Bazı insanlar sevdiklerini dilleriyle sever, bazıları ise davranışlarıyla... Oysa gerçek sevgi, insanın en yakınındakilere gösterdiği merhamette saklıdır. Çünkü bir insanın Allah'a olan yakınlığı, çoğu zaman evinin içindeki diliyle, eşine karşı tavrıyla ve çocuklarına karşı sabrıyla kendini belli eder. Allah sevgisi sadece sözlerde değil; kırmamakta, anlamakta ve affedebilmektedir.Kur'an'ın okunduğu, namazın kılındığı ve Allah'ın adının anıldığı evler sadece duvarlardan oluşan mekânlar değildir. Onlar kalplerin dinlendiği, ruhların huzur bulduğu sığınaklardır. Çünkü Allah'ın zikriyle güzelleşen bir kalp, zamanla konuşmasına, bakışına ve davranışlarına da güzellik katmaya başlar. Kalpte huzur varsa, o huzur mutlaka eve de yansır. Ne yazık ki günümüzde birçok insan evinin geçimini sağlamak için büyük gayret gösterirken, evinin maneviyatını beslemeyi ihmal edebiliyor. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey sadece maddi imkânlar değil; anne babalarının birbirine gösterdiği sevgi, saygı ve şefkattir. Bir evde merhamet varsa, o evde yetişen çocuklar da merhameti öğrenir. Bir evde huzur varsa, o huzur nesillere miras kalır.Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Allah sevgisi bizim evimize ne kadar yansıyor? Çünkü Allah'ın sevdiği evlerde kusursuz insanlar değil; birbirine karşı yumuşak davranmaya çalışan, hatalarını telafi eden ve Rabbine yönelen insanlar vardır. Rabbim evlerimizi Kur'an'ın nuruyla, kalplerimizi zikrin huzuruyla ve ailelerimizi rahmetinin bereketiyle güzelleştirsin.
Din İslam
Erkek sohbeti
anlam üretemeyen erkek,kimliğini ‘tüketim pratikleriyle’ telafi etmeye çalışıyor.
Bugünün çocukları, yetişkinlerin dünyasına ait hırslarla, sınavlarla ve dijital uyarıcılarla o kadar erken tanışıyor ki, dünyayı saf bir hayret duygusuyla izleme şansını hiç bulamıyorlar. Erken büyütülmüş bu zihinler, gelecekte ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, içlerinde hep hiç yaşanmamış bir dönemin telafi edilemez boşluğunu taşıyacaklar.
Zamanında yapılmayan bir hamlenin, sonradan devasa bir gayretle telafi edilmeye çalışılması sadece bir yanılgıdır. Kırılan bir güvenin ya da sönen bir hevesin ardından gelen o en haklı özür bile, dalgası geçmiş bir denizde kürek çekmeye benzer. Bazı şeyler sadece ilk anın tazeliğinde değerlidir; sonrasındaki her çaba, bir enkazı ayakta tutma gayretinden öteye geçmez.
GÜZEL BİR TAHLİL: Eğer milletler soyut dualarla kalkınsaydı, en çok dua eden halklar en ileri olanlar olurdu.
1000Kitap
İsterdim ki bir şeyleri telafi etmenin mümkün oluşu, o şeyin önemini yitirmesinden sonra olmasın.