fakat saadet kelimesini anmamak şartıyla... kelimeler hayatın ahengini bozarlar. Sokakta bir kedi yavrusunu görürsünüz, eve alırsınız, bir ad koyarsınız, o günden itibaren bu kedi sizin için bir mesele olur. Saadet kelimesini bilmeden. Fotoğrafımız çekilirken, baloda dans ederken, yeni bir insana takdim edilirken, hemen bir tarafımızda bulduğumuz o tebessüm yok mu... Onu bir yaldız gibi bütün saadete, etrafımıza, eşyaya, insanlara sürdüğümüz zaman kendimizi ne kadar mesut görürüz. -Sonra da yavaş yavaş kazırız. Hatta bütün ömrümüz bazen böylesi bir yaldızı kazımakla geçer... - Tam çıkardığımız gün altında paslı bir aynaya düşmüş gibi kendi çehremizi buluruz.
Sayfa 327 - Dergâh Yayınları
Dokunsalar ağlayacak gibiydim.Aklım başımdan uçmuştu sanki.Hiç halime bakmadan,haddimi bilmeden Hz.Peygamber'in mübarek ellerine dudaklarımı kondurdum.Dileğimi söyledim ama heyecandan "Şefaat Ya Resulullah"diyeceğime "Seyahat Ya Resulullah"demişim.Hz.Peygamber tebessüm buyurdular: -Seyahat ve ziyareti bu kuluna kolay eyle Ya Rabbi,dediler ve dua buyurdular.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Söyler misiniz bana, hak ve adaletin, hukukla bir ilgisi var mı?" Ingram tebessüm ederek, "Adaletin değil ama adalenin ilgisi var.", dedi. "Gücün mü yani?" diye sordum kuşkuyla; Ingram başını salladı. "Ama buna karşın hukuk vasıtasıyla adaleti sağlamamız lazım öyle değil mi?" dedim. "İşin içindeki paradoks da o," diye karşılık verdi. "Aslında adaleti sağlıyoruz."
Sayfa 69 - Can sanat yayınları
Eğer yanlış yoldan kaçıyorsam beni öldürün. Ölsem de tebessüm ederim. Şimdi şuracıkta itaat zincirlerini kırıp atsam, bunun için feci şekilde cehennemlere düşsem de pişman olmam. Yok, olmaz. Artık daha fazla kendimi küçültemem. Özgürlük!
"Yalnızız.. İkimizin de sıcağı öksüz artık! Hayatı yaşanır kılmak adına, yalancı süslerle bezemeye çalışıyoruz zamanı.. Yarınlara ikinci el mutluluklar ısmarlıyor, her yarını dün ettiğimizde koca bir hiçle uyanıyoruz.. Olmadık insanlarla üç kuruşluk muhabbetlere oturuyor, tebessüm bile etmeyeceğimiz şeylere kahkaha atıyoruz.. Ama merhemimizin adı; zaman.. Tutkal kıvamında susuşları yalnızlığın keskin tineriyle inceltip, kendi kendimize mırıldanmalara çevirdiğimizde, dudaklarımızdan dökülen yalnızca; ‘ne yaptım?’ Ne yaptık biliyor musun? Belirsiz bir zamire sürüldük... Aşkın hiçbir eylemi, çekilmez bu zamirle!"