-Sende Düşündün mü Beni
Başımın ucunda duruyor resmin, Söküp atmak istesemde olmuyor, İster şanı ister şöhreti hepsi yere batsın, Ben bir tek şey istiyorum bana geri dön Üşüyorum yürüdüğümüz ışıklı yolda, Sen benim başıma gelen en tatlı hatasın, En kötü ihtimalide düşündüm kafayı bozdum, Dalıyorum yine anılar deryasına anıpta ağlıyorum Dün gece kalbin sızladı mı seninde, Sende daldın mı benim gibi anılara, Özledin mi beni elin gittimi telefona, Ben zaten o telefonun başında çaresizim… -turna 19.05.2026
Şiir
Türk klasikleri...
Türk klasikleri de yürek hoplatır, Anılara daldırır, Tatlı bir hüzün bırakır, Özlemi, bu zamana yankı olur. Sabah dinginliğinde enerji verir, Güne samimi başlatır, Mutluluğu yavaşça arttırır, Hayata güzel bir selâm verir. Türk klasikleri yürekten dinlenir... Faruk.
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Birisi seni sevmemeye karar verdi. Ya da seni az sevmek. Ya da seni kötü sevmek. Artık bir önemi yok, artık bir önemi yok. Bunlar senin hakkında ne bilmiyorum ne de asla bilemeyeceğim şeyler. Çünkü yapmamalıyım. Çünkü onlar bana ait değil. Çünkü onlar sadece sana ve geçmişine ait ve paylaşmaya karar verdiğin anılara, benimle iyileştirmek istediğin parçana aittir. Bunlar gerçekten duyana kadar duymak için can attığım şeyler. Bunlar seni bu hale getiren şeylerden. Çok tatlı. Çok senin. Çok senin. Senin için Risto Mejide
Bir akşamüstü karşıyakada son kez seni arıyorum Deniz bir adım ötede O hırçın dalgalar bakışlarımla birlikte Saçların misali rüzgarda dağılıyor Denizden gelen o tatlı melodi Kayaların kestiği çıplak ayaklarımı yalıyor Ve ruhumun en derinliğine yerleşiyor Bir martı süzülüyor alaca karanlıkta Feryadı kayalarda yankılanıyor Karşıda karanlığın ışıkları Karşısında ' en bitimsiz özlemler içinde sen ' içimde yarım yamalak sevdalar oysa Bir akşamüstü karşıyaka'da son kez seni arıyorum Hoşçakal... Elveda... Yahut birgün nasılsa sana geleceğim Uzak yalnız akşamların içinden Uykusuz... Gözlerimden nasibini alacak gözlerin Ayaklarımda tozu toprağı gençliğin Gökte sevdalı bir ay gülecek yüzüme karşı Sonra martılar geçecek hep bakışlarımda Martılar çığlık çığlık... martılar ağlamaklı Yaşadığım şu anlar bütün duygularım sana sevdalı Karşıyaka iskelesinde kaçıncı bekleyişim oldu Elimde çiçek gazete Belki gelirsin diye gözlerim son yolcuda Bir ezilmişliğin sancısı var titreyen avuçlarımda
Aman
Tüm dünyanın yükü bende olsa Bugün aşkım beni bıraksa Kalbimi bin defa daha kırsa Yeniden yeniden düşüp kalksam Inancım yıkılsa, bildiğim doğrular yalan olsa, ah yalan olsa Can bu can benim, can yapılacak tek şey Amman unut herşeyi, amman salla dertleri Amman nasıl olursa yeni birgün doğacak, bak gör sen Amman unut herşeyi, amman salla dertleri Amman tatlı düşünüp herşey güzel olacak, bak gör sen Artık dünyamda değilsin, umrumda hiç değilsin Üzülmem, boş konulara, anlamsız anılara Ne olmuş seni sevdiysem, bak yeniden doğdum ben Seni çok sevmiştim ben, canımdan çok sevdim ben Inancım yıkılsa, bildiğim doğrular yalan olsa, ah yalan olsa ben Inancım yıkılsa, bildiğim doğrular yalan olsa, ah yalan olsa -Eylem
Müzik
“Testide Pişen, Kalpte Taşan”
Hiç plan yapmadan, haritasız, sadece kalbimizin gösterdiği yönü takip ederek çıktık yola. “O kadar da değil” dediğim ne varsa, onunla olduktan sonra “İyi ki”ye dönüşmeye başladı. Bir anda, “Hadi seni dünyanın merkezine götüreyim bugün ” dedi. Ben de “Madem kalbimdesin, nereye gitsek dünyanın merkezi sayılır” demedim ama düşündüm içimden. Ve biz Hattuşaş’a gittik. Her taşını tek tek anlattı bana. Sanki zaman makinası kiralamış da beni geçmişe götürmüş gibiydi. Ben onu dinlerken, taşların kaç yıllık olduğu değil, onun ses tonundaki sıcaklıkla kaç kez âşık olduğum daha çok ilgimi çekti. Kah güldük, kah poz verdik, kah taşlara anlam yükledik… Ama her adımda, tarihten çok kendi hikâyemizi yazıyorduk. Sonra birden “Acıkmadın mı? Sen hiç testi kebabı yedin mi?” diye sordu. “ Yozgat hemen şurası.” Bakınız: İlişkinin bir üst seviyesi — şehir değiştirerek yemek yemek. Yani öyle kafede oturup tatlı söyleyen çiftlerden değiliz, biz sınır tanımıyoruz. Açlığımız bile romantik. Yolda o kadar çok güldük ki… Navigasyon bile şaşırdı, çünkü biz yön değil an kovalıyorduk. Birbirimizin gözlerine bakıp saatlerce konuşmadan anlaşabildiğimiz gibi, aynı saçma şarkıya bağıra bağıra eşlik edebiliyorduk.Örnek aşağıdadır merak edenler dinleyebilir :) youtu.be/IkBPst5o8g8?si=... O an anladım: Onunla olduğumda hiçbir filtreye gerek yoktu. Olduğum gibi seviyor, güldürüyor, rahatlatıyor… Ve evet, kesinlikle biraz da baştan çıkarıyordu. Testi geldiğinde gözü parladı. “Bunu sen kıracaksın” dedi. Yapamam edemem diyene kadar kırdırdı bana testiyi. Ama sadece çömleği değil…
Hayata Dair