Son olarak da nasipteki hadislere bakıp tefe'ül serüvenini burda noktalıyorum😅. Böylece hadisleri de hatırlamış oluruz bu vesileyle. Nasibindeki hadis için yine 1-40 arası sayılarımız✨
Dün akşam kıymetli bir büyüğümün iftar davetindeydim. Akşam ile teravih arasında Abdulkadir Geylani'nin Fütuh'ul Gayb isimli eserinden tefe'ül yaptırdı bana. Bana "kibir" bahsi çıktı. Manidar! Henüz dün akşam teravih kılarken yanımdaki mümin kardeş salât-i ümmîyeyi doğru kelimelerle ve makamda okumuyordu. İçimden geçenleri arz edemem. İçimden geçenlere başlığı görünce maruz kaldım çünkü. İçimden geçenler kibir değildi belki ama kibre benziyor oluşu beni rahatsız etmişti.
Biraz sonra konu tefekküre geldi. Kendimi en yetersiz bulduğum noktalardan biriydi bu. Kendimden yakındım biraz. Sözümü kesti ve dedi ki: "İnsanın kendi fiilleri hakkında düşünmesi de bir nevi tefekkürdür." O an aklıma nefs-i levvameye yemin edildiği geldi aklıma. Bir şey üzerine Kur'an da yemin edildiyse ona dikkat çekilmiştir. Demek ki tefekkürün bir ciheti de kendini kınamak ve kendi fiilleri üzerine düşünmek olabilir.
Kişiyi hizaya çeken "keşke"ler sanırım imanın bir parçası konumuna geliyor. İnsan hata yapmadan ve pişman olmadan insanlığın sıfatlarını yerine getirmiş olmuyor. Rûz-i mahşerde sanırım ilk arz edeceğimiz insaniyetimiz ve buna bağlı olarak aczimiz olacak. El açmak ve dua etmek bizi tamamlıyor. Çünkü eksiğiz. En başından beri.