Üç Beş Adımlık Dolu Dolu Bir Dünya
9/10
·112 syf.·
2026 66. kitabı
Dünya yeri geldiğinde üç beş adımlık bir genişliğe sahiptir. İnsanın kanıksadığı bu küçük alan bile birçok anı ve anıyı bünyesinde barındırır. Hayatın küçük ayrıntıları dikkatli bir göz için sonsuz öykülerin rahmine döner. Doğruöz’ün bu kitabı sınırlı bir zamanda ve mekanda okuruna deyim yerindeyse tay-ı mekan ve zamanı yaşatıyor. Kendi geçmişinde keşfe çıkan insanın bir göz kapamalık seyir zevkine davet edilen okur yaşanmışlık ve gerçekçilik sayesinde adeta bazen anlatıcıyla yer değiştiriyor. Hayatın gizini kendi geçmişinde arayan sesin muhakeme, hesaplaşma, tartma, tatma velhasıl yaşam tecrübesi en saf haliyle satırlara yansıyor. Anlatımın zindeliği güçlü entelektüel anlatım başka bir yazarı anımsatırsa çekinmeden arka kapağa bakabilirsiniz. Doğruöz’ün Adnan İslamoğulları ile uyuşan edebi tarzı sayesinde oluşan üslup ortaklığı bazı anlatım parçalarının birleşmesinin önünü açıyor. Yazarların dost olduğu gibi kitapların da dostluğunun vaki olduğu eserde aşikar oluyor. **zafer saraç Üç Beş Adımlık Seyyahlıklar Halil Ziya Doğruöz Zafer Saraç**
Edebiyat
Üç Beş Adımlık SeyyahlıklarHalil Ziya Doğruöz · Ötüken Neşriyat · 20265 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
#kitapyorumu Herkese Merhaba IŞIL DA CÜRET ET GÜLÜMSE “Kendine iyi davranmayı öğrendiğin de hayat da sana iyi davranır.” Bu eserin iyileştirici bir gücü ve her satırında yüreklere umudu aşılayan bir ışığı var.Okurun ruhunu iyileştirebilecek başarısı var. Biz kendimize karşı ne kadar eleştirel ve acımasız olursak zihnimiz de sürekli olarak eksikliklerimize ve hatalarımıza odaklanır. Kitabın en güçlü yönlerinden biri de kabullenişi bir yenilgi gibi değil,bir olgunluk hali olarak anlatması.. Elbette ki hayatımız da bizi anlamayacak empati yeteneğini dahi kuramayan insanlar çıkacak ama bu insanlar bazen her anımız da olacaklar.. “Kıymetinin tartılmadığı teraziler de kendini tartma.İnsanın herşeyden önce kendisine saygısı olmalı.Çünkü kendine saygısı olmayan,başkasının merhametine emanet yaşar.” Ben kişisel gelişim kitaplarını okumayı çok severim.Sizlere de tavsiyemdir Keyifli okumalar #tozsuzyapraklar
Işılda Cüret Et GülümseAli Bayam · Destek Yayınları · 202565 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·799 syf.··
2026 30. kitabı
MUHAMMED DALPALTA-KARGAŞAYLA TANIŞMA Tanışma**sı, epik/fantastik çatıyı bir "macera sahnesi" gibi kullanıp geçmiyor; tam tersine, o çatının altına insanın en kırılgan taraflarını yerleștiriyor: vicdan, korku, sadakat, güç karşısında savrulma ve "doğru" sandığımız şeylerin bile bir noktada bedel istemesi, Romanın dili, sadece olayları anlatmak için değil, karakterlerin içindeki çatlağı büyütmek için çalışıyor. Yani burada aksiyon, büyü, savaş ya da kaçış ne kadar görünürse görünsün; asıl ağırlık karakterlerin kendi iç sesleriyle boğuşmasında. Olay örgüsünün derinliği, kitabın "tek bir büyük kötüyü yenelim ve bitsin" kolaylığına kaçmamasından geliyor. Dünya düzeni zaten kırık; tanrısal otoritenin ölümüyle "her şey düzelir" beklentisi özellikle tersyüz ediliyor. Asurrah'ın yokluğunda başlayan yeni dönem, özgürlük vaadiyle parlıyor gibi görünse bile, roman sürekli şunu fısıldıyor: Güç el değiştirince kötülük ortadan kalkmaz sadece biçim değiştirir. Bu yüzden yolculuk hissi bir "haritada ilerleme" değil, katman katman ağırlaşan bir yüzleșme. Her bölümde karakterlerin omzuna yeni bir gerçek biniyor ve o gercek, onları biraz daha "kim olduklarını" kanıtlamaya zorluyor. Karakter analizinde merkezde elbette Sato var; çünkü roman onu kusursuz bir kahraman olarak değil, insan olarak kuruyor Sato'nun iç konuşmaları, özellikle "iyi olmak' ile "hayatta kalmak" arasındaki ipte yürüyüşünü keskinleştiriyor. Sato'nun en belirgin taraf cesaret gösterileri değil; tereddüdüyle bile yürümeve devam etmesi. Korkuyor zihni bulanıyor, bazen kendi kararlarını bile sorguluyor ama yine de bir noktada "kaçmak' yerine "seçmek" zorunda kalıyor. Bu, onu romantize edilmiş bir kahraman yapmıyor; daha gerçek, daha dokunulur yapıyor. Okur, Sato'yu izlerken "ne kadar güçlü" olduğundan çok, "ne kadar
Kargaşayla TanışmaMuhammed Dalpalta · Patara Kitap · 20252 okunma
Puan vermedi·263 syf.··
2025 28. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 00:00
A. Ali Ural - Peygamber'in Aynaları Direkt bir biyografi olmanın ötesinde, O’nu (sav) yansıtan "aynaları" karakteristik özellikleriyle anlatan bir eser. Her sahabi karşımıza başka bir vasıfla çıkıyor: Cesaret, fedakârlık, suskunluk, adalet, teslimiyet, zühd, arayış… Bu kitapta kusursuz insanlar yok belki; ama yönünü bulmuş kalpler var. İnsan, o kalplere bakarken kendini de tartma ihtiyacı duyuyor. Ve her ayna, bize dönüp aynı soruyu sorduruyor: "Ben nasıl bir aynayım?" Kırık mı, bulanık mı, yoksa başkasına ışık düşürebilen mi? *"Belki de mesele aynaya bakmak değil, ayna olmayı göze alabilmektir." * "Peygamberin aynaları kapanmaz; biz bakmayı öğrendikçe parlar" Rabbim bizi kırık aynalardan değil; her birimizi peygamberin nurunu başkalarına yansıtabilen, temiz, pürüzsüz aynalardan eylesin! Amin.
Peygamber'in AynalarıA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20222,900 okunma
8/10
·382 syf.··
2026 3. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 16:46
Ahmet Hamdi Tanpınar kalemini ilk tecrübe edişim bu eseriyle oldu. Korktuğum gibi gitmedi bu macera, su gibi aktı. Eski türkçe kelimelerin beni yoracağını ve olay örgüsünden kopartacağını düşünüyordum ancak sadece merak duymamı ve araştırmamı sağladılar. Bir sürü yeni kelime kattım lugatıma. Romanın 1900 lerin ortalarında yazılmış olmasına rağmen halen günümüzde de örneklerini gördüğümüz karakterler içermesi en hayran olduğum şey oldu. Hayri İrdal, Halit Ayarcı, kefen delen hala, Pakize, Zehra, Ahmet ve daha niceleri. Karakter bakımından yoğun bir roman ama hepsine bir şekilde dokunulduğu için akılda kalıyor. Ben en çok halayı sevdim :))) çok acayip çok değişik bir kadın:) Küçük yaşlarda babasının hediyesi olan saat ile saatlere olan ilgisi başlayan Hayri İrdal, birtakım olay ve manipülasyonlar neticesinde saatleri ayarlamak için bir enstitünün gerekliliğine inanıyor bu yolda canla başla çalışıyorlar. Enstitüyü açmak için geçtikleri bürokratik engeller de çok tanıdık geldi mesela bana. Ekstra bir parantez açmak isterim. Bir türk filminde geçen bir sahne var. Çocuk dayısına sorar: dayı sen ne iş yapıyorsun? Dayı (Tarık Akan) cevap verir: müdürüm. Ne müdürü? Diye sorar çocuk. O sırada çuvalları tartmakta olan dayı cevap verir: Çuval tartma müdürü. Aslında vasıfsız bir işçi olan dayının kendine yeğeni karşısında bir etiket bulma çabasından öte bir şey değildir bu. Halbuki bir insanın değeri bunlarla ölçülmez ki… Nedense, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ismini okuduğumda ilk buna benzer bir vibe verdi (yeni neslin tabiriyle) bana. Bir hobiyi seviyor olmamız onu illaki iş fikri haline dönüştürme gereği duymamızı sağlıyor herhalde :)) üzerinde bir aklı selim düşünmeden… Halit Ayarcı’nın manipülatif kişiliği Hayri İrdal’ın kendine güvensiz kişiliği ile birleşince ortaya
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
7/10
·304 syf.··
2026 6. kitabı
Sevgili Gustav, öncelikle beynimi yaktı. Kolay olmayan bir okuması var kitabın. Daha ilk sayfalardan kendisini belli ediyor. Aklını bir çantaya hapseden;çanta açıkken bilinci yerinde ve günlük hayatına devam ediyor, çanta kapanınca dönüp kalıyor ve beyninin devreye girdiği başka bir dünyaya gidiyor. Çeşitli aforizmaları mevcut. Bir iç yolculuk gibi, aşklar, ihanet, sevgi, tanrı, şeytan.... Belki de bir arayış. Deli olmak ile olup olmadığını tartma meselesi. Çok derin anlamları olan, altı çizilesi çok cümlesi olan bir kitap.Henüz kendimce erken okuduğumu düşünüyorum, daha başka zamanda derin okumalar için ayırabilirmişim.
Bir Kâğıt DahaAneta Emilova · Can Yayınları · 202582 okunma