Stefan Zweig'in en sevdiğim romanlarından bir tanesi. Ülkesindeki ki savaştan kaçarak İsviçre'ye giden, kendi içinde özgürlük mücadelesi vermeye çalışan bir ressamın bir oturuşta okunacak oldukça kısa ve akıcı hikayesi. Konsolosluğa gitmeden önce söyleyeceklerini senaryolaştırıp defalarca tekrar etmesi de en güzel kısmı kendimce. Ayrıca ana karakter Ferdinand'ın tüm hislerini çok güçlü bir şekilde hissediyorsunuz. Mutlaka okunması, okurken sorgulanması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
"Hiçbir şey için mecbur değilsiniz, özgürsünüz, her şey için de fırsatınız var ancak bunun farkında değilsiniz”
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,2bin okunma
“Siz sevemezsiniz adaşım, siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler, siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler… Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz…”
Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varamayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?