Uyku dili ve edebiyatı :)
“Ne kadar az bilirsen, o kadar iyi uyursun.” Maksim Gorki “Uyursan gece biter, uyuyamazsan sen.” Jean-Paul Sartre “Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamak ise yakalanmak.” Sigmund Freud “Puff ya uyuyamıyorum” Gececi 1k kullanıcısı “Yat zıbar tatava yapma” Murat Ağar
TANTANA: Görkem / Kuru gürültü / Gereksiz, boş söz. TATAVA: Çok fazla söz. Bir zamanlar aynı mahallede yaşayan iki kardeş varmış: Tantana ile Tatava. İkisi de konuşmayı çok severmiş, sustukları zaman mahalle halkı kulaklarının dinlendiğini anlarmış. Tantana, girdiği her yere sesini önce gönderirmiş. Kapıdan içeri adım atmadan varlığı duyulur, sözleri rüzgâr gibi eser, ardında ise çoğu zaman hiçbir şey bırakmazmış. Büyük büyük konuşur, küçük küçük işler yaparmış. Tatava ise sözü uzatmanın ustasıymış. Bir cümleyle anlatılacak meseleyi kırk cümleye yayar, başladığı yerden çok uzaklara gider ama çoğu zaman nereye vardığını kendi de bilmezmiş. Onu dinleyenler, sohbetin sonunda başlarını sallasa da akıllarında tek bir net düşünce kalmazmış. Bir gün mahalleye "Sükûnet" adında bilge bir yolcu gelmiş. İki kardeş hemen onun yanına koşmuş. Saatlerce konuşmuşlar, biri gürültüyle diğeri gevezelikle. Sonunda bilge adam gülümseyerek şöyle demiş: “Sesiniz çok, sözünüz fazla. Ama anlamınız az. Unutmayın, en çok sesi boş teneke çıkarır. Gereğinden fazla konuşan, çoğu zaman anlatmak istediğini anlatamaz. Hatta anlatmaya yetmeyen her fazla söz, insanların kafasını karıştır." O günden sonra mahallede dilden dile bilgenin görüşleri yayılmış. Gürültü dikkat çeker ama anlam saygı uyandırır. Çok konuşmak, çok şey söylemek değildir. Önemli olan, az sözle derin iz bırakabilmektir. Zamanında konuşup kenara çekilmek gerekir. Hayat, Tantana’nın gürültüsünü de, Tatava’nın uzun cümlelerini de unutur. Yerinde ve zamanında söylenmiş bir sözün yankısı ve etkisi uzun süre hafızada kalır.
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her önüne gelen bekarlara bir şeyler söylemek istiyor sebebi hikmeti neyse. Bekarlar sizi dinlemek istiyor mu acaba? Anladık sen evlisin, evliliğini Firdevsi âla'ya taşımaya niyetlisin de sana ne bizden ya bizim firdevsimizi de Allah bekarlıkta yazmış. Bende bekar olarak evlilere bir şeyler söylemek istiyorum : "Fazla tatava yapmayın"
us | 2025 | 6/9 | o
emretimur.com/2025/07/us-2025... Us Emre Timur bu kitaplardaki minik başlıklardan dev ansiklopediler çıkar aslında. kitabın gayesi de meseleyi baştan sona tastamam ele almak değil, bir çırpıda çözmek de değil; başlıkları koymak. şimdi gireceğimiz konu da öyle. yani buraya sadece özetin başlığının kokusunu üfleyip geçtim. duruşumu anlatmak istedim. evren, yaşam, varlık… tüm bu olan bitenleri bir var edici varsayıyoruz. buraya kadar tamam. işte mesele onun sıfatlarını tartışmakla başlıyor. o nasıldır? soru bu. efenim, bilinci, adaleti, gayesi olmayan bir var edici enerji… ya da kitaplar göndermiş ve insanlar için cennet ve cehennem hazırlamış bir var edici. bu ikisi arasında çok renk var. önce şu “tanrı” kelimesini hâlledelim. sonra da iki konuya gireceğim sırasıyla: ateizm ve kader. “allah tanrı’nın belasını versin.” demiş necip fazıl. kitaplarında da muhtelif kereler nefretli yaklaşmıştır mevzuya. bunun asıl sebebi türkçe ezan travmamız. “allahuekber” cümlesini birebir türkçeye çevirmek isteyen şunu demeli: “allah uludur.” oysa türkçe ezan döneminde bu “tanrı uludur” olarak yapıldı ve bence kriz de oradan geliyor. yoksa kimsenin o güzelim tanrı kelimesi ile bir alıp veremediği olmamalı. aslında eski türk filmlerinde filan çok da soğuk gelmez “tanrı” kelimesi ama bilhassa yakın dönemde sanki bir çeşit hakaretmiş gibi nefretle karşılanıyor. oysa bir nevi edep tavrıdır, allah’ı kastetmeden ilah demenin türkçe yoludur. “allah” islam’ın tarif ettiği ilahın sıfatıdır. doğmadı, doğrulmadı, duyar, görür, bilir, ezelidir, tektir gibi tanımlarıyla da sabittir. uluhiyetten gelir. bazı iyi niyetli safdiller de “tanrı” gördükleri her yeri “allah” diye çevirirler ve bir bakarsınız, ne kadar filozof varsa allah allah diyerek gitmiş. pascal’ın ağzından
Felsefe
us | 2025 | 4/9 | estetik
emretimur.com/2025/07/us-2025... emre timur Us Emre Timur estetik olanla birleşmek, tekleşmek, çiftleşmek, çiftlenmek, birlenmek… aşk… ne çok şey, bilhassa da yanlış şey söyleniyor hakkında. mâruziyet olması hasebiyle ayrılır sevgiden. sevgi bir ölçüde tercih iken, aşk, kendisi seçendir. olanı da olunanı da. o yüzden, “dur sana âşık olayım” diye bir şey olmayacağı gibi “âşık olmaktan vazgeçtim.” diye bir şey de olmaz. ilhama benzer bir tarafı vardır ki kovulamaz/çağırılamaz. seyircisin sadece sen… olsa olsa inkâr edersin. o kadar. daha çoğuna gücün yoktur. en büyük özelliği de seçilmiş bazı yeteneklilere nasip olmasıdır. nasıl ki herkes yağlı boya tablosu yapamaz, aşk da öyledir işte. yeteneksiz kişi taklitçidir sadece. içindeki gıdıklanmaya “aşk” demek seni âşık yapmaz. gece uyutmayan, şiir yazdırtandır orijinali. eksperi bilir. elit bir zevktir. aşk kelimesini geveleyenleri görüyor musunuz? onların bu eminlikleri size de yavan gelmiyor mu? yoksa siz onların gırtlaklarından fışkıran bu hırıltıyı aşk mı sanıyorsunuz? içinde insan olan her mevzu uzundur. insan olmayan mevzuları ayaküstü hâllediveririz. fakat insanın girdiği her şeye çelişki girer. düz bir amacı olmayandan daha tehlikeli ne olabilir. tüm amaçsallığı bir çatışma, kaos ve dualite içindeki insan nasıl da katlıdır, nasıl da sergüzeşt. iyilik-kötülük veya madde-mana ikilikleri gibi basite indirgenemeyen, ego-süper ego-id veya şeytan-nefis-ruh üçlemesi gibi çok daha kaotik üçlemelerle tanımlıyoruz ya da tanımlamaya çalışıyoruz. işte henüz insanı tanımlamazken bir de en üst insan duygusu hakkında ileri geri konuşuyoruz. şu ortalıkta dolaşan “aşk” kelimesi sürü tarafından en sık yapılan karıştırmadır. aşk bir kimyevi üreme bulamacı değildir. nabız artışı değildir. sempatik sinir
Felsefe
Her seçim önce bu muhalefetten kurtulmamız gerekiyor dediğimiz için, bize “başka çaremiz yok, tatava yapma bas geç” benzeri çemkirenler de en az Kılıçtaroğlu kadar yüzsüz.