Birden kafamda her şey netleşti. Bazılarını şüpheye düşüren, bazılarını alaya alan o vahşiliğin, o tuhaflığın nedenini, onun neden bir hayal adamı, yalnızlığı ve sessizliği seven bir insan olduğunu şimdi çok iyi anladım. Akşamlarını neden Nöbetçi Tepe'de geçirdiğini, neden bütün gece dere kenarında yalnız başına durduğunu, neden hep başkalarının duyamayacağı sesleri dinlediğini, neden gözlerinin parladığını ve kaşlarının birdenbire kalktığını şimdi anlıyordum: Danyar aşıktı. Aşkı deniz kadar derindi. Bunu çok iyi sezdim ama kimsenin sevgisine benzemiyordu. Bu büyük bir aşktı. O bir can aşığıydı, bir toprak aşığı, bir doğa aşığıydı. Bu aşkı kendi içinde saklamış ve türkülerde duymuş ve yaşamıştır. Kayıtsız, aşık olmayan insan sesi ne kadar güzel olursa olsun böyle şarkı söyleyemez.