Biz 1960 sonrası sokak gösterilerinde kendimizi, “ne sağdayız ne solda Hak yoldayız Hak yolda” diye tanımlardık. Biz “Muhafazakâr” da değildik o dönemde. 70’lerin başında bir meydanlarda “Müslüman Gençlik” olarak antiemperyalist sloganlar atmaya başlayınca Tekin Erer bizi “Yeşil Komünistler” olarak tanımlamıştı. Çünkü Soğuk Savaş döneminde sağcı olmak, sola, Sosyalizme, Komünizme karşı konumlanmak demekti. Bugün artık fıstıkî yeşilden başlayıp yeşilin her tonuna sahibiz, Yeşil Sermaye, Yeşil Kemalizm, Yeşil Feminizm, ne ararsanız var. Biz “Dinsizliğe karşı, ehli kitapla müttefik olmalıydık”(!?). Sağcı da solcu da, milliyetçi de, Liberali de zaten resmen zorunlu “Kemalist”ti. Bütün renkler karışınca iş, cinsiyetsiz, kimliksiz, din, ahlâk ve gelenekten bağımsız “gökkuşağı” renklerine (!?) döndü zaten.
Abdurrahman Dilipak
Kaynak: habervakti.com/kurt-secmen-ve-...
"...
Mısır'dakinden beter bir sağır sultan,
Hak sözü duymaz da aslâ top atsan,
Bir "ehhe"yi duyar rus radyosundan,
Vazgeldim soyumdan ben Türk değilim..
Vaktiyle şan verdik yedi düvele,
O şan-u şerefi savurduk yele,
Benzedik vatanda yedi kat ele,
Vazgeldim soyumdan ben Türk değilim..
Sen kesmez kılıçsın, paslı çeliksin,
Hainsin, canisin, Yüzelliliksin
Türk'üm de, mahkeme ananı s..sin..
Vazgeldim soyumdan ben Türk değilim.."
29/30 Eylül Gecesi 1945, Orhan Şaik Gökyay
Serkan Akgöz, "Orhan Şaik Gökyay ve 1944 Irkçılık-Turancılık Davası", Millî Mecmua, Sayı: 20, s.107-108
Millî Mecmûa - Sayı 20 (Mayıs-Haziran 2021)
Fotoğraftakiler soldan sağa: Fetih Gemuhluoğlu, Hüseyin Nihal Atsız, Orhan Şaik Gökyay, Tekin Erer.