once spoilersiz bir seyler yazacagim.
kitabin psikolojik olarak kotu etkiledigi soylenen bir ünü var ama beni etkilemeyecegini tahmin etmistim, oyle de oldu, ama sirf kendimi biliyorum diye. yoksa icindeki bazi sahneler -mesela agir siddet ve detayli kendine zarar verme sahneleri- okuyan bazi kisileri etkileyebilir.
kitabin asiri melankolik oldugunu, bu kadarinin da abarti oldugunu soyleyenleri de gormustum ama icinde abarti bir sey oldugunu sanmiyorum. icindeki siddet sahneleri ve karakterlerin psikolojik durumunun fenaligi size fazla geldi diye tutup da abarti derseniz boyle durumlari gercekten yasayan (ki yasaniyor) insanlari hice saymis olursunuz. benim bu kitapta yazanlardan etkilenmemenin en buyuk sebebi hepsini coktan kendim dusunmus olmam mesela, soka ugradigim bir durum bu yuzden olmadi bile.
kitabin yazim dili cok akici gidiyordu ta ki son 250 sayfaya kadar. sonra sıkılmaya basladim ve baslarda 8 hatta 9 verilir diye dusunurken 6'ya dusurdum. hatta 5 bile olabilirdi sonlarinda cok sıkıldıgım icin. sıkılmamın sebeplerinden biri kurgunun gidisati olabilir ve gercekten biraz uzamis gibi geldi.
devaminda spoiler!
jude'un hayatinin bu kadar kotu olmasi gercekten inanilmaz. yasadigi resmen bastan sona igrenc bir hayat ve willem'le iliskisi bile cok carpik geldi benim gozume. jude hicbir zaman willem'i gercekten sevmesi gerektigi gibi sevebildi mi? tamamen kirik, parcalanmis bir adam ve hayatini asla tekrar toparlayamadi. dogdugu an parcalanmis zaten. intihara tesebbus ettiginde ben kurtarilmasina icerledim acikcasi, ölseydi jude icin daha iyi olurdu. kendisinin baskalarinin gozundeki gorunusunde de hakliydi aslinda, hayati boyunca da kendisini dogrulamaktan baska bir sey yasamadi. sevildigine gercekten inandi mi? sanmam. surekli ozur diledi, ona ogretildigi
"Aforizmayı sadece, kelimelerin ortasında duyulan korkuyu, o bütün kelimelerle birlikte çökme korkusunu yaşamış olanlar iş edinir."
aforizmalari okumayi seviyorum cunku bir yazarin zihninin icinde rastgele dolanan dusuncelerin cok az bir kismini da olsa yansitmasinin tek yolu bu. ve bunlari incelemeyi, yazarin aklina en cok takilan konulari fark etmeyi ve ayrica bu konu uzerinde neden bu kadar yogunlastiklarini, bahsettikleri diger konulari ve degindikleri ayrintilari baz alarak analiz etmek cok keyifli. insanlarin zihinlerinin icini tamamen okuyabilmek isterdim cunku bilinmezlik cok rahatsiz edici. zihinleri fazla dolu oldugu icin careyi kaleme kagida sarilmakta bulan yazarlari da bu yuzden seviyorum. aforizmalar ise, fazla aciklanmaz. satirlarca aciklanmasina gerek yoktur cunku yazar icindeki endiselerin ve korkularin yarattigi kisa birkac cumleyi aktarmayi yeterli bulur. cumle agir, karmasik ve saatlerce suren bir beyin firtinasindan cikmis olsa da bazen cok basit bile gozukebilir. dusunce akisini beynin hizina eszamanli yakalayip kagida aktarabilecegimiz bir teknolojimiz olsaydi, benim zihin okuma istegim ancak karsilanirdi. aforizmalar ise bu durumun cok ufak bir kismini, icinde yuzlerce bilmeceyi saklayarak yapiyor. cumleleri okuyup da yazarin hangi dusuncelerden bu cumleye vardigini analiz etmek, kafamda bir yol cizip bu yolu izlemek de pek keyifli. burada yazarin bazi fikirlerine katilmasam da onemli olan bu degil, dusunebilmeyi basaran her insanin yazdiklarini okumak ilgi cekicidir.
BuruklukEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
sahane bir kitapti. okudugum ilk huseyin rahmi kitabi oldugunu da soylemem gerek... biliyorum biraz gec kaldigimi ama muazzamdi. kitabi orijinalinden okudum ve bazen bazi kelimeler zorlasa da cok keyifliydi. bence bu tarz kitaplarin orijinallerinden okunmasi gerek, daha gunumuz turkcesiyle yazilmis halinin gereken havayi veremeyecegini hissediyorum biraz. zaten pek anlayamayacagimiz bir sey yok, ozellikle huseyin rahmi'de orijinal baskiya sadik kalmayi tercih ederim.
bu donemin turk edebiyati'na dair bilgim pek az, gercekten. ama ucundan bir yerinden tutarak baslamak lazim diye ismi en ilgi cekici olandan bir baslayayim dedim. romani elime alana kadar fantastik bir kurgu oldugunu bilmiyordum ve gorunce beni epey sasirtti... turk edebiyatina fantezi katildigindan yeni haberim oldu ki kitap yuz yil once yazildigindan bu benim kabahatim tabii, dedim ya bilgim cok az.
ben turkce yazilan eserleri bir ayri seviyorum ve bizim dilin guzelligi beni halen hayrete dusurebiliyor. turkcede kelimelerin ahengi ayri bir guzel. donemin diliyle de karanlik bir hava birlesince ve karakterler iyi yazilmis, saglam tiplemeler olunca okumak mukemmel bir zevke donustu. her karakterin kendine has olusu kurguyu tamamen gercege donusturmus. talat bey, hanimefendi, dilaver, orhan, turhan, murebbiye... kurgunun yazilisindaki objektiflik okuru ne isterse onu dusunmeye, neye isterse ona inanmaya itiyor. yasanan hadiseleri bir gozcu gibi izleyip aktarmis yazar, isin mantigini kurcalamak da okura dusuyor burada. okurken cok keyif aldim. diyaloglarin kuruluslari, karakterlerin hal ve tavirlari, elbette bir de baslarina gelenler... harika bir olay orgusu. 9/10