Biriciğim, tekim…
Herkesin istediği gibi biri olmak için doğmadım…
1000Kitap
-Yıkılmamı Bekleyenlere İnat Gülüyorum
Kaç imtiyazlı maske sahte çıktı, Karşındaki insanların tebessümü bile sahteymiş, Fırtınadan önceki son suskunluğumdayım, Sanmayın tükendim, sanmayın yorgunum. Bilin ki yazdığım sözler dönüşümden mükemmel olacak, Kızıl güneş denize doğru batınca, serin sular dinince, Kurdun dişine kan değdiği zaman gelin görüşelim, Karşımda ordu olsanız neye fayda, ben tekim işte. Gözlerime değen baldıran zehirlerini kusunca, Gönlümdeki kini söküp atınca Yaradan, görüşelim, Ben yalnız olsam da hepinize yeterim işte, Denizler asi sularıyla gönlümün bendini yıkınca. Sırtıma değen hançer, göğsümdeki kurşun, Acıtınca canımı, cehenneme dönünce ömrüm, Merhamet silinirmiş iyiliğini hor görenlerde, Ben şehadet meydanına koşarak girmişim. Üç kuruşluk kahpelere inat gülüyorum işte, Şimşekler üzerime üzerime çakınca, Bir deli fırtınada gark olunca görüşelim, Kahpelerin hesabı var şu yalan ömrümde. Zannetmeyin susuyorum, yaşayan ölüyüm, Bu size karşı gösterdiğim son dans oyunu, Siz benim yalnızlığımı cehenneme çevirmeden önce, Yaradanın bana verdiği yasın bıkkınlığı var üstümde. Yalancı riyakarlara inat gülüyorum işte,
Şiir
Reklam
bir gökkuşağıydı hayatım, ellerimle kararttım. şimdi hiçbir haber yok senden; ne bir yazı ne bir mesaj. şimdi sadece burada seni yaşıyorum, şimdi sadece burada anlatıyorum. burada başladı çünkü... şimdi sadece tekim burada ve sen bana bütün kapılarını kilitledin. olsun; görmesen de olsun, okumasan da olsun, bilmesen de olsun.
Sensiz Bayram Yaklaşıyor
Zalim insanların arasında ben tekim, Anneciğim şair oğluna her gün bir şok; Tez vakitte sana kavuşmaktır isteğim, Sensiz bayram yaklaşıyor kutlayasım yok... Toprak oldun gittin yalnız bıraktın beni, Gönlüm insana hasret, ruhum çileye tok; Senle güzel görünürdü dünya mahzeni, Sensiz bayram yaklaşıyor hasretin bir ok... Beslediğin kediyi bir araba ezdi, Ektiğin çiçekler soldu, sulayanı yok; Kadınından erkeğinden şu gönlüm bezdi, Sensiz bayram yaklaşıyor kimsesizim çok... Doktor MBC
Doktor MBC soruyor
"İNCİ" Seni çok seviyorum her şeyden çok
15. BÖLÜM 🌹 İnci🌹 Yorgunluk ve uykusuzluk pençeleriyle beni adeta mağlup etmişti. Göz kapaklarımın ardında, bilincim kaybolmuş, uyku ile uyanıklık arasında savruluyordu. Bedenim ağır, zihnim sisliydi. Bu uyuşukluk anında, uzaktan gelen, hafif ama belirgin bir kapı tıklaması duydum. Ne bir tepki verebildim, ne de o kurşun ağırlığındaki göz kapaklarımı zorlayıp açabildim. Belki de bu da, o alacakaranlık rüyalardan biriydi. Sesler, bir fısıltı gibi, zorlukla ulaşıyordu. Ancak, duymaktan ziyade hissettiğim bir şey vardı: bana yaklaşan, yavaş ve temkinli adım sesleri. Yanımda birinin varlığını, odayı dolduran yabancı bir nefesi kesin bir şekilde duyumsadım. Üzerimdeki örtü, görünmez bir el tarafından nazikçe gerilip omuzlarıma kadar çekildi. Demek ki hissettiğim serinlik gerçekti; boşuna üşümüyordum. Bu şefkatli dokunuş, rüya olamayacak kadar gerçek, bir hayal olamayacak kadar sıcaktı. Açılmamak için direnen göz kapaklarımı büyük bir gayretle araladığımda, karşımdaki siluet Aslı’nın minyon hatlarına hiç benzemiyordu. Bakışlarım netleştiğinde, görüş alanıma giren o tanıdık çehreyle kalbim yerinden oynadı. Yine oydu... Yine Serkan. Bir yay gibi gerilerek, saniyeler içinde yataktan doğruldum. Kalbim, uyku mahmurluğunun oluşturduğu sersemliğe inat, deli gibi çarpmaya başladı. Şaşkınlığım ve bu perişan halimin verdiği utanç, yanaklarımda sıcak bir kızarıklığa dönüştü. “Uyandırmak istememiştim,” dedi. Sesi, her zamanki gibi ölçülü, sakin ve odayı bir anda huzurla dolduran o tınıdaydı. “Sorun değil, çok bile uyudum,” diye kekeledim. Sesimi toparlamaya, üzerimdeki o savunmasız halden sıyrılmaya çalışıyordum. “Bu sefer direkt yoğun bakım servisine gittim ama seni orada göremeyince buraya geldim,” dedi, bakışlarını bir an bile üzerimden ayırmadan.
1000Kitap
Tekim
Tekim vallahi tekim yaşıtım yok ya abla ya abi EYYYY BENLE AYNI YAŞTA OLAN ARKADAŞLAR dm yazın konuşalım
Reklam
Reklam