Önlerinden Sokulmak: "Gelecek Kaygısı ve Kuruntu" Şeytan insanın önüne geçer ve geleceği karanlık, belirsiz ve korkutucu gösterir. İnsanı "yarın" ile korkutur. Strateji: Fakirlik korkusu, rızık endişesi, çocuklarının geleceği için duyulan aşırı kaygı veya ölüm korkusu. Sinsi Fısıltı: "Yarın ne olacağın belli değil, şimdiden biriktir, hakkın olmasa da al, dürüstlük karın doyurmaz, önce kendini garantiye al." Amacı: İnsanı bugünkü kulluğundan ve dürüstlüğünden koparıp, "hayatta kalma" güdüsüyle yanlış yollara sevk etmek. Gelecek korkusu yaşayan insan, tevekkülü (teslimiyeti) kaybeder. 2. Arkalarından Sokulmak: "Geçmişin Yükü ve Dünyevileşme" Şeytan insanın arkasına geçer ve onu geçmişine veya geride bıraktığı dünyaya bağlar. Strateji: Geçmiş günahların verdiği aşırı ümitsizlik veya tam tersi, dünyanın geçici zevklerine karşı duyulan aşırı özlem ve hırs. Sinsi Fısıltı: "Sen zaten çok günah işledin, artık dönüşün yok, boşuna uğraşma" ya da "Dünya ne kadar tatlı, bak başkaları nasıl yaşıyor, hayatı kaçırıyorsun." Amacı: İnsanı geçmişin pişmanlıkları içinde boğarak "tövbe" etmesini engellemek veya onu dünyaya öyle bir bağlamak ki arkasına bakmaktan önüne (ahiretine) bakamaz hale getirmek. Müfessirlerin çok zarif bir tespiti vardır: İblis "dört yönden" geleceğini söyler ama üstü (Gökten gelen rahmeti/duayı) ve altı (Secdeyi/tevazuyu) saymaz. Üst (Dua Kapısı): Kul elini yukarı kaldırıp "dua" ettiğinde Şeytan araya giremez. Alt (Secde Kapısı): Kul alnını yere koyup "secde" ettiğinde Şeytan o makama erişemez. Çünkü o, secde etmediği için kovulmuştur. Sonuç olarak: Şeytan'ın dört bir yanı kapatması, insanın kaçacak yerinin olmadığı anlamına gelmez. Sadece yatay (dünyevi) düzlemde bizi sıkıştırabilir. Biz ne zaman dikey (manevi) düzleme (dua ve secdeye) geçersek, Şeytan’ın
Araştırma-İnceleme Tarih
Şiirler 1-2-3
Sen seçtin yazıldı yazgın Anlarsın balık da kızgın Halık da üzgün Yoktur hata Söner mi söndü demekle O nur-ı na mütenahi Nefesle kabil-i itfa mıdır çerağ-ı ilahi Harabat ehlini hor görme zakir Defineye malik viraneler var Doldurmak için önce boşaltmak lazım. İstenilenden fazlasını verme taşmasın Verme çatlatırsın Bırak hakeden alsın Uça gide can dahi, kuru kala ten dahi, Yunus Emre'm sen dahi, tövbeye gel, tövbeye "İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür... İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!" Geçip âhir bu kesret âleminden Hüdâyî halvet-i sultân’a geldik Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık Hemân bir lutf ile ihsâna geldik ((Aziz Mahmud Hüdayi)) Hak tecelli eyleyince her işi asan eder
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bedirdeki ruh Gazzede Gazve istemek arzu etmek kastetmek niyetlenmek düşmanla savaşmak anlamındaki gazv kökünden türeyen gazve akın saldırı din uğruna yapılan savaş demektir Bedir ve Uhud savaşları Dini kavramlar sözlüğü diyanet Filistinli gazeteci Salih el-Caferavi filistin sokaklarını dolaşıyor aklına Efendimiz SAV in hadisi şerifleri geliyordu Akıldan çıkmasın diyerek sokağı adımladı sokağın her adımında yanık ve kanlı bir şehir vardı sanki gazzeye hoş geldiniz ne buldunuz yazılı mavi tabela bombalarla yerle bir olmuş gazzeden ölen katledilen annelerine şehadete koşan şehit bebekler kalmıştı ayetleri okudu Salih Allah yolunda öldürülseniz  Allah’ın bağışlaması  her türlü menfaatten daha hayırlıdır.O şehitler, Allah’ın kendilerine bağışladığı nimetlerle sonsuz bir mutluluk duyarlar Caferavi ölen bebekleri katledilen anneleri çekmeli Gazzenin sesini herkese duyurmalı idi sanki o filistinde dolaştıkça peygamberimizin din uğruna yaptığı savaşlar aklına geliyordu ölen bebeklerin vücudunda binlerce yara vardı kimisinin eli kimisinin gözü yoktu ve bir sahabe sanki küçük bebeğin ezilen parçalanan vücuduna girmiş salihe sesleniyordu Uhud günü bir adam Resulullah (sav)'a sordu: "Öldürülecek olsam, nereye gideceğim Ey Allah'ın Resulü?" "Cennete! cevabını alan sahabeler nasıl uhudda Şehadete koştuysa bugünde Filistinli ünlü gazeteci Salih el-Caferaviyi canice öldürerek şehit eddi işgalci israilliler Şehadete koşan imana gıpta edilkr Sözlükte incelemek araştırmak yoklamak gibi anlamlara gelen gıbta kelimesi nimete kavuşma arzusu sevinç demektir kişinin başkalarının sahip olduğu imkân ve meziyetlere imrenmesi anlamındadır Dini kavramlar sözlüğü diyanet Küçük baldan tatlı şeker çocuk babasının yanına gelip baba bugün din kültürü ve ahlâk öğretmenimiz bize gıbta etmek
Din
HK
Yüce Rabbimiz, vahye muhatap olan kişi olarak öncelikle Resûl-i Ekrem (s.a.s.) ve onun mübârek şahsında tüm insanlığa ilk tâlimatıyla büyük bir ufuk açar. Doğru yol rehberi olarak indirdiği Kur’ân-ı Kerîm’in ve imtihan için var ettiği hayatın bir hulâsasını verir. İnsanın niçin dünyaya geldiğini beyân eder. “Okumak” için yaratıldığımızı ve bu okumanın da “Yaratan Rab” adına olması gerektiğini öğretir. Derin bir tefekkürle anlaşılmaya çalışıldığında Cenâb-ı Hakk’ın “Oku!” emrinin şümûlünün son derece geniş olduğu görülür: “Oku! Allah ismi ile oku! Yaratan Rabbinin isimleri ile oku! İnsanı bir damlacık sudan, rahme tutunan yapışkan bir maddeden yaratan, fakat ona her şeyi okumak, aydınlatmak, anlamak ve anladığını yaşayıp yaşatmak imkânını veren yüce Rabbin isimleri ile oku! İnsana okumak nimetini ihsân ile en büyük lutfu gösteren Allah’ın isimleriyle oku! Allah’ın ismiyle okunabilecek her şeyi oku! Allah’ın kitâbını oku! Allah’ın âyetlerini oku! Kâinat kitâbını oku! Tanımla Doğru yolu bulmak ve sapıklıktan uzaklaşmak için oku! İmanını kemâle erdirmek için oku! Öğrenmek için oku! Rabbine yaklaşmak için oku! Sebeplere bakarak o sebepleri yaratanı oku! Esere bakarak ilâhî müessiri oku! Sanata bakarak gerçek sanatkârı oku! Kudret kaleminin bu âleme çizdiği her satırı oku! İnsana bilmediğini öğreten Allah’ın adıyla oku!” Bu izahtan da anlaşıldığı üzere “oku” emri, sadece zâhir anlamda bir okuma emri değildir. Esasen kalbin, mânevî terbiye, tezkiye ve tasfiye netîcesinde kitap ve hikmetin mâna ve işaretlerini alıcı hâle gelmesidir. Bununla, tecellîlerin yansıma mahalli olan kalple her şeyi okuyabilmek kastedilmektedir. Yâni kâinatın bir kitap hâline gelmesi, kalbin kâinat sayfalarını çevirip hikmetleri ve ilâhî sırları okuyabilmesidir. Hâsılı insanın kâinatı, kendini,
1000Kitap
us | 2025 | 3/9
emretimur.com/2025/07/us-2025... us hepimizin bitimsiz çelişkisi işte… mağarada us ve teori, agorada sezgi, telaş, hız, praxis… sonsuz döngümüz bu değil mi? bu döngüyü kendince kıran bir adamın hikayesini dinlediniz. şimdi biz us’u konuşalım. bakalım talip’in ilk aydınlanmasında sarıldığı, ikinci aydınlanmasında terk ettiği us, ne menem şeymiş… “us” kelimesini “akıl” kelimesi ile yakın bir anlamda kullanıyorum. farklarını konuşuruz lâkin birisine “zeki” demekle “akıllı” demek arasında çok bariz bir fark vardır. bazı erkek çocukları vardır. zehir gibi bir zekâya sahiptir. matematik çözerler, teknik bilirler, mantık oyunlarında iyidirler fakat nerede ne konuşacaklarını bilmezler. saçma sapan hayat planları yaparlar ve ölçülükten uzaktırlar. yani akıldan uzaktırlar. erkek çocuğu örneğini bilerek verdim çünkü zekâ, iki cinsiyette yakın hızda gelişirken akıl gelişimi farkında uçurum olur. yirmi yaşında bir oğlan çocuğu saftirikçe dolaşırken ağzından köpükler fışkırtarak, beş yaşında kız çocuğu bıcır bıcır konuşur ve her şeyin farkındadır. iki cins arasında kabaca on yıllık bir akıl gelişimi farkı vardır. rahatlıkla söylerim ki ortalamada yirmilik kız, otuzluk erkekten akıllıdır. aklın üç adet bileşeni var. bu şablon bana ait ve parçaları ayrı ayrı izah edeceğim. ilki zekâdır ve mantık açıklarını bulmaya yarar. zekâ kurucu değil, çürütücüdür. paradoks, çelişki, aporia, tutarsızlık, çıkmaz tespit etmeye yarar. mantığın ana ilkeleri ile çalışır. mantık, aritmetik, geometri, satranç, yazılım, fizik ve mühendislik zekâ ile yapılır. o yüzden diyebiliriz ki bilim adamında en çok olan şeydir. ergenlik sonlarına kadar gelişimi sürer. daima da itibarlı olmuştur. kurnazlık zekâ ile olur ve aklın bilgisayarlar ile taklit edilebilen tek parçasıdır. o yüzden denebilir ki
Felsefe
Ya Rab Müminleri şeytana mağlup etme Şeytan, kanın dolaştığı gibi insanın içinde dolaşır. şeytanın kalplerinize yanlış düşünceler getirmesinden endişe ettim.” Hz Muhammed Hiç şüpphesizki şeytanı tanımayan bilmeyen yoktur o bizi ne kadar kandırmaya çalışırsa çalışsın biz onun oyun ve hilelerinden kaçamayız bile bile lades dedikleri bu olsa gerek şeytan bazen bize dünya hayatını tatlı göstererek bizi sürekli geçici heveslerle kandırır şeytan sürekli insanın içindedir nasıl ki kan insan vücudunda dolaşırsa şeytanda içimizde o şekilde dolaşır bu yüzden insanda iki özellik ve duygu vardır birisi Rahmani Rabbani duygular diğeri ise Nefsani duygular kimki haram olan nefsi duygulara yenilirse o şeytanın oyuncağı haline gelir dünya şeytanın oyuncağıdır insana kadınlarla kandırır şehvete getirir para ile kandırır kanaatkârlığı unutturur kısaca Rabbimizin sevmediği her huy şeytandan gelir şeytanın kurnazlığından Rabbimize sığınmak gerekir şeytan insanın kirlenen nefsi kirlenen duygularıdır ondan uzak olan her nefesinde Rabbine dönerek kıbleye secde eden şeytana karşı olan savaşını kazanır şeytan ile olan savaşımız insanın ilk yaratıldığı andan itibaren başlar Rabbinden mühlet isteyen şeytan ilk kez Adem as ı kandırarak insanoğlunun en güzel ahiret yurdu olan cennetten kovulmasına ve Adem as ın gözyaşına sebep olmuştur Kim sabahleyin kalkar çiçeklere su verir yoldaki çöpü kaldırır insanlara selam verir kendini hayırlı ve güzel bir amele sarfeder parasını Allah yolunda insanlara yardım ve hizmet için kullanır başına gelecek kaza ve musibete yardım dileyerek Allahın ismini unutmaz anne babası nasıl onun için zahmete katlanmışsa o da ilk günkü kördüğüm gibi aşk ve imanla ana babasına hizmette kusur etmezse işte o Allah yolundadır ve kazanan ancak o dur Kimki Allahın ismini unutur
Din