9/10
·59 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 15:38
Merhaba sevgili okur, İlhami Algör, girişiyle okuru tavlamayı başarıyor: “Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi. Kapıyı çektim, kilidin dili yuvasına otururken "Nereye?" dedi. Aldırış etmedim, çıktım.” Farklı bir tarzı olduğunun sinyalini alır almaz dalıyoruz bir bitirim dünyasına. Farklı türde müzikler eşliğinde İstanbul’un sokaklarını adımlarken buluyoruz kendimizi. Arif’in, yer yer, Müzeyyen tutkusuyla yazma tutkusu çerçevesinde çektiği ızdıraba eşlik ederken yer yer de sokak jargonunun üslupsuzluğundaki içtenliğine tebessüm ediyoruz. Sonra, kilit sesi, “çıt” sesi ve ayna gibi metaforlar denizine dalıyoruz. Yazarın sohbet eder gibi anlattığı üçüncü şahısları dinliyoruz. Sık sık Sadri Alışık’a selam gönderiyoruz. İsmi ayrı, kapak düzenlemesi ayrı güzel olan bu kitabın niş bir tarafı var. Yazar belli bir okur kesimine hitap ediyor. Kitabı bitirince filmini de izledim. Erdal Beşikçioğlu (Zalım ne oynasa hakını veriyor) ve Sezin Akbaşoğulları’nın rol aldığı filmi başarılı buldum. Kitapla aynı değildi, üslupları farklıydı zaten aynı olması da pek mümkün değildi. Kitaba göre filmin ayakları yere daha sağlam basan bir şekilde uyarlanmıştı. Kitabın sonu da güzeldi filminki de. Sonu ile ilgili spoiler olacak düşüncelerimi en sona ekliyorum efenim. Kitabı da filmi de beğendim efenim. Okuma zevkinize hitap eder mi bilmem ama ben sevdim. Puanım: 9/10 ***Kitapta bahsi geçen şarkıların bazılarını bulamadım ama bulabildiğim kadarıyla ve dinlediğim isimlerle çalma lisemiz şu şekilde efenim: 1- Orhan Gencebay- Yazıklar Olsun 2- Ferdi Özbeğen- Satmışım Anasını 3- Ajda Pekkan- Ayıpsın Ayıp 4- Mustafa Sağyaşar- Dönülmez Akşamın Ufkundayız 5- Tarkan- Hepsi
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
8/10
·216 syf.··
2026 26. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 22:55
Sinem Sal’ın Bizim Zamanımız kitabı, daha ilk sayfalardan “tanıyorum ben bu hissi” dedirten bir kitap. Milenyuma girmeyi bekleyen bir mahallede birbirinin hayatına dahil olan komşular ve tüm bu kalabalıkta küçük bir tuhafiye dükkanının içinde sıkışmış gibi görünen ama aslında koca bir iç dünyayı içinde taşıyan biri var; Mihrap Güzelyayla. Mihrap otuz yaşında. Annesiyle yaşıyor. Küçük bir mahallede, küçük bir tuhafiye dükkanının içinde günlerini geçiriyor. Babasını küçük yaşta kaybetmiş, iki yıl süren evliliği bitmiş ve tekrar annesiyle yaşamaya başlamış. Pasif agresif: dışarıdan sessiz, içeride fazlasıyla kırgın, öfkeli, yorgun. “Olur” demenin sevgiden sayıldığı bir kuşaktan. Belki de bu yüzden, neye razı geldiğini tam bilmeden beklediği bir cezanın içindeymiş gibi hissediyor. Kendi deyimiyle hayatta hep birilerinin “iyi niyetli” hapishanelerinde kalmış: önce babası, sonra eşi Doğan, şimdi annesi… Cezasının ne olduğunu tam bilmeden, bitmesini bekliyor. Kitapta eşyaların, şarkıların bir hafızası var. Mihrap eşyaların geçmişi hatırlatmasına biraz mesafeli; çünkü bazı anılar hatırladıkça ağırlaşıyor. Sevdirilip sonra geri alınan şeyler var hayatında, onu derinden etkileyen Ercan/Dalyan gibi… Bu yüzden kırgınlıkları sessiz ama derin. Mahalle kısmı ayrı bir sıcaklık: Jüli, Tülay Abla, Ayten Abla, Asım Abi, Füsun, Arpi, İlhan Abi, Sevgi, Şuşu, Şevket Dayı… Her biri görünüp geçse de bizden biri. Komşuluğun hala yaşandığı, herkesin birbirinin hayatına az çok değdiği bir zaman dilimi. Ve tabii müzik… Mihrap’ın içinde sürekli bir şarkı çalıyor. Tarkan, Bendeniz, Sezen Aksu, Nükhet Duru… 90’lar şarkıları sadece fonda değil; duyguların dili gibi. Her ruh hâline uygun bir parça var ve Mihrap onları hiç çekinmeden her ortamda dile getiriyor. Bu müzik hafızası, onun hayata
1000Kitap
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,855 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bozkurtların Ölümü Çizgi Romanı Serisi
10/10
·56 syf.··
2026 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 21:04
Küçükken; ağabey, ablalarımızın kitaplıklarını süsleyen Tarkan, Karaoğlan gibi çizgi romanlara hep özenirdim, bizim dönemde yok diye. Bizler o dönemlere yetişemedik ama F. Oğan Kandemiroğlu bizleri de o şanslı nesilden olmamızı sağladı. Hüseyin Nihal Atsız'ın ölümsüz eseri Bozkurtların Ölümü'nü mükemmel bir çizgi romana dönüştürmüş, çizgileri ile adeta romanı bize yaşatmıştır. Serinin her sayfası ayrı bir yaşanmışlık ve başarı kokuyor. Tarihi roman olma özelliği olan Bozkurtların Ölümü, tarihi sevdiren, akılda kalıcılığı artıran yapısı ile okuyucuyu kendisine çekiyor. Ben çok beğendim. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Umarım en yakın sürede devamı da gelir. Marvel, gel de çizgi roman gör!
1000Kitap
Bozkurtların Ölümü - 6. AlbümHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202513 okunma
HAZAN MEVSİMİ
10/10
·200 syf.·
2026 4. kitabı
"Herkesin bu dünyada bir yükü vardır; kimi ailesiyle, kimi eşiyle, kimi de en güvendiği insanlarla sınanır." Yazar, bu gerçeği didaktik olmadan, hayatın içinden bir dille anlatır. Romanın merkezinde küçük bir kız çocuğunun babasıyla yaşadığı kırılma vardır. Özellikle kız çocukları üzerinden kurulan anlatı, baba figürünün ruhsal etkisini merkezine alır. “Kabuk bağlamayan yara” metaforu, çocuklukta açılan bir boşluğun zamanla iyileşmek yerine nasıl derinleştiğini çarpıcı biçimde ifade eder. Bu yara, yalnızca geçmişte yaşanmış bir eksiklik değil; yetişkinlikte kurulan tüm ilişkilerin arka planına sızan, güven duygusunu zedeleyen kalıcı bir izdir. Baba figürü minik bir kızın dünyasında açılan ilk ve en büyük en derin yaradır. Bu yara zamanla kabuk bağlamaz; aksine büyür, ve hayatına giren her insanla birlikte yeniden kanar. Güven duygusu, Hazan için sadece bir kelime değil; eksikliğiyle büyüyen, yokluğuyla şekillenen bir ihtiyaç hâline gelir. Okur, onun her adımında temkinli yürüyüşünü, kalbini korumak için ördüğü duvarları hisseder. Eserin en güçlü yanlarından biri, umudu sessizce yeşertmesidir. Hazan, yaşadıkları karşısında tamamen kırılıp savrulmaz; aksine, her düşüşten sonra biraz daha güçlenir ve ayağa kalkması başarır. Yaşanan her acı, onun yeniden doğuşuna giden yolun bir parçası olur. Sonuç itibariyle Hazan’ın yaşadıkları, yalnızca bir karakterin hikâyesi değil; pek çok insanın kendi hayatından izler bulabileceği bir iç yolculuktur. Keyifli okumalar.. Hazan Mevsimi
Edebiyat
Hazan MevsimiDilek Çolakoğlu · Dls Yayınları · 202425 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2025 36. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 14:18
Esenlikler. Bilindiği üzere özellikle batı dünyasının Türkleri ilkel görme eğilimi vardır. Türklerin sözcük dağarcığının yetersizliği, birçok sözcüğün milli olmaması gibi sözler söylemektedirler. Komşu milletler(Çinliler, Soğdlar) daha üstün uygarlıga sahipken Türkler ilkel bir hayat sürdürmekte ve dünyadan habersiz biçimde hayvanlarıyla ve onların sunduğu nimetlerle meşgul olmaktadırlar. İşte bu kitabın yazılma amacı Türklerin sanıldığı gibi ilkel olmadığını hatta bozkırdaki ağır yaşam şartları düşünüldüğünde oldukça ileri düzeyde olduğunu kendi yazılı belgelerinden ispat etmektir. Her ne kadar bize düşman olsalar da biz birçok tarihi, kültürel kaynağımızı komşu milletlerin yazılı vesikalarından almaktayız. Ne kadar tahrif edilmiş olsa da Türklükle ilgili birçok kaynağı onlardan almaktayız. Erhan Aydın kitapta tartışılan her sözcüğü yabancı kaynaklardan da örnek vererek açıklamıştır. Tartışılan her kelimeyi farklı, yabancı kaynakta arayan araştırmacılara da bu kitabında cevap vermiştir. Kitap on bir bölümden oluşmaktadır. İlk olarak 1) Türklerin En Eski Dönemleri. Türklerin tarih sahnesinde ilk ortaya çıktığı yer sürekli tartışılan bir konudur. Bu konuda çeşitli görüşler vardır. Vambery'e göre Türklerin ilk yurdu Sayan Dağları ile Altay Dağları arasındadır. Ramstedt Doğu Asya Kingan Dağlarını söylemekte, Zeki Velidi Togan ise Batı Türkistan'da Tanrı Dağları ve Aral Gölü arasında olduğunu söyler. Ahmet Taşağıl Altay Dağları'nın güney eteklerinde olduğunu söyler bu görüş bütün Çin kaynaklarının belirttiği ortak görüştür. Bir diğer konu ise Türk ismini nereden aldığımız. Türk adı 1. ve 2. Köktürk Devleti'nin adıdır. Çin kaynaklarında Tujue olarak geçer. Türk adı runik harfli metinlerde iki türlü yazılmış Türk ve Türük. Bu konu kitapta ayrıntılı şekilde konu edilmiş,
Taşa Kazınan TarihErhan Aydın · Kronik Kitap · 201894 okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 225. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 15:12
Bronz Özge Naz Bazı kitaplar vardır, eline aldığında neyle karşılaşacağını tam kestiremezsin. Bronz benim için tam olarak öyleydi. Başladım ve bir noktadan sonra sadece okumadım; karakterlerle birlikte nefes aldım, sustum, öfkelendim, kırıldım. Kartlar, kader, örgütler derken karşımıza çıkan şey aslında çok tanıdık bir yara: sevgisizlik. Hisar Alatav… Daha doğmadan bir kartın varisi olarak seçilmiş, sevgiden mahrum bırakılmış, annesinin reddiyle, babasının soğuk ve acımasız eğitimiyle büyümüş bir kadın. Onu “His” yapan şey yalnızca zekâsı değil; hayatta kalmak zorunda bırakılmış olması. Güçlü, keskin, suskun ama dimdik. Onu okurken hayran olmamak gerçekten zor. Bronz ise karanlık örgüte başkaldıran, kartları yeniden dağıtan adam. Tehlikeli, gizemli ama bir o kadar da ince düşünen biri. Onun His’le olan karşılaşması sadece iki karakterin değil, iki yaralı geçmişin çarpışması gibi. Kartlar bir bahane, asıl mesele hesaplaşmalar, sırlar ve geçmişten taşan acılar. Yazarın kurduğu Arkana evreni çok sağlam. Kart sistemi, varisler, örgüt içi dengeler ve güç savaşları oldukça zekice düşünülmüş. “Daha fazla ne olabilir ki?” dediğiniz her anda, hikâye bir adım daha ileri gidiyor. Tempo hiç düşmüyor ama acele de etmiyor. Bu dengeyi kurmak gerçekten zor ve Özge Naz bunu çok iyi başarmış. En çok etkileyen noktalardan biri de kitabın duygusal derinliğiydi. Sevgisiz büyüyen çocukların dünyaya açtığı yaralar, suskunlukla büyüyen öfke, güce dönüştürülen acılar… Bunlar süslenmeden, abartılmadan ama çok net bir şekilde anlatılmış. Bronz’un dili sade ama vurucu. Cümleler kısa ama etkisi uzun. Alıntı yapılacak çok fazla yer var çünkü her biri bir yere dokunuyor. Aşk da var, acı da, ihanet de… Ama hiçbiri romantize edilmeden, olduğu gibi. Yan karakterler de çok güçlü: Yasmin, Sanaç, Serdal,
BronzÖzge Naz · Ren Kitap · 20232,986 okunma