sev.

sev.
@tefrikablog
Öğrenci, akademisyen
Doktora
İstanbul, Konya
12 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Hiç bu kadar acımaz bir kitap okumamıştım.
10/10
·372 syf.··
2024 15. kitabı
Bu bir üçleme. Büyük Defter savaş yıllarında tuhaf bir kadın olan anneannelerinin evinde hayatta kalmaya çalışan ikizlerin hikayesini anlatıyor. Sonraki romanlarda aynı hikaye farklı perspektiflerden ele alınıyor. Farklı bir perspektif olduğu için ikinci kitapta ipin ucunu kaçırıyoruz ve anlamak için epey bir odaklanmamız gerekiyor. Nihayet son kitapta cevapları topluyoruz. Çok farklı şeylere evrilmesine rağmen açık uçlu bir son yok. Kitabı kapattığınızda her şey açığa kavuşmuş oluyor. Uyarı olarak bedenlerin parçalanışı gibi savaş yıkım sahneleri ve hemen her türlü cinsellik pratiklerinin yer aldığını belirtmem gerekir sanıyorum. Geçenlerde bu kitapla benzer tadı veren bir film izledim, sevenler bakabilir ona da: Narayama Türküsü
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·168 syf.··
2026 1. kitabı
Roman, fantastik bir biçimde insanın doğaya sırtını dönüşünü, doğa üzerinde tahakküm kuruşunu ve böylece doğa ile bağın kopmasını anlatıyor. Romanda doğa ile kurulan bağ Ay Ormanı Tanrısı üzerinden cisme bürününce bizler de onun üzerinden doğaya bağlanıyoruz. Sonda karaktere de ısındığımızdan olabilir hepimiz olduğumuzdan daha çevreci hissedebiliriz, ben hissettim. Vay hain insanlar nasıl ormanı kesip tarla açarlar vs. diye triplere girmedim diyemem. Yani yazar bir kurmaca dünya ile çevreci fikirlerini bize başarıyla aşılamış, iyi de etmiş :) Teknik kısımlara gelirsek, kitabın 165 sayfa olmasının yanında akıcı çevirisi de okumayı kolaylaştıran, zevki arttıran bir şey ( bknz. Habibe Salğar ). Bir harf dışında gözüme çarpan yazım yanlışı da olmadı. Komik Şeyler, romandan ziyade manga, çizgi roman basan bir yayınevi olduğundan kapakta ve girişte çizimler bulunuyor. Kitabı elime ilk aldığımda çok sevinmiştim ama okurun hayal gücüne müdahale edilmiş gibi de hissettiriyor. Kitap bittikten sonra çizimler hoşuma gitmedi çünkü o çizimlere rağmen başka türlü hayal edebilmiştim. Girişte çizilen erkek karakterin Nagatachi olduğunu varsayıyorum. Çünkü kendim de fanartını yaptığım Ay Ormanı Tanrısını hiç o şekilde düşünmedim :) Bu vesileyle ilk kez Japonya'dan çağdaş bir yazar okumuş bulundum. Yazarın antropolog olması, sosyolog ben için olay örgüsünün yanında toplumsal dönüşümleri ustalıkla vermesi bakımından oldukça keyifliydi. Kenar köşelere modernleşmenin getirdiği sosyolojik kavramları not almadan edemedim. Tabi metne yedirilmiş toplumsal yansımalar olduğundan okur bunları fark etmiyor, rahatsız olmuyor. En sevdiğim karakter, tabii ki Ay Ormanı Tanrısı
Uyu Ay Ormanı TanrısıNahoko Uehashi · Komik Şeyler Yayıncılık · 20253 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2023 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2023 13:33
Kapak arkası yazısı verecektim özetten kaçmak için, Aykut Ertuğrul sağolsun, vermemiş. Cahil cesaretime kaldınız, hazırsanız ben veriyorum: Adamın biri, bir pansiyonda uyanıyor ve neyin nesi kimin fesi olduğunu hatırlamıyor. Üzerinde bir kafa kağıdı yok. Evinde olmadığından kendine dair neredeyse hiçbir bilgi yok. Kendini arıyor doğal olarak. Bu..? Yalan yok, kitabı elime aldığımda ve karakter daha ilk sayfalarda bi kimlik sorgulamasına girince dedim modernist veya post modernist türküler tellenecek buradan ben de mal mal bakacağım öyle. Ama yok, anladım, ucundan kıyısındandır belki ama anladım. Sonra az buçuk veya iyice de bi hissettim. Baya baya güzeldi. Dilini ayrı bi beğendim onu hemen söyleyeyim. Sen ben nasıl konuşuyorsak öyle. Bu blog yazısını yazdığım rahatlıkta kelimeler, cümleler... Edebiyatın bugünü ile muhabbet etmek güzelmiş bu noktada. Sayın yazar geçen ay bana "Siz tam bir klasikçisiniz. Ama iyi klasikçiler birkaç iyi modernist okuduktan sonra burayı daha çok sevebilir." demişti. Şimdi, daha okuduğumuz ilk kitaptan tav olmayalım :D Ama bu güzeldi, emeğine sağlık. En çok beğendiğim şey beni güldürmesi. Eşe dosta birkaç satır okudum da birlikte güldük. İlk yarıdaydı bu. Kahramanımız kendini arıyordu falan ben de sırıtarak peşinden gidiyordum, bakam yol nereye çıkacak diye. Meraktan çok arayışın eğlencesindeydim. Misal: (Beyaz evleri sevdiğim için orayı yazmıyorum) "Ah azizim, eski bodrum kalmadı diyorlar bir de. Siz yaptınız olum biz mi yaptık, biz Çorum'da çimiyorduk, hep sizdiniz orda, neyin şikayeti bu. Lan banane bunlardan. Yahu bir dakka, Çorum dedim ben, Çorumlu muyum ki? Burası da Çorum'dur belki. Çorum'da deniz var mıydı acaba? Değilim. Bilmediğime göre değilim." Şu yazıda en çok zorlandığım kısım bu alıntıyı geçirmek oldu, inanır mısınız? Bu
İnsanın Acayip Kısa TarihiGüray Süngü · Dedalus Kitap · 20162,386 okunma
7/10
·152 syf.··
2024 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2024 21:47
Roman, 1904-5'in (Japon-Rus Savaşı dediği için) Romanya'sında bir Tuna kıyısı kenti İbrail'de geçiyor. Kitabın başrolü Adrien, başka kitaplarında da görülen bir karakter, ve yerde bulduğu bir ve sonra bir çeyreklik daha arkadaşlığı anlatıyor. Altını çizecek çokça satırı bulunuyor, dili de hoş. Balkonlar'da geçtiği için bizden yanları da bulunuyor. Kitaba adını veren Mihail gizemli bırakılmış, hayat hikayesini tamamen öğrenemiyoruz. Rumen isimleri karmaşık gelebiliyor, misal yazarın kendi adını hala daha söyleyemiyorum :) Ama adam Balkanların Gorkisi diye geçiyormuş, evet aynı konuların Rusya'da değil, Balkanlarda geçmiş halini anlatıyor. Eserlerinde arkadaşlık teması ön plana çıkıyormuş, aşkların kendisine feda edildiği bir yüce arkadaşlık tipi. Ve ben bu kitabı okurken bizdeki Mevlana ve Şems'in arkadaşlığının Hristiyancasını görmüş gibi hissettim çoğu sahnede. Mihail zaten Şems gibi pejmürde bir bedevi. Adrien onun arkadaşlığı için her şeyini feda edebilen aşkta yanan, kendini kaybeden biri. Rumen mahalleli o zamanların Gonya halkından geri kalmıyor. Tasavvuf yerine okumanın sanatın zevki, mutluluğu. Evet evet, yazar zaten Lübnan'a kadar gezmiş, Osmanlı tabii dahil. Okumuştur sanıyorum Şems'i ve Mevlana'yı da.
MihailPanait Istrati · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,044 okunma
Şifacının Kalbi Yorumum
9/10
·242 syf.··
2023 20. kitabı
Özet: Aslında kapak yazısında yazmış ama ben de bi özet geçeyim. Kitabın antagonisti Ölüm Terzisi diye bir insan üstü yaratık, dünyaya inmek ve karanlığa boğmak üzere. Şimdilik yeryüzünde kontrol ettiği insanlarla hazırlık yapıyor. İyi tarafta da Ruh budayanlar ve Şifacılar var insan üstü özellik taşıyan olarak. (Ruh budamak deyince ben ruhu kesmek biçmek diye anlamıştım ilk duyduğumda ama meğersem ruhu iyiye doğru şekillendirmek imiş, zaten kesmek biçmek terzinin işi hehe). Neyse, krallık da iyi tarafta, memleketi kurtarmak derdinde. O yüzden prens (Çelekan) karşılaştığı şifacıyı da yanına alarak Ölüm Terzisi ile savaşabilmek için gerekli olan bir arayışa çıkıyor. Tek başına değil tabi, koskoca prens gidiyo elbette heyete savaşçı falan bir şeyler ekliyorlar. Şifacımız Ubin, kitabın başrolü. Yolda Ubin'in başına yazarın 'esas sınav' diye belirttiği bir bela geliyor: Rubaro :D Kardeşim seninle mi uğraşcaz memleketi mi kurtarcaz bi dur ya. Bu arkadaş da tuhaf bir şekilde insan üstü güçlü bu yüzden geçilmesi zor bir sınav. Yorumum: Kitabın kapağını çok sevdim, kolyenin gül şeklinde olması gerekiyordu bunun dışında çok iyi. Baskıdan yana da bir şikayetim yok. Kitap Müptelası iyi basmış :) Kurguyu sevdim. Mantığıma uymayan, şurası böyle olsaymış aslında diye düşündüğüm bir yer olmadı. Heyecanla okudum, dramı, aksiyonu, romantizmi tam dozundaydı. Yazarın üslubu iyiydi, yazım dilini sevdim. Ama sonda beklenen savaşı biraz daha uzuuun uzun okumak isterdim. Sanırım tek şikayetim burada olayların hızlı ilerlemesi. (Sevdiğim karakterlerin başına gelen bazı kötü olaylarda yazara serzenişlerimi saymazsak :D) Hayal gücü konusunda valla helal olsun. Özgün bir fantastik dünya kurmuş. İsimleri bile bulamam ben :D Kendim dikiş nakış yapan bir insan olarak kötü tarafın terzi
Edebiyat & Roman
Şifacının KalbiDuygu Emanet · Kitap Müptelası Yayınları · 20239 okunma