Yaratılış kitabı ( Tekvin) bize İbrahim’in çocuğu olmadığını, çocuk sahibi olmaktan ümit kestiğini ve Allah’ın, çadırındaki İbrahim’e şöyle seslendiğini söyler : Şimdi göklere bak ve sayabilirsen gökteki yıldızları say.” İbrahim gözlerini yıldızlara çevirdi ve şöyle bir ses duydu: “ Senin soyun da aynı şekilde çoğalacak.”
​"Geçmiş, peşimizi hiç bırakmayan bir gölge gibidir ama geleceği inşa eden şey; o gölgeden ne kadar kaçtığımız değil, onunla nasıl yüzleştiğimizdir."TEKVİN
Reklam
iletinizde yazılanın nerede, hangi kitapta yazdığına referans verecek bir kaynağınız var mı? varsa paylaşır mısınız? yoksa iletinizi internetten görüp içeriği hakkında bilginiz olmadan mı paylaştınız? örneğin; x.com/KomutanBergusi/... ikinci olarak; iletinizde yazan cümlenin doğru olduğunu kabul etsek dahi bunda yanlış olan nedir? inananlarınca son hak dini kabul edilen islamiyetin kutsal kitabı olan kuranda da yahudilerin kutsal kitabı olan tevrattan alıntı vardır.. örneğin; tevrat tekvin (yaradılış) 2-16 - 've rab allah, adama emredip dedi: bahçenin her ağacından istediğin gibi ye; -tevrat tekvin (yaradılış) 2-17- 'fakat iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin; çünkü ondan yediğin günde mutlaka ölürsün.' ( bible.com/tr/bible/2028/G... ) kuranı kerim, bakara suresi-35 - 'ey adem! sen ve eşin cennette oturun, orada istediğiniz yerden rahatça yiyip için ve şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz.' dedik. ( kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-s... ) konuyu israiliyata getirip merkezden uzaklaşacak şeyler yazmak istemem ancak şunu diyeyim; kendilerinin dost edinilmesi yasaklanan kavim (maide 51) olan yahudilerin kutsal kitabından içerisinde bölümler bulunan kuranı kerimde bu bölümlerin yer almasının nedeni olarak kuranı kerimin tevratın değiştirilmemiş iyi, güzel bölümlerini aldığını savunanların görüşüne benzer olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün de -eğer bu iddia doğruysa- yahudi atasözünü iyi, güzel olduğu için söylediğini düşünmemizde bir sakınca var mıdır? bence yoktur.. (bu dediğim üzerinden din, kutsal kitap ile Mustafa Kemal Atatürk'ü ve onun sözünü bir tuttuğumu düşünenlere/düşünecek olanlara da kıt akıllarıyla mutluluklar dilerim..) son olarak;

zeyl

@hayfvereca
·
"yurtta sulh cihanda sulh" sözü Atatürk'e ait değildir. Eski bir Yahudi atasözüdür. Tevhid Ocağı
Yıldızlar gibi çoğalan soy Üzüntü içinde Allaha yalvardı Allah ona melekle bir vahiy gönderdi senin soyunu o kadar çoğaltacağım ki onu saymak mümkün olmayacak gözlerini yıldızlara çevir senin soyunda çoğalacak Yaradılış kitabı tekvin Duvardaki iki yolcu şimdi kendini akrep ile yelkovan arasında kendilerini hapis olmuş gibi hissediyorlardı duvarda şöyle bir yazı gözüktü bu yazıyı daima hatırlayın diyordu tecelli eden ilahi hikmet Ben Allah’ım ve sizlerin Rabbiyim. Ay'a ve Güneş’e şekil veren ve Güneş’in etrafina dokunulmaz olan yedi meleği yerleştiren benim ve sizleri ben yarattım dünya bir ibadet yeridir kirletenler olmayın Ne dilerseniz benden dileyin kullarımı rahatsız etmeyin yük olmayın eğer siz benim yolumda yürür iseniz yardım var olmaya devam edecekseniz süt ve su gibi içimi lezzetli nice nimetler yarattım Mümtaz usta kutsal evi kirleten olma ilahi ikazı ile soğuk soğuk terler içinde kaldı gece yarısı saat 3 e geliyordu birden bire dirildi Ayten hanım ayten hanım uyan bir ses duydum beni kendine çağıran Yıllardır Ayten hanım ile Mümtaz beyin çocukları olmuyordu tam ümidi kestim derken ayten hanım nene olacak yaşta anne olmak üzereydi herkesle konuşan fakat herkesçe duyulmayan ilahi ses O gün yeryüzündeki Ayten hanım ile Mümtaz beye şöyle seslendi ümitsiz olmayın şimdi göklere bakın gözlerinizi göklere çevirin yıldızlar tüm ufku kaplamıştı işte ey iman eden kullarım sizde yıldızlar gibi çoğalacaksınız
`nuh tufanı` / `antediluvian` dönem `antediluvian` dönem denilen şey aslında tek bir “`tufan hikâyesi`” değil, insanlığın çok eski bir çöküş hafızasının farklı katmanlarda yeniden anlatılmış hali gibi durur. bu anlatılarda dünya, bugünkü gibi stabil ve öngörülebilir değil; daha “aşırı” ve kırılgan bir yer olarak resmedilir. uzun ömürlü insanlar, büyük şehirler, devasa yapılar ve giderek bozulan bir düzen aynı sahnede üst üste biner. nuh bu dünyanın son evresinde, yaklaşan felaketi haber veren ama çok az kişi tarafından ciddiye alınan bir figürdür. en kritik kırılma noktası ise `book of enoch` içinde anlatılan “`watchers`” meselesidir. bu anlatıya göre gökten inen bazı varlıklar insanlarla etkileşime girer ve bunun sonucunda `nephilim` olarak adlandırılan dev varlıklar ortaya çıkar. bu varlıklar sadece fiziksel büyüklükleriyle değil, dünyadaki dengeyi bozma kapasiteleriyle anlatılır. kaynak tüketimi, şiddetin artışı ve toplumsal düzenin çözülmesi bu dönemin temel temalarıdır. burada olay “`fantastik devler`” seviyesinde değil, daha çok “kontrolsüz güç ve bozulmuş sistem” metaforu gibi çalışır. aynı anlatı katmanında `azazel` figürü öne çıkar. bu figürün insanlığa metal işleme, silah yapımı ve çeşitli bilgi alanlarını öğrettiği anlatılır. yani burada mesele sadece ahlaki bozulma değil, bilginin kontrolsüz yayılmasıdır. bazı yorumlara göre bu, medeniyetin hızla güçlenip aynı hızla dengesizleşmesini temsil eder. bilgi artar ama denge kurulamaz. bu çöküş ortamında nuh'un yaptığı şey ise tamamen farklı bir eksendedir. çöl benzeri bir arazide, devasa bir gemi inşa eder. ölçüleri ve yapısı, modern gözle bakıldığında büyük ölçekli bir mühendislik ve lojistik problemine denk gelir. burada gemi sadece bir araç değil, “`felakete karşı kapalı bir yaşam sistemi`” gibi çalışır.
Hoşçakal güle güle dedem Tanrı çocuğun sesini duydu ve tanrının meleği gökten seslendi seni üzen ne korkma çünkü tanrı sesini duydu kalk gözlerini aç çocuğu kaldır onu büyük bir millet yapacağım Tekvin 21:17-20 İki yanımda iki polis kollarım kelepçede beni bul Allahım diyordu Mümtaz Amca devriyeler eşliğinde tam 10 yıl hapis dile kolay ama Cenabı Hak yanınızda ise her şey kolaydır torunları oldu hapiste Şinasi Türkoğlu partisi düşünce ekip başı ile birlikte bu sefer hapse attığı kişiler iktidar oldu onu ve tüm partisini mahzene kapattılar evet hiç bir suçlu cezasız firavunlaşanlar firavunun mükâfatını alsın Mülayim Tatlısert uzun yaşamının sonucunu çok ağır ödedi önce bir virüs girdi vücuduna sonra şeytanın hazinesine sahip oldu şeytan kanın eksilmedi oğlu burak sokakları mesken etti bir gazete kağıdına sardığı konyağı başından eksik etmiyor diğer oğulları ise baba elinden kurtarıldı vahşi bir doğanın içinde yaşamak yerine yetimhanelerde kaldı diğer çoçuğu evlât edinildi huzur buldu Mümtaz bey 100 yaşındaydı ve özgürdü artık torunlarına bisiklet sürmeyi öğretti ve duası şu oldu ey müslümanların rabbi senin barınakların ne güzeldir ancak sen yükseltir vede alçaltırsın Ey yüce Rabbim senin uzattığın ipe tutunan göğe yükselir sana yükseltmeyen basamak ise aşağı çöker diyen mümtaz bey efendi bir amcamız son kez eşinin mezarında ne güzel bir aile fotoğrafı çekti ve torunlarına son kez bakıp veda etti güle güle dedem
Din
Reklam
Reklam