Ah ne tatlı sözler hazırladım kim bilir kaç aydır?..
Müzik
İç ile Dış Arasında
Yaşa bu ömrü,bakma zamana, Yaşamak kalır yalnız insana. Hayat denilen şey duyguya bağlı, O ne söylüyorsa her zaman haklı. Kafanı karıştırır dıştaki sesler, "Bizi,bizi dinle" haykırır sözler. Çok olur seni yoldan ayıran, Seni senden çalar söylenen yalan. Bir an sessiz kalıp susunca dünya, Uyanıp anlarsın,son bulur rüya. Hep içte taşırsın aranan yeri, İnsan kendinde bulur gerçek değeri. Ne kadar değişse dıştaki yüzler, İçte kalan his gerçeği süzer. Ömür dediğin şey geçip giderken, Yorulup,boyun eğme dünyaya erken. Ne kadar çoğalsa insanın sözü, Değişmez içinde saklı o özü. Zaman silerken bütün izleri, İç taşır her zaman gerçek değeri. İçe döndükçe azalır yükler, Bir bir çözülür düğümlü sözler. Ne varsa toplumda,kalabalıkta, Bir gölge gibi kalır uzakta.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yeni nöronlar oluşturuyor seviyede olmasından mutluyum
Misafir-Sin I (İşaret V) Önceki ile bu o kadar harika ve çoğunlukla hep yeni bilgilerden oluştuğu için neredeyse kitabı komple çizdim. En beğendiğim kitap serisinden olmasına rağmen o yüzden pek alıntı paylaşamıyorum: Birini seçsem diğerlerine haksızlık olacak ve böyle eksik aktarılacak gibi hissettim. Kısa ve çarpıcı yerler var illa ki ama yine de bölemiyorum çünkü anlamsızlaşabilir. Algılamakta ve sindirmekte biraz güçlük çekiyorum: Bazı yerlerinde adeta beynimi yakıyor. Bırakmak istemiyorum ama zorundalıkla ara veriyorum. Sonunda köprüyü doğru düzgün oluşturan ve sağlamlaştıran bir kaynağa denk geldim: İslamiyet ile kuantum alanı. Öncelerde "Ben öğrendiklerimi (fark ettiklerimi) bizimkilere nasıl anlatacağım? Bedensel kalıplara hapsolmuş insanlar, yeniliği ve özellikle onlara göre bilinmeyeni kabul etmeleri zor. Şu an bile deli gözüyle bakıyorlar. Konuşmaya başlasam beni oldürmek isteyebilirler ya da zaten onlara göre dinden kovulmuş (şirk koşmuş ve çıkmış) gibi olduğum için evden de kovarlar. Şaka gibi. TV' yi bile kapatmıyorlar. Oldükten sonra ki cennet- cehennemi düşünüp şu anki hayatlarını düşünmeden yaşıyorlar. Ay daha geçen "Kurban bayramının amacını anladıysanız artık gerçek hayvanları kesmenize gerek yok. Kurban etmeniz gereken kendi nefsinizdi. Hala niye yolun başındakiler gibi hayvan kesiyorsunuz? Sonraki seviyeye geçmeniz lazımken bir öncekinde kalmaya devam ediyorsunuz." dediğim için "O zaman bayramı nasıl yaparız, bunu Allah istedi nasıl karşı geliriz, kız başına ne biliyorsun da bize söylüyorsun, şeyhler/ imamlar varken senin neyin vardı da sen söylüyorsun bu hurafeleri, sana inanacak değiliz tabi ki..." dediklerinde eski toplumda ve Kuranda neden en çok erkeklerin yer aldığını ve neden peygamberliğin onlara sağlandığını da anladım açıkçası. Çünkü "Allah adil ve
1000Kitap
Çekip Gidenler
Kimi sevdiysem çekti gitti bu şehirden, Birer birer söndü ışıkları sokağımın. Her giden bir parça kopardı kalbimden, Tadı kalmadı ne baharmın, ne yazımın. ​"Kalırım" diyenler ilk sırada kaçtı, Meğer sözler rüzgarda savrulan yaprakmış. Her veda ruhumda derin bir yara açtı, Sevmek, gitmelere kucak açmakmış. ​Ardına bakmadan yürüyen o adımlar, Benim yollarıma çöken birer sisti. Masada yarım kalandı o tatlı masallar, Kimi sevdiysem, aniden çekti gitti. ​Şimdi bomboş ellerimle baş başayım, Mülteci yüreğim, sığınacak bir liman arar. Belki de ben hep bir vedanın yasındayım, Giden gitti de... Söyle, bende ne kaldı?
Şiir
Yanımda yürümeye hazırlanan bu adam, sadece bir sevgili değildi
58. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Kaç gündür yatağın yumuşaklığını özlemiş bedenimle ev ile holdingin, uzun koridorları arasında mekik dokuyordum. Zihnimi ve tüm enerjimi adadığım bu proje, her ayrıntısıyla o kadar içime sinmişti ki, üstesinden gelmenin verdiği haklı gururu iliklerime kadar hissediyordum. Serkan'ın iş hayatındaki duruşunu izlemekse bu apayrı bir deneyimdi. Etkilenmemek, sanırım imkansızdı. O kadar kusursuz ve karmaşık görünen bu düzene o kadar hakimdi ki, onu profesyonelliğin doruğunda seyrederken ağzımı şaşkınlıkla açmamak için kendimi zor tutuyordum. Güya ondan zaman vermesini istemiştim ama sanırım o süreci çoktan es geçmiştik bana bakışı, sesindeki o anlık değişim, tesadüfmüş gibi görünen ama asla tesadüf olmayan bahaneyle dokunuşları... Kabul etmeliydim, Serkan'ın varlığı her iki durumda da beni zorlu bir duygusal girdaba çekiyordu. Etrafındaki kadın çalışanlara bakıyor, istemsizce bir kıskançlık kıpırtısı hissediyordum. Ancak Serkan'ın hiçbirine, bana baktığı gibi derin ve anlamlı bakmayışı, bu kıskanç ateşi bir nebze olsun dindiriyor, içime su serpiyordu. Sonunda, büyük gün gelip çatmıştı; dilerim bu gece toplanacak yüklü meblağ, nice çocuğa umut ışığı olur. Akşamki davette giyeceklerimi yanıma alıp, son kontrolleri yapmak üzere yola koyuldum. Holdingin önüne geldiğim an, arabadan aceleyle inip yanıma gelmekte olan vale görevlisine baktım. Sesimdeki ve hareketlerimdeki heyecanımı gizlemek imkansızdı. "Aytekin Bey, anahtarınız," diyerek resmen anahtarı adama topu atar gibi fırlattım. O da halimden anlamış olacak ki, yüzünde sıcak bir tebessümle anahtarı havada ustaca yakaladı. "Yardım etmemi ister misiniz?" diye arkamdan seslenişine, elimde tuttuğum bir sürü eşyayla koşar adım cevap verdim: "Teşekkür ederim, ben
1000Kitap
Türk Yazarların Yozlaşmış Yazım Stilleri
Türk’lük benim nezdimde en yüce iki şeyden biridir, burada Türk diye genellememin sebebi bizim ülkemizden bizim milletimizden çıkmış yoz ve duyarsız kalemlere dikkat çekmek. Öncelikle belirtmek istedim. Bu başlıkta muhtemelen Türk’lüğü de kendi ceplerine para sokacak şekilde milli ve manevi duyguları sömürerek kullanmalarında da bir etki vardır. Hepimiz Türk olmayı çok seviyoruz ama nasıl oluyorsa onlar bu işin kitabını yazıyorlar😸 Peki ya kim bu onlar? Öncelikle ilk paragrafta tiye aldığım konu özellikle askeri kurgular ama uzun uzadıya içimi dökeceğim asıl mesele askeri kurgular değil. Ne kadar askeri kurgulara kaba tabirle dümdüz girmek istesem de.(kaba dediğime bakmayın olabildiğince kibarlaştırdım. ben öyle her şeye saygı duyan ağzı aşırı derli toplu birisi değilim, yine de saygı çerçevesinde durmayı deneyeceğim.) İnsanların milli ve dini duygularının sömürülerek kitaplar yazılmasından bıktım arkadaşlar. Bunda kastım kesinlikle bizi bilgilendirmek için yazılmış tarihi ve dini kurgular değil. Veya mitolojik… Benim kastettiğim ceplerine para girsin diye bizi geri zekalı yerine koyan yazarlar ve geri zekalı yerine konulmayı kollarını, kucaklarını açarak koşan okurlar. Burada uygulamada elbette askeri kurguyu manevi mastürbasyon (kaba olduğumu biliyorum özür dilerim ama bazı şeyleri böyle kaba ifade etmediğimiz sürece fark etmeleri gereken insanların dikkatini çekemiyoruz) yapmak için yazmayan yazarlar ve o kitapları gerçekten de askeri kurgu sevdiği için okuyan okurlar vardır. Benim sözüm zaten gerçekten askeriye işi işleyip de buna askeri kurgu diyen yazarlara falan değil. Benim sözüm asker ana karakteri olup onun maneviyatından faydalanarak aşk kitabı yazan yazarlara. Nefret ediyorum sizden. Peki neden nefret ediyorum? Zaten biraz
1000Kitap