Meçhul bir kadın yazarın nehir rokanı bir baş yapıt
Puan vermedi
Romanlar dünya kültürlerine, meçhul hayatlara, gizemli iç dünyaya, baskılanmış bilinç altı derinliklerine açılan büyülü kapılardır. Napoli Romanları serisi, çocukluk arkadaşı iki kızın yılları aşan iç içe geçmiş dostluğunun kırılgan anılarına sürüklüyor. Napoli'nin varoş mahallesinde çocuklu yoksul ailelerin zorlu yaşam çabasında aynı erkeğe aşık olan iki kız arkadaşın itiraflarla yaşanan trajik öyküsü yürek burkuyor. İkinci Dünya Savaşıyla güçlenen faşizmin gölgesinde, monarşi yanlısı tefeci zengin ailelerin hükmetmeye çalıştığı yoksul kaderlerine direnen emekçilerin sınıf mücadeleleriyle, Fransa'dan İtalya'ya yayılan 68 hareketinin politik atmosferinde arzu ve tutku peşinde savrulan karakterlerin psikolojik derinlikli iç çatışmalarıyla çarpıcı bir dizi roman. Kitabın yazarı Elena Ferrante'nin müstear olduğu, meçhul bir kadın yazarın itiraflarıyla sarsıcı Napoli Romanları, çağdaş dünya edebiyatında baş yapıt olarak öne çıkıyor.
Edebiyat
Benim Olağanüstü Akıllı ArkadaşımElena Ferrante · Everest Yayınları · 20153,507 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 13. kitabı
GOGOL PORTRE KİTAP İNCELEMEM SPOI İÇERİR Gogol'ün Portre kitabında; fakir ama potansiyel sahibi genç bir ressamın (Çartkov) bir dükkanda bir tabloyu görmesi, onu eve getirmesi sonrası olaylar zincirinde gelişen durumlar meydan gelir. Ressam fakirlikten kirasını bile ödeyemezken, portrenin çerçevesinin oradan bir anda çok büyük bir para çıkar. Sonrasında o portredeki kişiyi rüyasında görüp durur. Bu paradan sonra Çartkov zengin olur, kendi adını gazetelerde bastırır. Artık sadece zenginlerin istediği tarzda portre yüz çizimleri yapar ve diğer gerçek ressamları kendisinden küçük görür. Derken büyük bir para ihtirasına kapılır ve bu durum kendisini içten içe yiyip bitirir. Kitabın ikinci kısmında ise olayların geçmişte nasıl geliştiği anlatılır. O portrenin aslında lanetli bir tefeciye ait olduğu ve onu resmeden kişinin de çok iyi bir akademide eğitmenlik yaptığı ortaya çıkar. Bu ressam (Baba) zamanında kendi öğrencisini kıskanmış ve o tefeci ölmeden önce kendisinden portresini çizmesini istemiştir. Portrenin oluştuğu, bittiği gün tefeci de zaten ölmüştür. Resmi yapan kişi aslında şeytanın gözlerini tasvir etmiştir; portrenin gözleri aşırı gerçekçidir, kötü bakışlıdır ve insanı düşünmeye, kendine çekmeye sevk eden uğursuz bir şeydir. Sonuç olarak portre, onu çizen insanı bile delirtir. Sadece ressamı değil, o tefeciden borç alan insanların bile huyu suyu değişmekte, hayatları mahvolmaktadır (tıpkı o soylu prens gibi). Portreyi yapan kişi en son onu yakmaya kadar gitmiş ama arkadaşı "bırak ben alırım" diyerek tabloyu kurtarmıştır. Tabloyu alan arkadaşına da gece rüyalar, karabasanlar girince o da durumu anlatıp bir tanıdığına vermiş, o tanıdığı da başkasına vermiş derken tablo açık artırma yerine kadar düşmüştür. Kitabın en sonunda, açık artırmada tabloyu tam yok etmek
PortreNikolay Gogol · Remzi Kitabevi · 20191,503 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 13:13
Bir Nergis Tufanı, ilk bakışta eğlenceli ve akıcı bir dark romance hikâyesi gibi başlıyor ama sayfalar ilerledikçe karanlık tarafını daha çok hissettiren bir kurguya dönüşüyor. Kitabın en dikkat çekici yönü, eğlenceli bir anlatımın arkasına gizlenmiş ciddi bir dramı barındırması. Hikâyenin merkezinde, kanser hastası kız kardeşi için tefeciden borç almak zorunda kalan genç bir kız var. Bu durum, karakterin sadece maddi değil, aynı zamanda duygusal olarak da büyük bir baskı altında olduğunu sürekli hissettiriyor. Mafya ve tefeci dünyasıyla iç içe geçen olaylar, kitabın “dark romance” yönünü oldukça belirgin hale getiriyor. Bir yandan tehlike, borç ve korku; diğer yandan ise karakterler arasındaki çekim ve duygusal bağ hikâyeyi sürekli hareketli tutuyor. Benim için kitabı ilgi çekici yapan şey, bu karanlık temaların tamamen ağır bir şekilde değil, yer yer eğlenceli ve akıcı bir dille verilmesi oldu. Bu da okuma deneyimini hem sürükleyici hem de duygusal açıdan etkileyici hale getiriyor.
Bir Nergis Tufanı: NefretCeylin Petrikor · Martı Yayınları · 202669 okunma
10/10
·894 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:14
·
Suç ve Ceza’yı yeniden satır satır düşündüm. Dostoyevski’nin bu eserde yaptığı şey, sadece bir edebiyat klasiği yazmak değil; insanın en karanlık, en kimseye itiraf edemediği köşelerine muazzam bir ayna tutmak. Kitabın başındaki Mazlum Beyhan imzalı o önsözü okurken de bendeki taşlar iyice yerine oturdu. İnsan bu romanı bitirip masaya koyduğunda, ister istemez derin bir sessizliğe gömülüyor. Genelde dışarıdan bakıldığında roman, yoksul bir öğrencinin işlediği cinayet ve sonrasında yaşadığı vicdan azabı gibi görünür. Ama hikayenin özü bundan çok daha derin. Karşımızdaki Rodion Raskolnikov, sıradan bir hırsız ya da cani değil. Aksine, dürüst, etrafındaki haksızlıklara ve toplumsal adaletsizliklere karşı içi nefretle ve öfkeyle dolu, düşünen bir genç. Gel gör ki, Petersburg’un o tabut gibi daracık çatı katı odasında, yalnızlığın içinde boğulurken kafasında tehlikeli bir teori büyütüyor. Kendine şu can alıcı soruyu soruyor: "Ben bir bit miyim, yoksa insan mı?" Tarih boyunca Napolyon ya da Muhammed gibi olağanüstü liderlerin, insanlığın önünü açmak adına mevcut yasaları ve ahlakı çiğneme hakkı olduğuna inanıyor. Kendisinin de o "sıradan" insan yığınından değil, bu kuralları yıkabilecek "olağanüstü" azınlıktan olup olmadığını kanıtlamak için o tefeci kadını öldürüyor. Yani cinayeti paraya sıkıştığı için değil, tamamen bu fikri denemek için işliyor. Fakat Dostoyevski, teoride kusursuz duran bu bireysel üstünlük fikrinin hayata, yani insan vicdanına çarptığında nasıl paramparça olduğunu gösteriyor. Raskolnikov cinayetten sonra adaletten ya da polisten kaçmıyor; asıl kendi vicdanından kaçmaya çalışıyor. Kendi yarattığı o kibirli düşünce, onu toplumdan, ailesinden ve sevdiği herkesten koparıp yaşayan bir ölüye dönüştürüyor. Romanın geçtiği Petersburg atmosferi de bu ruh halini
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
SPOİLERSİZ
7/10
·528 syf.·
2026 39. kitabı
Bu kitap bir dark romance. O yüzden eğer bu kitabı okumak istiyorsanız ilk sayfalarda uyarı kısmını dikkate almanız lazım. Bakın öylesine okuyup geçmeyin, özellikle hayvanlara zarar verme ve zincirleme gibi tetikleyici unsurlara dikkat edin. Eğer bu uyarılar sorun yaratmıyorsa okuya bilirsiniz. Şimdi gelelim kitap hakkında düşüncelerime. Kitabın konusunu anlatmayacağım zaten kitabın açıklama yerinde(şömizin arka tarafında) yazıyor. Sadece sevdiğim sevmediğim kısımları belirteceğim. _________________________________________ 1.Kitabın yazım dili bana göre basit, ama akıcı kitap, çok hızlı okunuyor. 2.Ana erkek karakter, yani Tufan Ali Uluhan bir tefeci ve aynı zamanda manipulatif, insanları delirtecek özelliğe sahip, kesinlikle tedaviye ihtiyacı olan bir insan. 3.En sinir olduğum şey Tufan Nergise köpek muamelesi yaptıktan sonra, ya da Sena'nın hayatıyla tehdit etdikden sonra, ya da farklı kötülük yaptıktan sonra Nergisin özür dilemesi, ona yalvarması, onun haklı olduğunu söylemesi resmen çıldırttı beni. Kitap boyunca bazı yerlerde haklı isyanlar olmasına rağmen çoğu bölümde kızın yalvarmasını okuyoruz. 4.En sevmediğim diğer şeyse tefeciler arasında kadın bedenin çirkin imalarla öne sürülmesi. Bu kısımları okumak gerçekten çok sıktı beni. Yani bu kısımları dikkate alarak söyleye bilirim ki, akıcı olmasına, hızlı okunmasına rağmen bana göre 7 puanlık bir kitap. İncelemem bu kadar, umarım bu yorumumla size yardımım dokunmuştur. Hoşçakalın.
1000Kitap
Bir Nergis Tufanı: NefretCeylin Petrikor · Martı Yayınları · 202669 okunma
6/10
·115 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:51
Venedik Taciri – William Shakespeare Shakespeare denildiğinde akla genellikle Hamlet, Othello, Macbeth ya da Kral Lear gibi insan ruhunun en karanlık ve derin yönlerini inceleyen büyük trajediler gelir. Venedik Taciri ise bu eserlerin arasında daha farklı bir yerde duruyor. Beş perdeden oluşan bu tiyatro metni, hem komedi hem de dramatik unsurları bünyesinde barındırırken; dostluk, aşk, adalet, intikam, önyargı ve merhamet gibi temaları işliyor. Öncelikle eserin oldukça akıcı olduğunu söylemeliyim. Tiyatro metni olması nedeniyle olaylar hızlı ilerliyor ve okuyucuyu sıkmıyor. Karakterler arasındaki diyaloglar canlı, olay örgüsü ise merak duygusunu sürekli diri tutuyor. Ancak Shakespeare’ın daha önce okuduğum eserleriyle kıyasladığımda Venedik Taciri’nin biraz daha yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Özellikle Hamlet’teki varoluşsal sorgulamalar ya da Othello’daki kıskançlık ve manipülasyonun psikolojik derinliği burada pek hissedilmiyor. Shakespeare’ın kalem gücü yine kendini gösterse de karakterlerin iç dünyalarına daha sınırlı bir şekilde girildiğini söyleyebilirim. Eserin en dikkat çekici karakteri kuşkusuz Shylock’tur. İlk bakışta hırslı ve intikamcı bir tefeci olarak karşımıza çıksa da karakterin arka planına baktığımızda toplum tarafından dışlanan, sürekli aşağılanan ve inancı nedeniyle ötekileştirilen bir insan görüyoruz. Bu yönüyle Shylock, yalnızca bir kötü karakter değil; aynı zamanda dönemin toplumsal önyargılarının da bir yansımasıdır. Shakespeare’ın onu tamamen kötü ya da tamamen haklı göstermemesi karakteri ilgi çekici hale getiriyor. Antonio ise dostluğu uğruna her şeyi göze alan fedakâr bir karakterdir. Bassanio’ya duyduğu bağlılık onun en belirgin özelliğidir. Ancak Antonio’nun Shylock’a karşı tavırları düşünüldüğünde karakterin kusursuz bir kahraman
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma