Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir caminin imamı şöyle anlatıyor:Akşam namazından selam verdikten sonra, camide kimsenin daha önce görmediği siyahi bir adam ayağa kalktı. Benden izin isteyerek mikrofonu eline aldı ve yüzünü cemaate dönerek şöyle dedi:"Selâmün aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Bismillâhirrahmânirrahîm."Sonra Fatiha Suresi'ni ayet ayet, bozuk ve anlaşılması güç bir telaffuzuyla okumaya başladı. Dinleyen kişi Fatiha Suresi'ni önceden bilmeseydi, o adamın söylediklerinden tek bir harf bile anlayamazdı. Okumayı bitirdikten sonra mikrofonu kapattı, caminin bir köşesine geçip nafile namazı kıldı ve dışarı çıktı.Onu takip ettim ve aklımda şu soru vardı: Bu genci bunu yapmaya iten şey neydi? Zira ortada ne güzel bir ses, ne doğru bir telaffuz, ne de tecvit ve tertil vardı.Neyse, yanına yetişip ona: "Bunu neden yaptın?" diye sordum.Şöyle cevap verdi:"Ben rap şarkıcısı 'Loon'um. İki gün önce Müslüman oldum ve adımı 'Cüneyd' olarak değiştirdim. İslam ve onun insanlara tebliğ edilmesi hakkında tercüme edilmiş bir kitap okudum ve beni bu davranışı yapmaya sevk eden harika bir hadis-i şerif buldum."Ona: "Bu hadis hangisidir?" diye sordum.Dedi ki: "Benim adımdan bir ayet bile olsa insanlara ulaştırın (tebliğ edin).""Ben de (Fatiha'da geçen) yedi ayeti ezberlemiştim ve onları tebliğ ettim."Artık 'Cüneyd' hak dine insanları davet eden bir davetçi olmuştur ve onun vesilesiyle birçok kişi İslam'ı seçmiştir. Baştan sona her şey için Allah'a hamd olsun.
Din
Hesap günü geldiğinde "Rabbim, ben senin rızan için yaşadım, senin rızan için çevremde tebliğ çalışmaları yaptım, insanlara hesap gününü hatırlattım ve senin rızanı kazanmak için can vermek arzusu, tek gayem oldu" diyebilen insandır dava adamı...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir gün ashâbıyla birlikte otururken Hz.Peygamber'in mübarek ağzından şu sözler dökülür: “Allah'ın şehit ya da peygamber olmayan öyle kulları vardır ki kıyamet gününde Allah"a olan yakınlıkları nedeniyle peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler.” Bu sözü işiten sahâbîler bir anda kulak kesilip merakla sorarlar: “Kim bunlar, yâ Resûlallah?” Ashâbın dikkatini toplayan Allah Resûlü şu açıklamayı yapar: “Bunlar, akrabalık ya da aralarında dönüp dolaşan bir maldan kaynaklanan çıkarları olmaksızın, sırf Allah için birbirlerini seven insanlardır. Onların yüzlerinde bir nur vardır ve onlar hidayet üzeredirler. İnsanlar telaşa düştüklerinde onlar korkuya kapılmazlar, insanlar hayıflanırken onlar üzülmezler.” Allah Resûlü bu sözlerinin ardından, *Bismillâhirrahmânirrahim*💓 “Haberiniz olsun, Allah’ın sevgili kullarına korku yok. Onlar üzülecek de değillerdir.(Yûnus, 62) âyetini okur. (Ebû Dâvûd, Büyû’, 76)
Din İslam
Cihad ve Tebliğ Duası
Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn, vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. Allah'ım! Bizlere; Senin rızan için gayret etmeyi, Ömrümüzü ve bütün nefeslerimizi Senin rızan yolunda sarf etmeyi, nefislerimizle mücadelede sebat göstermeyi ve hakka hizmet yolunda samimiyetle çalışmayı nasip eyle! Bizlere öyle bir cihat ve tebliğ aşkı ver ki; nurlu yolun olan İslâmiyet'i sahih kaynaklardan doğru bir şekilde öğrenmeyi, anlamayı, yaşamayı ve yaşatmayı bizlere lütfeyle! Allah'ım! Bizlere hakkı hak olarak göster ve ona tâbi olmayı; bâtılı bâtıl olarak göster ve ondan uzak durmayı nasip eyle! Tebliğ ve irşad yolunda bizlere hikmet, basiret, firaset, sabır, güzel ahlâk ve güzel üslup ihsan eyle! Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem'in yüce sünnetini; hikmetle, güzel ahlâkla, merhametle ve güzel örneklikle büyük şehirlerden en küçük yerleşim yerlerine, yakınlardan en uzak beldelere kadar ulaşabildiğimiz her bir insana ve her bir gönle duyurabilmeyi bizlere nasip eyle! Allah'ım! Bizden sonra gelecek nesilleri; ilimde, irfanda ve teknolojide iyi yetişmiş, ahlâkta ve fazilette örnek, kalpleri Senin korkun ve muhabbetinle dolu, dinine hizmet eden, ümmete ve insanlığa faydalı kullar olarak yetiştirmeyi bizlere nasip eyle! Allah'ım! Kalplerdeki şirk, gaflet, cehalet, kibir ve batıl anlayışların yerine tevhid nurunu, adaleti, merhameti, hikmeti ve güzel ahlâkı hâkim kıl. Asr-ı Saadet'in imanını, ihlâsını, ilmini, ahlâkını, adaletini, kardeşliğini, muhabbetini ve merhametini önce kendi kalplerimize, sonra da insanlığın gönüllerine yerleştirmeyi bizlere nasip eyle! Bizleri hakkı hikmetle anlatan, hayrı tavsiye eden, kötülükten sakındıran, güzel örnek olan, dilinden doğruluğu eksik
Din İslam
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... Kuran'dan ayet meali okuduğunuzda kırmızı görmüş boğaya dönenler, açıkça Kuran'ın sadece ve sadece sevap kazanmak için orijinalinden okunmak ve ölmüşlerimizin vaziyetini düzeltmek için gönderilmiş bir mezarlık kitabı olduğunu söylebilmelidirler. Çünkü kendilerinin de Kuran'dan verdikleri her ama her mesaj neticede bir "Meallendirmedir". "İçki içmeyiniz, hırsızlık yapmayınız, domuz yemeyiniz vs..." ifadeleri de birer meallendirmedir. Bırakınız Arapça bilmeyip meal okuyanları, en mükemmel bir şekilde Arapça bilen bir Türk alimin yaptığı da neticede bir meallendirmedir. Meale, meallendirmeye bu kadar karşı olanlar, zihinlerde bile anlamlandırılmamış (meallendirilmemiş) orijinal lafzın neden gönderildiğini de açıklamak zorundadırlar. *** Kuran'ın ilk ayeti ve emri olan ve genellikle "OKU" olarak çevirilen "İKRA" kelimesini iniş ortamına ve bağlamına bakıldığında; "Eline bir şey al ve oku, Kuran'ı oku" gibi anlamak isabetli değildir. Çünkü Hira'da o ayet geldiğinde Hz. Muhammed'in elinde okuyacağı bir metin olmadığı gibi daha ortada Kuran/mushaf diye bir şey de yoktu. Bir arayış içinde olan peygamberimize; "düşün, araştır, tefekkür et, kevni ayetleri oku.." ya da ilk vahiy olması açısından; "insanları davet et, çağır, tebliğ et..." gibi anlamlardan biri veya birkaçının verilmesi mümkün ve daha isabetlidir. METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 50
MEHDİ AS. AYETLERİ
​"Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde bir mecnun değilsin." (Kalem, 68/1-2) ​"Arkadaşınız asla mecnun değildir." (Tekvîr, 81/22) ​"O halde, sen hatırlatıp öğüt vermeye devam et. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne bir kâhinsin ne de bir mecnun." (Tûr, 52/29) Bu ayetler, nüzul (iniş) sebebi ve zahiri (görünen) anlamı bakımından doğrudan Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında indirilmiştir. Ancak İslam düşüncesinde, tasavvufta ve özellikle ahir zaman hadislerini yorumlayan tefsir ekollerinde (örneğin Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur külliyatında veya benzeri tecdid/mehdi analizlerinde), peygamberlerin başından geçen olayların ve onlara hitap eden ayetlerin ahir zamandaki varisleri (Müceddidler ve Mehdi) için de birer "işaret" ve "sünnetullah" (ilahi kanun) olduğu kabul edilir. ​1. "Mecnun" (Deli/Divane) İftirası Ahir Zamanda da Tekrar Edecektir ​Ayetlerin İşareti: Peygamberlerin karşılaştığı en büyük psikolojik saldırılardan biri "akıl sağlığı yerinde değil" iftirasıdır. ​Mehdi İçin Yorumu: Mehdi, yerleşik ve bozulmuş olan düzene, materyalist felsefeye ve manevi çöküşe karşı tek başına veya az bir toplulukla büyük bir fikri mücadele başlatacaktır. Toplumun genel akıntısına karşı duracağı, radikal ve ezber bozan doğruları haykıracağı için, dönemin egemen güçleri veya mevcut düzenin savunucuları onu da tıpkı peygamberler gibi "akli dengesi bozuk, hayalperest, mecnun veya marjinal" olarak nitelendirebilirler. Ayet, Mehdi’nin de bu küresel/toplumsal baskılara ve "delilik" ithamlarına maruz kalacağına, ancak davasında son derece rasyonel ve haklı olduğuna işaret eder. ​2. "Rabbinin Nimeti Sayesinde..." (İlahi Koruma ve Hidayet) ​Ayetlerin İşareti: Hz. Peygamber’in aklı, feraseti ve tebliği kendi dehasından değil,
Din