Günümüzdeki siyonizme benzeyen Azdahak örgütünün hedefi.
"Büyük kurtarıcının emniyetle gelebilmesi için dünyada kargaşa, şiddet, talan, kan ve kötülüğün çoğalması lazımdır. Dünyanın güzelleşmesi, imanımızın dünyaya hâkim olması için hepimiz bunu sağlamaktan mesulüz. Bunun için gücümüzü yılanların ruhundan alıyoruz. Ben Maguş Azdahak; tebliğ ettim mi?" "Tebliğ ettin Kaf Maguş!"
Alıntı
tebliğ
Sen daveti, çağrıyı herkese karşı yaparsın. Bazılarının yürüyecek ayakları yoktur, kiminin de ayaktan haberleri yoktur. Ayakları uyuşmuştur, ama hepsi birden kımıldanınca, ondan bir pay alırlar. Elbette ona uygun hareket edenler faydalanırlar.
Sayfa 249
Din
Reklam
"Tesadüf, şirk ve tabiat"tan teşekkül eden fesad şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına, Risale-i Nur'ca verilen karar infaz edilmiştir.
Allah’a gittiği sanılan birçok yollar vardır. Fakat bütün bunların içinde gerçekten Allah’a ulaştıran ve Allah ile rasûlleri tarafından davet olunan hak yol bir tanedir. Bu yol, kendisine girenleri toplayan, birleştiren, dağıtmayan, aldatmayan tevhid yoludur. Hak birdir, bâtıl kse çoktur.
"Ahkâm-ı İlahiyeyi tebliğ et. Sen kâhin değilsin. Zira kâhinin sözleri, karışık ve tahminîdir. Seninki, hak ve yakînîdir. Mecnun olamazsın, düşmanın dahi senin kemal-i aklına şehadet eder."
163’ÜNCÜ MADDE Bu kanun maddesi, şimdi de dinden bahsetmek, dinden faydalanmak cesaretini gösteren, medrese içinde ve sarık altında yetişmiş, medrese ve sarık düşmanı Şemseddin Günaltay’ın hediyesidir. Topyekûn İslâmiyeti topyekûn kanun dışı sayan ve onu telkin mevzuunda en küçük hareketi en büyük fezahet diye gösteren bu madde, tarih boyunca müslümanlığa edilebilmiş hakaretlerin en ağırını, bu müslüman millete yöneltilmiş tecavüzlerin en şenîini belirtici bir ruh ve zihin haletine bağlanmalıdır. Sadece 27 yıllık özüyle Halk Partisini ifade eden bu ruh ve zihin haletine göre, 163’üncü madde içinde şöyle bir emr-ü irade vardır: “–Bu milletin yüz karası dinidir; ve bu yüz karasından daha kötü bir şey; daha iğrenç bir nesne yoktur. Bunu açıkça söyleyemediğimiz için herkesi kendi tek başına, hırsızlık eder veya cinayet işler gibi ibadette serbest bırakıyoruz. Fakat bu ibadetin ve bu ibadet etrafındaki hisler ve fikirlerin mâşerî ve içtimaî her tecellisi yasaktır. Kimse kimseye (Allah’tan kork! Din emrediyor!) bile diyemez. Dinî hisleri uyandırıcı her telkin şu kadar ay veya sene hapis veya…..” Bir memleketi, kendi öz ruh kökünden utandırmaya ve bu ruh kökünün icaplarına dair söz söylemeyi suç saymaya kadar giden bir kanun, eğer o memlekete dışardan musallat bir işgal rejimine ait değilse, kime ait olabilir? Halk Partisine!.. Zira cihanda hiçbir yabancı işgal kuvveti düşünülemez ki, bu vatanı, Halk Partisinin aldığı kadar merhametsiz bir işgal altına alabilsin… Hele demokrasi iddiası güdülen bir âlemde, Firavunlar ve Nemrudlar asrının bile tanımadığı bu hürriyetsizlik müeyyidesi ve söz, tebliğ ve telkin masumiyetini ihlâl edici bu korkunç cendere ne demektir? Şapkasının biçiminden potininin bağına kadar taklit ettiğimiz Amerikada protestanlığın ağzına böyle bir gem vurulsa,
Reklam
Reklam