıtan o ifade işte bu Ayeti Kerime den geliyormuş. Şimdi gel/e/meyene geçelim. Kitabın kapağında öykü yazıyor. Kimin mi öyküsü bana sorarsanız benim. Sanırım ruhunu susturamayanların. Bir de en güzelini hak ettiğini düşünmeyenlerin. Günümüzün her şey güzel olacak, enerjiyi olumlu gönder olumlu olacak... mottolarına karşı (bir çeşit uyuşturucu) hayatta her şey insan için gerçeğini acıtmadan lakin tatlı bir kabullenişle veriyor yazar. Onca acıyı okurken benim ne farkım var ki diyorsunuz. Mükemmel bir vitrin sunma telaşında performans öznelerine döndüğümüz zamanda mağaraya çekilmekten, hatta hayatın ruhumuzla aramıza giren bir tür azap olduğunu söyleyen bir yazar var karşımda. Allah'ım bunun için sana şükürler olsun.
Dün okuduğum ilk kitabının ardından tüm kitaplarını aldığım kıymetli yazarımızın kapitalizmle, modernizmle açıktan bir savaş halinde olduğunu görüyorum. Diğer kitaplar bitince tablo daha da netleşecek. Postmodern dönemi gördükten sonra modern dönemin en azından bir omurgası vardı diyorum. Omurgayla savaşmak daha kolay sanırım dik duran bir düşman var karşıda, ne olduğu belli olan. Ya bu akışkan ve yapışkan şeyle nasıl savaşacağız?
"Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve 'Ey kavmim!' dedi, 'Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere
Giriş olarak özellikle bir alıntısını ekleyip başlamak isterdim ki tahmin edeceğiniz üzre hangisinin olacağını asla seçemediğimden en iyisi sona saklamak diye düşündüm. Abartmıyorum filhakika
Tarık Tufan'ın, -kapağında öykü yazsa da-, deneme tarzında olan bu eseri, bizzat yazarın dert edindiklerini, içsel yolculuğunda, onun ruhunu sızlatan ve hatta kanatan yaralarını anlatan bir
“Çoktan kabuk bağladığını düşündüğüm yaralarım vardı. Yanılmışım.”
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım!
Bazı kitaplar vardır ya hani; görünüşte inceciktirler ama manevi olarak depremler