Hakikat ruhumuzun kulağına fısıldayarak der ki: boş durma insanoğlu, imanını imtihan ettir. İbrahim ol, inkarların ateşine bulan, ama yanmamak şartıyla insanoğlu. Yusuf gibi eşyanın karanlığına in ve orada da Allahı anmayı unutma. El kervanlarına katıl, düşünce ve sanat oymaklarını kelebek gibi değil, arı gibi dolaş, karınca gibi bilgi harmanlarını arşınla. Ta çıktığın noktaya döndüğün zaman mana gelini kendini sana teslim edinceye kadar.
Bu kitabın kurgu olmasını o kadar isterdim ki fakat değil, bütünüyle gerçek. Yaşanan dehşet verici tanıklıkları okurken siz iliklerinize kadar zorlanıyorsunuz fakat onlar yaşandı ve yaşanıyor. Ben kitabı bitirdim fakat soykırım hâlâ bitmedi nerdeyse bir sene oldu. Ve her şeye şahidiz ve bu çok can yakıcı.
Kitap 2002 yılında Kenize Mourad’ın Filistinlilerle ve Yahudilerle yaşadıkları yerde yaşanılan akılalmaz olayların arasında yaptığı röportajlardan oluşuyor. Muhakkak herkesin okumasını tavsiye ederim. Çünkü olaylar artık tarih bilmekten ve siyasi rollerden çok daha fazlası tamamen kendi insan oluşunuzla ilgili; artık görmemek, duymamak, “aa ben bilmiyordum” gibi bir tavır sergilemek insanlığınızı sorgulatabilir.
Yazarın 2023’te yayınlanan baskısına yazdığı yeni önsözünde de dediği gibi “Yirmi yıl önce yazılmış olan bu kitap, bugün de yazılabilirdi. Değişen şu ki; durum daha da vahim bir hal aldı. Batı Şeria’da, halkın yaşamını sürdürmekte giderek daha çok zorlandığı, konfeti parçalarına indirgenen Filistin topraklarını kemiren İsrail yerleşimlerinin sayısı ölçüsüzce çoğaldı.
<Açık hava hapishanesi> olarak nitelendirilen Gazze, her gün biraz daha boğuluyor.
İsrailin amacı, Filistinlilerin hayatını tahammül edilmez hale getirerek sonunda ülkelerini terk etmeye zorlamaktır.
…
Filistinliler güç kullanma yoluyla asla dize gelmeyeceklerdir. Gelen yeni nesiller, her seferinde daha şiddetli biçimde mücadeleyi yeniden başlatacaktır, zira ölüler ve acılar biriktikçe nefretler pekişir. “