​Bugün benim doğum günüm...🎂 Yeni bir yaşın eşiğinde, geride bıraktığım yıllara sakin bir tebessüm, önümdeki günlere ise sadece kocaman bir umut bırakıyorum.. Yeni yaşımın güzel geçmesi dileğiyle..iyki dogmuşum🧚🏼‍♀️
Hayata Dair
Dün ne yaptıysam, O günün aşkıyla yaptım. O aşka, o ruha, o imana ihanet etmem. Bugün bambaşka biriysem, Her halim o günün devamıdır. Zaman değişir, suret değişir... Ama iman aynı gökyüzünde güneş misali Bir aşkla tebessüm eder kaderime. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
01.58
Senden önce hayatımda birçok şey eksikti. Ne yarını düşünürdüm ne de geleceğe dair güzel hayaller kurardım. İçimde taşıdığım yorgunlukları kimseye anlatamaz, çoğu zaman kendi sessizliğimde kaybolur boğulurdum. Gülüyordum belki ama her gülüşümün arkasında tamamlanmamış bir yanım vardı.Sonra sen çıktın karşıma.Bir anda her şey değişmedi belki ama zamanla hayatımın en güzel alışkanlığı oldun. Kalbimde ne varsa korkmadan koydum önüne. Kendimi saklamadım, gizlemedim, eksiltmedim. Olduğum gibi geldim sana. Çünkü ilk kez birinin yanında kendim olmaktan korkmadım.Yanlışlarım oldu, eksiklerim oldu. Bazen kelimelerim yetmedi sana, bazen sustum. Ama bil ki sustuğum anlarda bile aklımda hep sen vardın. Seni sevmek bana zor gelmedi. Çünkü kalbim seni hiç yabancı saymadı.Sen geldikten sonra bazı şarkılar daha güzel çalmaya, bazı günler daha anlamlı geçmeye başladı. Kalabalıkların içinde bile yalnız hissetmez oldum. Çünkü artık seni düşünmek bile yüzümde bir tebessüm bırakıyordu.Belki kusursuz değilizim. Belki zaman zaman kiriyorum, üzülüyorum. Ama şunu bilmeni isterim ki seni severken hiçbir zaman rol yapmadım. Sevgimin içinde yalan yoktu, çıkar yoktu, sahte hiçbir şey yoktu. İçimden geldiği gibi sevdim seni.Bugün dönüp baktığımda iyi ki varsın diyorum. Çünkü sen, hayatımın kötü günlerine umut, karanlık gecelerine ışık oldun. Ve ne olursa olsun, kalbimin en güzel köşesinde hep sen olacaksın bal gözlüm.
İnsanın bu dünyadaki temel trajedisi, kendi varlığının ağırlığını taşıyamayıp onu nesnelerin hafifliğiyle takas etme arzusudur. Modern insan, varoluşsal boşluğunu (horror vacui) anlamlandırmak yerine, etrafını biçimlerle, renklerle ve ambalajlarla kuşatarak görünmez bir kalkan inşa ediyor. Bu, felsefi anlamda bir "kendinden kaçış" estetiğidir. Nesnelere yüklediğimiz anlamlar, kendi içsel hiçliğimize karşı ördüğümüz duvarlardan ibarettir. Biz eşyaya sahip olduğumuzu iddia ederken, aslında nesne bizi kendi mekanına hapsediyor ve bizi kendi doğasına uydurarak nesneleştiriyor. Yani bilinç, kendi yarattığı yapay dünyada, ürettiği araçların kölesi haline gelen trajik bir özneye dönüşüyor. Zaman ise bu varoluşsal oyunun en amansız hakimidir. Kronolojik zamanı (kronos) kutsallaştırıp, anın getirdiği niteliksel zamanı (kairos) tamamen gözden kaçırıyoruz. Hız, modern bilincin kendini sorgulamasını engelleyen afyon felsefesidir; çünkü durmak, insanın kendi içindeki o tekinsiz boşlukla, yani kendi varlığıyla baş başa kalması demektir. İnsan durduğunda, zamanın onu eskitmediğini, aksine kendisinin zamanı hoyratça tükettiğini fark eder. Bu farkındalığın yaratacağı ontolojik kaygıdan (anksiyete) kaçmak için, adımlarımızı daha da hızlandırıyor, saniyeleri birer tüketim nesnesi gibi harcıyoruz. Deneyimi değere dönüştüremediğimiz, sadece üzerinden geçip gittiğimiz bir patinaj alanıdır artık hayat. Kusursuzluk algısı da bu illüzyonun estetik ayağını oluşturur. Doğa, doğası gereği asimetrik, kusurlu ve ölümlüdür. Oysa insan, kendi faniliğinden duyduğu korku yüzünden her şeyi pürüzsüzleştirmeye, sterilize etmeye çalışıyor. Kırılan bir nesneyi, incinen bir ruhu ya da
​Zarif Bir Tebessüm
"Siz yok musunuz siz! Gülüşleri güzel hanımefendi." FranzKâra
Duygu ve Düşünce
Geleceğim; bir yasemin çiçeği vereceğim dilenciye. Cüzamlı güzel kadına bir küpe daha armağan edeceğim. “Ne seyredilesi bir bahçe!” diyeceğim görmeyen insana. Seyyar satıcı olacağım; sokakları dolaşacağım; “Şebnem var, şebnem, şebnem!” diye bağıracağım. “Gerçekten de karanlık bir gece!” diyecek, yoldan geçen biri. Bir Samanyolu bağışlayacağım ona. Ayaksız bir kızcağız var köprüde; Büyükayı'yı asacağım onun boynuna. Ne kadar küfür varsa, toplayacağım dudaklardan. Ne kadar duvar varsa, yıkacağım temelinden. “Yükü tebessüm olan bir kervan geldi.” diyeceğim haydutlara. Bulutları parçalayacağım... Sohrab Sepehri