KONU BAŞKASIYMIŞ GİBİ YAŞAMAYI BIRAKMALIYIZ!..
Geçenlerde yine A'râf sûresini okurken İblis'in kıssasına takıldım. Kulluk yolunda ayağı ilk takılanın "takılma öyküsü" benim de kafama takıldı. İnsan dışında her neye takılırsa, aslında içinde bir yere takılıyor. Bir daha gördüm bunu. Anladım. İblis'in takıldığının da Âdem aleyhisselâm değil "kendi yanlış varlık algısı" olduğunu sezdim. Belki benim de bu kıssaya takılmamın sebebi başka bir takıntıydı. Çünkü benim de topraktan yaratıldığını düşünüp ateşimin üstünlüğünden(!) dolayı isyân ettiğim hiyerarşiler vardı. Göremediğim değerler vardı. Edemediğim secdeler vardı. Kuşatamadığım hikmetler vardı. Kovulduğum makamlar vardı. Kur'ân'da her anlatılan bir parça da kendi hikâyem olduğunu yeniden hatırladım. Halbuki mürşidim bunu ta 20. Söz'ünde ders vermişti: "Kur'ân-ı Hakîm'de çok hâdisât-ı cüz'iye vardır ki her birisinin arkasında bir düstûr-u küllî saklanmış ve bir kanun-u umumînin ucu olarak gösteriliyor."** Dünya varolalıberi düşen her nesnenin yerçekimi kanunundan bir hissesi vardır. Hiçbirisi kendileri hakkında söylenmiş "düstûr-u küllî" ve "kanun-u umumî"lerin tesirinden hariçte değildir. Benim de imtihan edilen bir yaratılmış olmak hasebiyle hem Âdem aleyhisselamın hem de İblis'in yaşadıklarından almam gereken dersler var. Dönmem gereken düşüşler var. Teşhis etmem gereken hastalıklar var. Sarmam gereken yaralar var. Keşfetmem gereken kusurlarım var. Var, var, varoğlu var. Ancak Kur'ân'la ve Sünnetle böyle muhatap olmak için anlatılanların "benim hikâyem de" olduğunu sezebilmeliyim. İşte, mürşidim, 20. Söz'ünde bunu öğretiyor. Ben de, eğer iyi bir talebeysem, aldığım bu dersi her menzilde tekrar etmeliyim. A'râf sûresinin 12. ayetinin kısa bir meâlinde deniliyor: **"Allah buyurdu: "Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?"
Tefekkürât
Tırmizi
"Acele etmek şeytandan , teenni ile hareket etmek ise Allah'tandır."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dünya telâşesi hiç bitmiyor, değil mi?
Dünya telâşesi hiç bitmiyor, değil mi? Her mevsimin kendine has bir ağırlığı, her günün "yetişmesi gereken" bir gündemi var. Hani bir söz var; "yazı var, kışı var, aceleye ne gerek var"... Aslında bu söz, hayatın o bitmek bilmeyen koşturmacasına karşı çok zarif bir duruşu temsil ediyor. Tabiat kendi döngüsünde ağır ağır, vakti geldikçe değişirken; biz insanoğlunun her şeyi bir an evvel olup bitirme gayreti bazen sadece yorgunluk getiriyor. Belki de ara sıra durup o meşhur "daha vakit var" felsefesine sığınmak, işe sükûnet ile yaklaşmak gerek, işler bir şekilde yoluna girer, ama kaçan huzuru geri getirmek zordur. Dengeli olarak yazın sıcağını, kışın ayazını hakkıyla yaşamak varken, zihni hep bir sonraki adımda tutmamalı... Sabretmek güzeldir, insan gün içinde, demli bir çay içmeyi ya da güzel bir şiir okuyarak hayatı demlemeyi alışkanlık hâline getirmeli.. Eğer koşturtan, "acele" dedirten özel bir uğraş varsa veya hayatın genel temposuna bir serzeniş varsa, hemen bir mola vermeli; o kadim "teenni" hâlini kuşanmalı, bu mola modern dünyanın aceleciliğinin en büyük panzehiri olacaktır. Her şeyin "hız" üzerinden ölçüldüğü bir çağda, durup nefes almak neredeyse inkılabcı bir eylem gibi... "Acele işe şeytan karışır" sözü var ya, aslında sadece bir uyarı değil, aynı zamanda bir psikoloji dersi... İnsan acele ettiğinde dikkati dağılır, detayları kaçırır ve en önemlisi ruhu, bedeniyle aynı hızda hareket edemez hale gelir. Bu yoğun tempoda teenniyi elden bırakmamak için şu dengeyi kurmak kıymetli olabilir: Bir işi hızlı yapmakla acele yapmak arasındaki farkı gözetmenin idrakıyla vakti verimli kullanmak gerekir. Hızlılık beceridir, acelecilik ise telaş. Karar alırken veya bir eser ortaya koyarken bir an durup "demlenmesine" sakince izin vermek, sonucun çok daha
Bırak, günleri, her an ihanet etsin. Kader bir hüküm verdiği zaman da gönlünü hoş tut. Gecelerin dertleri için sızlanma, çünkü dünya dertlerinin kalıcılığı yoktur. Musibetlere karşı metin bir adam ol. İnsanlar seni vefa ve hoş görün ile tanısın. Yaratılmışlar içinde ayıpların çoğaldıysa ve onların örtülmesi seni sevindirirse, Cömertlik örtüsüne bürün çünkü her kusuru eli açıklık örter. Düşmanlarına asla zayıflık (zillet) gösterme! Çünkü düşmanların bunu kullanması beladır. Bir cimriden de hoşgörü bekleme, Cehennemde susamışlar için su yoktur. Teenni (acele etmemek) senin rızkını azaltmaz, Acele etmek de rızkı artırmaz. Ne hüzün devamlıdır ne de sevinç, Ne üzerindeki darlık ne de bolluk, Eğer kanaatkâr bir kalbe sahip olursan, Sen ve dünyalara sahip olan kişi eşit olursunuz, Sahasına ölümler inen kimseye gelince. Onu artık ne yer koruyabilir ne de gök, Allah’ın arzı geniştir, fakat Kader (ecel) gelince feza bile dar gelir. Bırak, günler her an gaddar olsun, Ne de olsa ölüme engel ilaç yoktur. (İmam Şafii رحمه الله)
Şiir
El-Cebbâr İsmiyle Gelen İlahi Müdahale
“Elim Kolum Bağlı” Diyenlere El-Cebbâr İsmiyle Gelen İlahi Müdahale Elim kolum bağlı dediğin anlar, bazen bir son değil; Cebbar esması ile gelen ilahi müdahalenin başladığı eştir. Bu yayında Cebbar esmasının tasavvufî mânâsını; Tevbe 51 ve Bakara 216 ışığında, Mevlâ kavramı, sebep-perdesi, ego iddiası, teenni ve vakit terbiyesi üzerinden ele alıyoruz. youtu.be/b9LoD9Se_qU
El-Cebbâr Esması
“Elim Kolum Bağlı” Diyenlere El-Cebbâr İsmiyle Gelen İlahi Müdahale Elim kolum bağlı dediğin anlar, bazen bir son değil; Cebbar esması ile gelen ilahi müdahalenin başladığı eştir. Bu yayında Cebbar esmasının tasavvufî mânâsını; Tevbe 51 ve Bakara 216 ışığında, Mevlâ kavramı, sebep-perdesi, ego iddiası, teenni ve vakit terbiyesi üzerinden ele alıyoruz youtu.be/b9LoD9Se_qU