8/10
·150 syf.··
2026 20. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:44
​"Kötü şeyleri görmezden geliyordu. Aslında tam olarak öyle de değil... Bizim başımıza kötü şeyler geldiğinde etkileniyordu. Canımız acıdığında, mutsuz olduğumuzda ya da hayatta bazı şeyler ters gittiğinde, bunları fark ediyor ve önemsiyordu. Ama kendi başına gelen kötü şeyleri -kaba sözler, ters bakışlar- hiç kafaya takmıyordu." ​Yıldız Kız, Mica Lisesi'ne gelişiyle tüm düzeni değiştiren sıradışı, neşeli ve gizemli bir genç kızın hikâyesini anlatıyor. ​Renkli kıyafetler giyen, ukulele çalan ve evcil faresiyle gezen bu kıza âşık olan Leo, okul halkının zamanla Yıldız Kız'ın farklılıklarını tuhaf bulup onu dışlamasına şahit olur. ​Birlikte oldukları öğrenildiği andan itibaren Yıldız Kız gibi kendisinin de yok sayılmaya başladığını fark eden Leo, sevdiği kız ile arkadaşları arasında bir seçim yapmak istemez. Bu nedenle, toplum baskısı yüzünden sevgilisinden "normal" biri gibi davranmasını ister. Bu noktadan itibaren hikâye, bireysel kalabilmek ile topluma uyum sağlama çatışmasını duygusal bir dille işlemeye başlar. ​Kitaba bayıldım. Yıldız Kız'ın hikâyesi öyle tatlı ki... Dışlanmasına rağmen insanları düşünmeye ve onlar için bir şeyler yapmaya devam ediyor. Her şeye rağmen pozitif biri. Mesela gerçek adı yerine dönem dönem farklı isimler kullanıyor. Bu çok ilginç ama güzel bir fikir bence. Bunu da şöyle açıklıyor: ​“Artık bana uymadığını hissettiğim ismi değiştiriyorum. Ben adımdan ibaret değilim. Adım benim giydiğim bir şey, gömlek gibi. Yıpranıp eskidiğinde değiştiriyorum.” ​Tatlı bir hikâyeydi. Birini olduğu gibi sevmek ile başkalarının da sevmesi için değişmesini istemek arasındaki o büyük farkı da görüyoruz. Belki Yıldız Kız, Leo'nun isteğini kabul ederek gerçek ismi olan Susan ve "normal", sıradan bir kız olmayı deniyor ama Leo... ​Yıllar geçtikten ve her
Yıldız KızJerry Spinelli · Epsilon Yayınları · 201490 okunma
Bir tatlıdan daha leziz
10/10
·348 syf.··
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:33
Bu nasıl güzel bir kitaptır böyle… Hani tatlı yersiniz de ağzınızda enfes bir tat bırakır ya da yemek sonrası … Öyle mükemmel bir tat… Bu yazarla tanışmak ne kıymetli. Bu kadar harika bir kitap olacağını düşünmemiştim ama öyle güzel ki anlatmak için kelimeler yetmiyor. Hikayenin içine bir giriyorsunuz Rıdvan, Behiye, Suad, Eliz… daha kimler kimler oluyorsunuz. Ah Nermin Hanım nasıl bu kadar güzel bir kitap yazabildiniz… Resmen hayran kaldım. Kalemine , anlatımına , konusuna , kişilere , her şeye … Yüreğim cız ede ede okudum resmen. Alıntılar yaptığım o kadar güzel söyleri vardı ki kitabı aslında baştan sona alıntılamak istedim. Mektuplarla yazılan bir hayat ve bir sürü kişi okurken hepsinin aslında bir kişi de tekrar buluşması ne kadar güzeldi. Yazılacak söylenecek o kadar güzel sözler var ki bu kitap için herkesin mutlaka okuması gerekiyor. Yazarla daha tanışmamış olanlar kesinlikle bu kitapla başlayabilirler. Ben yazarın şans verdiğim ilk kitabıydı ve iyi ki bu kitapla onu tanımışım diyorum ve diğer kitaplarını okumak için aşırı sabırsızlanıyorum. Mükemmel bir kitaptı. Uzun zaman sonra okuduğum ve tanıştığım en iyi yazarlardan oldu. İyi ki okudum ve bu yazarın kalemiyle , hayal dünyasıyla ve onun beyninin içindeki kişiyle tanıştım… Yazarımıza bir not: Mürekkebi hiç kurumasın , aklından geçenleri yüreğiyle beraber kaleminin ucundan dökülmesi dileğiyle… İyi ki var…Okuyuculara iyi okumalar dilerim.
Saklı Bahçeler HaritasıNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınevi · 20184,024 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Bence ara ara tatlı niyetine çocuk masal kitapları okunmalı diye düşünüyorum Uzun zamandır okumak istediğin bir kitaba bazen bir masada denk gelirsin.Bence çocuklar değil büyükler okumalı en aciliyetinden Kısa ama derin sözler .İç dünyasına tatlı bir yolculuk yapmak isteyenlere tavsiye ederim
Çocuk, Köstebek, Tilki ve AtCharlie Mackesy · Mundi Yayınevi · 20215,7bin okunma
Söyleme Bilmesinler
Puan vermedi·200 syf.··
2026 2. kitabı
Söyleme Bilmesinler, ilk bakışta sıcak ve samimi hikâyelerden oluşan bir kitap gibi görünse de aslında satır aralarında aileyi, çocukluğu, sevgiyi ve insanın içinde sakladığı kırgınlıkları anlatıyor. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, anlatılan olayların hayatın içinden olmasıydı. Çünkü burada olağanüstü karakterler ya da büyük maceralar yok; hepimizin bir şekilde tanıdığı insanlar ve yaşadığı duygular var. Özellikle anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkilere değinen bölümler beni oldukça etkiledi. Bazen çocukların dünyasına yetişkinlerin gözünden değil de onların kalbinden bakmayı unutuyoruz. Kitap bunu çok güzel hatırlatıyor. Küçük gibi görünen bazı olayların bir çocuğun hafızasında ne kadar büyük izler bırakabileceğini görmek beni düşündürdü. Yazarın en büyük başarısı ise bunu okuyucuya ders verir gibi değil, içten hikâyeler anlatarak yapması. Bir bölümde gülümserken başka bir bölümde durup kendi çocukluğunuzu düşünmeye başlıyorsunuz. Ben kitabı okurken sık sık kendi ailemi, çocukluğumu ve geçmişte yaşadığım bazı anıları hatırladım. Bu yüzden kitapla aramda beklediğimden daha güçlü bir bağ oluştu. Dili oldukça akıcı ve samimi. Sayfalar hızla ilerliyor ama anlatılan duygular kolay kolay akıldan çıkmıyor. Özellikle söylenemeyen sözler, yanlış anlaşılan duygular ve aile içinde bazen fark edilmeden yaşanan kırgınlıklar kitabın merkezinde yer alıyor. Belki de bu yüzden kitabın adı bana çok anlamlı geldi; çünkü bazen insanın içinde kalan şeyler, söylediği şeylerden çok daha ağır olabiliyor. Kitabı bitirdiğimde içimde tatlı bir hüzün kaldı. Çünkü bazı hikâyeler bize yeni şeyler öğretmez, sadece zaten bildiğimiz ama unuttuğumuz duyguları yeniden hatırlatır. Söyleme Bilmesinler de benim için böyle bir kitaptı. Sıcacık, samimi ve insanın kalbine dokunan bir eserdi.
Edebiyat
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:55
"Papalagi" (veya orijinal adıyla Der Papalagi), Alman yazar Erich Scheurmann tarafından 1920 yılında yayımlanmış oldukça sıra dışı ve düşündürücü bir kitap. Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Kapitalizmin yaşatıldığı sekuler toplumu daha yakından tanımak için, modernliğin medeniyet diye pazarlandığı sistemi görmek istediğimizde tüm açıklığı gerçekliği ile "Papalagi" karşımızda. Kitap ismi ile iddialı ve dikkat çekici olduğu kadar, kısa olmasına rağmen yine de anlamlı, bakış açısı sunması, düşündürücü olmasıyla beni kendine çekti ve okurken içimden tebrikler sunduğum bir kitap oldu adeta. Özellikle Afrika Dramını okuyup bu konuda bir ders aldıktan sonra, kapitalizm ve demokrasi gibi, "Kur'an'ın da ifadesiyle; yaldızlı sözler" ile insanların nasıl kandırıldığını, insanların peşinden koştukları dünya ve içindeki nimetlerin aslında aracı iken nasıl yegane amaca dönüştüğünü anlatan ve yeniden anladığım çok güzel bir kitap. İnsanoğlu tabiatı gereği unutan, dalan, günaha meyilli bir varlık olması nedeniyle kendine hakikati anlatacak, yaşamının içindeki yaratılanların amacını hatırlatacak türden kitaplar okumaya muhtaç. Özellikle de mana ile maddenin yer değiştirdiği, anlam kargaşası yaşandığı, duyguların renginin kaybolduğu bir çağda, bir zaman diliminde Batıyı ve batının bize sunduğu ya da dikte ettiği kültürü, bugün özenilen o Avrupai yaşamın aslında arka planını çok güzel anlatan bir kitap ve her insanın okumasını istediğim, dili hafif bir kitap oldu benim için. Papalagi yani beyaz adam, sömürünün
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
ALTI HARFLİ BİR TATLI: M E L T E M
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 08:58
Yazarın söyleme bilmesinlerden sonra okuduğum ikinci romanı. Türk aile yapısının son 20 yılda nasıl değiştiğinin kanıtı aslında roman. Çok uzaklara gitmemek gerek Türk aile yapısı son 20 yıldır geniş aileden çekirdek aileye geçti. Genis aile kültürü ile büyümüş dede nineler ya da yaşlılar huzurevi karşıtı. Çünkü büyüklerinden öyle görmemişler. Yeni nesil ise sürekli şehir hayatının içinde koştururken dönüp bunlarla ilgilenecek zamanı yok. İki romanda da aile üzerine. Yazarın empati yeteneği cok iyi. En çok bu romanda hosuma giden bir tarif defteri. Bababbneden kalan yazım hataları ile el yazısı ile yazılmış tarif defteri beni com eski günlere götürdü. Benim annemin tarif defteri yoktu ama keşke olsaydı. Hatıra olarak kesin bende saklardım. Annesinin terk ettiği Meltem ve çocuklarınin onunla ilgilenmediği Selime Teyzenin gözünden anlatılıyor her şey. Romanın sonunda ikisi de ortak bir noktada buluşuyor. Selime Teyze yeniden çocuklarına dönmek için yola çıkarken onun akıbeti belli değil. Ancak Meltem tüm dertlerini tarif defterinin arasında bulduğu dedesinin yıllar önce çözdüğü minik bir bulmaca sayfasında buluyor. Altı harfli bir tatlı demiş bulmaca dedesi MELTEM yazmış. Kitapta geçen yaşlılarin kullanıp gençlerin bilmediği kalıplaşmış sözler de hoş. Tavsiye kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma