Başarı ve çalışma yolundaki ilk ve en önemli düşman tembelliktir.
Bunun kaynağı, başkası değil bizzat kendimiz, kendi nefsimizdir Tembellik insanın karşısına çıkıp da mertçe savaşan bir düşman değildir, bilakis eski peri masallarındaki varlıklar gibi şekilden şekle girerek, bin bir hile kullanarak, sinsice çalışır. Tehlikesinın büyüklüğü de buradan doğmaktadır.
Muhtemelen bu yüzden hikaye anlatırız. Dünyanın ve içindeki her şeyin yerli yerinde olduğu bir başka paralel koridor yaratmak için, tehlike ve ölüm akın etmeye başladığında anlatıyı başka bir tarha yönlendirmek için, tıpkı bahçıvanın bahçede suyu bir sonraki tarha yönlendirmesi gibi.
Caddeyi geçmek tehlike
Asansöre binmek tehlike
Otomobil tehlike
Bisiklet tehlike
Uçak tehlike
Orada bir mekan yok
İçinde yazarın oturabileceği,
Yok bir kahve orada...
Cümlenin yarısı mezarlıkta...
Fikrin yarısı hastanede...
“Özgürlük gerçek anlamda nedir diye düşünüyorum bazen,” dedim durup dururken.
“Ben belli bir tehlike, bir çeşit güvensizlik olmadan özgür de olunamayacağına inanırım. Özgürlük eğreti dengedir, biraz ortama ait olmamaktır.”
Güney uluslarında çok daha güçlü olan dinsel putperestlik, Hıristiyanlığın içinde varlığını sürdürüyordu, kuzeyde ise Hıristiyanlık eski yerli dine bir karşıtlık ve ondan bir kopuş anlamına geliyordu, bu yüzden baştan beri görsel olmaktan çok düşünseldi ve bu yüzden de tehlike dönemlerinde daha fanatik ve daha inatçıydı. Hıristiyanlığın köklerini düşünceden yola çıkarak sökmek mümkün alacaksa, Hıristiyanlığın nerede yok olmaya başlayacağı apaçık ortadadır: tam da kendini en katı bir biçimde savunacağı yerde. Başka yerlerde eğilecek ama kırılmayacaktır, yaprakları koparılacak ama yeni yapraklar verecektir, - çünkü orada düşünceler değil duyular saf tutmuştur onun yanında.