TANTANA: Görkem / Kuru gürültü / Gereksiz, boş söz.
TATAVA: Çok fazla söz.
Bir zamanlar aynı mahallede yaşayan iki kardeş varmış: Tantana ile Tatava. İkisi de konuşmayı çok severmiş, sustukları zaman mahalle halkı kulaklarının dinlendiğini anlarmış. Tantana, girdiği her yere sesini önce gönderirmiş. Kapıdan içeri adım atmadan varlığı duyulur, sözleri rüzgâr gibi eser, ardında ise çoğu zaman hiçbir şey bırakmazmış. Büyük büyük konuşur, küçük küçük işler yaparmış. Tatava ise sözü uzatmanın ustasıymış. Bir cümleyle anlatılacak meseleyi kırk cümleye yayar, başladığı yerden çok uzaklara gider ama çoğu zaman nereye vardığını kendi de bilmezmiş. Onu dinleyenler, sohbetin sonunda başlarını sallasa da akıllarında tek bir net düşünce kalmazmış.
Bir gün mahalleye "Sükûnet" adında bilge bir yolcu gelmiş. İki kardeş hemen onun yanına koşmuş. Saatlerce konuşmuşlar, biri gürültüyle diğeri gevezelikle. Sonunda bilge adam gülümseyerek şöyle demiş: “Sesiniz çok, sözünüz fazla. Ama anlamınız az. Unutmayın, en çok sesi boş teneke çıkarır. Gereğinden fazla konuşan, çoğu zaman anlatmak istediğini anlatamaz. Hatta anlatmaya yetmeyen her fazla söz, insanların kafasını karıştır."
O günden sonra mahallede dilden dile bilgenin görüşleri yayılmış. Gürültü dikkat çeker ama anlam saygı uyandırır. Çok konuşmak, çok şey söylemek değildir. Önemli olan, az sözle derin iz bırakabilmektir. Zamanında konuşup kenara çekilmek gerekir. Hayat, Tantana’nın gürültüsünü de, Tatava’nın uzun cümlelerini de unutur. Yerinde ve zamanında söylenmiş bir sözün yankısı ve etkisi uzun süre hafızada kalır.