Tekin Erer
Puan vermedi·192 syf.·
2026 7. kitabı
Mutlaka okunması gereken bir eser. Tarihin tozlu raflarında kalan hatıratları okumak insanın tarihe olan bakışını değiştiriyor. Kendisini Fethi Gemuhluoğlu vesilesiyle tanıdım. Muhakkak tarihteki yolculuğu, şahitliği okunmalı...
Tarih
Hayatımdan EsintilerTekin Erer · Boğaziçi Yayınları · 20083 okunma
Ruhu yavaşça bayılır gibi oldu
Puan vermedi
Joyce, Dublin'de orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. County Kildare'deki Cizvit Clongowes Wood Koleji'ne, ardından kısa bir süreliğine Hristiyan Kardeşler tarafından işletilen O'Connell Okulu'na devam etti. Babasının öngörülemeyen mali durumunun dayattığı kaotik aile yaşamına rağmen, Cizvit Belvedere Koleji'nde başarılı oldu ve 1902'de Dublin Üniversitesi Koleji'nden mezun oldu. 1904 yılında müstakbel eşi Nora Barnacle ile tanıştı ve Avrupa topraklarına taşındılar. Kısa bir süre Pula'da çalıştıktan sonra Avusturya-Macaristan'daki Trieste'ye taşındı ve İngilizce eğitmeni olarak çalıştı. Roma'da yazışma memuru olarak çalıştığı sekiz aylık bir süre ve Dublin'e yaptığı üç ziyaret dışında Joyce 1915'e kadar orada ikamet etti. Trieste'de şiir kitabı Oda Müziği'ni ve kısa öykü derlemesi Dublinliler'i yayımladı ve İngiliz The Egoist dergisinde Sanatçının Gençlik Portresi'ni seri olarak yayımlamaya başladı. Birinci Dünya Savaşı'nın büyük bölümünde Joyce, İsviçre'nin Zürih kentinde yaşadı ve Ulysses üzerinde çalıştı. Savaştan sonra kısa bir süre Trieste'ye döndü ve ardından 1920'de Paris'e taşındı ve 1940'a kadar birincil ikametgâhı oldu.Ulysses ilk olarak 1922'de Paris'te yayımlandı, ancak müstehcen olduğu gerekçesiyle Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yayımlanması yasaklandı. Kopyalar her iki ülkeye de kaçırıldı ve 1930'ların ortalarına kadar korsan versiyonları basıldı, sonunda yayın yasal hale geldi. Joyce bir sonraki büyük eseri Finneganın Vahı romanına 1923'te başladı ve on altı yıl sonra 1939'da yayımladı. Bu yıllar arasında Joyce çok seyahat etti. Nora ile 1931'de Londra'da sivil bir törenle evlendiler. Giderek ağırlaşan göz sorunları için tedavi görmek ve kızı Lucia için psikolojik yardım almak amacıyla sık sık İsviçre'ye gitti. İkinci
Edebiyat
DublinlilerJames Joyce · İletişim Yayıncılık · 20212,997 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sevgili Arsız Ölüm
9/10
·248 syf.··
2024 37. kitabı
Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm adlı eserinde de büyülü gerçekçilik akımının etkisi romanın başından itibaren hissedilir. Roman boyunca, daha sonra adı Akçalı olacak olan, Alacüvek Köyü’nden şehre göç eden Atiye, Huvat ve çocuklarının yaşantılarına tanıklık edilir. Ailenin yaşayışı, inançları, duygu ve düşünceleri bireylerin yaşantıları özelinde anlatılır: “Sevgili Arsız Ölüm’de göç, mekân değiştirmeyle sınırlı değil; ölüm-yaşam zıtlığı, yoksulluk ve farklı bireysel temalara bağlanan içsel yolculuklar üzerinden de açımlanır. Büyülü gerçekçilik akımının en önemli özellikleri, fantastik ya da tuhaf unsurlarla, gerçekçi unsurların karıştırılması ya da yan yana kullanılması, kıvrımlı hatta labirentimsi anlatım tekniklerine ve temalara, ustalıklı zaman değişimlerine, rüyalara, yerel mitlere, cinlerle, perilerle dolu masalımsı hikâyelemeye yer verilmesi, dışavurumcu ve gerçeküstücü tanımlamaların ve esrarengiz bir bilgelikle korkunç, izah edilemez, şaşırtıcı ve hatta ani şok yaratacak unsurların kullanımıdır. Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm adlı eserinde de büyülü gerçekçilik akımının etkisi romanın başından itibaren hissedilir. Roman boyunca, daha sonra adı Akçalı olacak olan, Alacüvek Köyü’nden şehre göç eden Atiye, Huvat ve çocuklarının yaşantılarına tanıklık edilir. Ailenin yaşayışı, inançları, duygu ve düşünceleri bireylerin yaşantıları özelinde anlatılır: “Sevgili Arsız Ölüm’de göç, mekân değiştirmeyle sınırlı değil; ölüm-yaşam zıtlığı, yoksulluk ve farklı bireysel temalara bağlanan içsel yolculuklar üzerinden de açımlanır.”[3] Romanda karşımıza çıkan ilk karakter Alacüvek Köyü’nün Huvat’ıdır. Huvat, şehirde inşaat ve yapı işlerinde çalışarak geçimini sağlar. Köye her gelişindeyse, sobadan otobüse kadar varan, getirdiği türlü türlü aygıtlarla “modern dünya”yı köye taşır.
Edebiyat
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Ders kitabı gibi
9/10
·144 syf.··
2023 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2023 00:39
1964 yılında Son havadis gazetesinde tefrika edilmiş 1965 yılında kitap haline getirilmiş bir eser. 1- Kitap CHP eleştirisi yapsa da aslında Cumhuriyet sonrası tek parti ve çok partili dönemin siyasi tarihi bizlere aktarıyor. 2- Dili çok akıcı. Mesajlar çok net. Yazarın tahlilleri çok başarılı. 3- Yazar koyu Atatürkçü. Kitabı okuduğunuzda İsmet İnönü ve tayfasına karşı çok sert iken Atatürk'e toz kondurmuyor. Bir çok mayınlı alana girmemiş. Bu hususta yanlı buldum. Sonuç Akıcı Uslübu, başarılı tahlilleri ile Tek parti yıllarını gözümüzde canlandıran bu kitabı liselerde yakın tarih kitabı olarak okutmak isterdim.
Siyaset & Politika
YasakçılarTekin Erer · Ketebe Yayınları · 201816 okunma
Marifetler
Puan vermedi·186 syf.··
2022 38. kitabı
Eğer savaşmazsan ele geçirilirsin, soyun sona erer. Marifetler bu işe yarar, verdiği güçler sayesinde.. insan arazisini koruyabilir, soyunu temiz tutabilir. Eğer kendini koruyamazsan, marifetini kaybedersin. Başka soylar bize baskın çıkar, sıradan insanlar.. Ovalıların hiç de tekin bulmadıkları dağlarda yaşayabilmek için herkesin bir marifetinin olması gerek. Elbette her marifetin bir bedeli var. Bedel ödendikçe bu böyle sürer gider. Marifetler babadan oğula, anadan kıza geçer. Ta ki birileri çıkıp bu töreyi kabullenmemeyi göze alana kadar. Hükmedemeyeceğinden korktuğu marifetini kullanmamak için gözlerini mühürleten Orrec ile marifetini "kötüye" kullanmayı reddeden özgür ruhlu Gry.. Babalarının oğlu, annelerinin kızı değil de kendi başlarına olmayı isteyen çocukların hikâyesini anlatıyor Le Guin bu kez.
Roman
MarifetlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 2025708 okunma
Puan vermedi
İçsel yolculuğa çıkmayı sever misiniz?Eğer öyleyseniz bu kitaptan mahrum kalmanızı hiç istemem.Bilinçli olarak yapılamayacak tek eylem belki de unutmak çünkü bilinç demek hatırlamak demek bir bakıma.Önem vermeye devam ettiğiniz hiçbir şey unutulmaz. Peki unutursak başımız göğe mi erer yoksa içimizde boşluk mu oluşur?Unutmak hatırlamaktan daha mı kötüdür? ”Yaşadığı her şeyin unutacak hafiflikte” olmasını isteyen Şeref “Unutma Bahçesi” isimli bir yer açar doğanın kalbinde. Siz de açtıkları internet sitesini görüp de koşa koşa “unutma terapisi ya da dersi mi veriyorsunuz?” diye oraya gidenler gibi öyle bir amaçları olduğunu zannedecek kadar sihirli değnek arayangillerdenseniz üzgünüm. Ne yaptıklarından bahsetmeme gerek yok çünkü öyle olay örgüsü ve nereye varacak beklentisiyle okunacak bir kitap değil.Aslında hep kötü anılardan uzak durmak isteriz doğal olarak ama asıl onları unutursak daha savunmasız kalmaz mıyız?Sanırım en doğrusu anının uyandırdığı duyguyu diri tutmadan hatırlamak ki zor olan da bu. Hayvanların sürekli anda kaldığına değinmesi şu sürekli pompalanan ve belki biraz da abartılan “anda kalma” olgusunu ironik olarak çağrıştırdı.Toplumsal hafızaya da değinip adalet için belleğe ihtiyaç olduğunu vurgulamasını da sevdim.Her kitabında toplumsal bir yaraya değinen Latife Tekin burada da avcılığa dikkat çekmiş.Okuduğum 5. kitabıydı ve kendini tekrara düşürmeden üslubunu değiştirerek başarısını sürdüren, yaşayan en önemli kadın yazarlarımızdan birisi kesinlikle.2004’te Sedat Simavi Ödülü alan bu kitap da Latifeciğim de gönlümde çok ayrı bir yer edindiler
Unutma BahçesiLatife Tekin · İletişim Yayınları · 2013902 okunma