Aşk yürümekle başlamıştı her dem, ayrılıkla çimini toprağa bırakmış, acıyla boy vermiş, gözyaşıyla filize durmuştu. Aşka düşünce ilk babamız ayrılmıştı tüm sevdiklerinden, gönül verdiklerinden, kalp çiçeklerinden, nefis lezzetlerinden.
Aşka düşünce ilk atamız, şeytan çıkmıştı karşısına. İlk evhamı, ilk şaşırmayı yaşamıştı.
Aşkta şaşkınlık vardı.
Aşka düşünce ilk babamız, yalnızlığına bir yoldaş aradı. Havva yalnızlık elini tuttu. Aşk vurunca ilk babamızın gönül sahillerine aşkın ilk basamağı Havva düşmüştü içine. İlk babamız aşkı tattı.
Aşka düşünce tüm âdemler (insanlar) için ademler (hiçlikler) vardı.
Aşkta yokluk gömleğini giymek vardı.
Aşka düşünce ilk babamız, ayrılık atına binivermişti. Ayrılmıştı ilk yurdu cennetinden, kalp kevseri Havva’sından.
Aşkta ayrılık vardı.
Aşka düşünce ilk atamız önce bir garip oldu, dünya toprağına düştü boy vermek, ağaca durmak, nübüvvet çekirdeği olup nübüvvet meyvesi vermek için.
Aşka düşünce her insan için,
yürümek vardı.
Âdem gibi