Hiç kimsenin yorum yapmadığı o kitap ve hayatlar hakkında
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:03
(Öncelikle spoiler içeren kısımlar olduğunu belirtmek isterim) Bu kitap hakkında neredeyse hiç konuşulmadığını fark ettim, tıpkı yıllardır Filistin'deki zulmü hakkıyla konuşmadığımız gibi. O yüzden bu kitap hakkında bir yazı paylaşmayı kendime borç bildim. Açıkçası bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve tereddütle başladım, "Acaba güzel midir?" diye çok düşündüm ancak dediğim gibi kitap hakkında yorum yapan kimseyle karşılaşmadım. Objektif olursam kitabın yazım dili başta hikayeyi ve akışı anlamamı engelledi. Ancak sonradan alışıyorsunuz. Hatta kitabın uslubu diğer kitaplardan çok daha lezzetli gelmeye başladı. Kitapta bahsi geçen coğrafyadan da anlaşılacağı üzere savaştan, zulümden, acıdan, kayıplardan, aşktan ve dahi hayatın içindeki her şeyden bahsediyor. Aslında bizimle aynı hayatı yaşıyorlar. Ancak bizim kaldıramayacağımız kadar ağır kederlerle birlikte. Bizim âşık olduğumuz, sevdiğimiz, kavuşmayı beklediğimiz gibi son derece masum hisler duyuyorlar. Ancak düğün sabahlarında şehit haberini alıyorlar. Gelinlikle kontrol noktasında bekliyorlar. Her zaman güçlü olmaları gerektiğini birbirlerine hatırlatmak zorunda kalıp tenhada mahvoluyorlar ancak hepimizden daha çok umut dolular. Kitabın en hoş yanı gerçekten savaş ve bu kadar zulmün altında biz sadece aç, susuz ve korkuyorlar zannediyoruz. Ama onların gerçekleri bizim zanlarımız kadar basit değil. Deli gibi mezar kazan, mezarlar sürekli doluyor diye ağlayan gençler var. Hapsedilen eşinin fotoğrafını belki bulurlar diye yırtmak zorunda kalıp ışık açıkken yapamadığı için ışıkları kapatıp yine de eşine kıyamayan bir kadın var. En acısı ne biliyor musunuz? Bir mezar var, başında 8 tane kadın bekliyor. Herkes şehidi kendi şehidi sanıyor. Çünkü naaşı tanınmayacak halde. Mezarda bekleyen kadınların sayısı her gün tek
Duygu ve Düşünce
Gazze Düğünleriİbrahim Nasrallah · Ketebe Yayınevi · 20265 okunma
Kendi Karanlığında Aydınlanmak
8/10
·86 syf.··
2026 20. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 23:53
Mağara: Tenhada Anlam Arayışı , beni modern dünyanın gürültüsünden çekip alan, ruhumun en kuytu köşelerine sızan bir içsel yolculuk niteliğinde bir eser oldu. Kitap, isminin çağrıştırdığı o kadim mağara kelimesini, platonik bir bölgeden ziyade, insanın kendi hakikatini inşa ettiği bir inziva alanı olarak yeniden işlemiş. Fatih Keskin, kelimeleri birer neşter gibi kullanarak kalabalıkların yarattığı sahte benlikleri ayıklamış ve tenhada kalmanın ürkütücü ama bir o kadar da iyileştirici gücünü çok güzel işlemiş. Kitabın 2025 yılında kazandığı başarı, aslında günümüz insanının sessizliğe ve derinliğe duyduğu açlığın bir yansıması. Şiirlerdeki imge dünyası, doğayla kurulan mistik bağ ve varoluşsal sancılar, okuru bu anlam arayışının bir parçası haline getiriyor. Üsluptaki yalınlık, ele alınan konunun ağırlığıyla tezat oluşturarak şiirlerin zihne yerleşmesini kolaylaştırıyor. Eğer modern dünya ile aranıza bir mesafe koymak ve kendi içsel mağaranızın yankılarını duymak istiyorsanız, bu eser bir pusula niteliğinde. Işığı dışarıda arama. Hakikat, mağaranın karanlığına gözlerin alıştığında başlar.
Mağara: Tenhada Anlam ArayışıFatih Keskin · Kutlu Yayınevi · 20251 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·343 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Herkese merhaba Köy enstitüsü mezunu, Damalı Köyü’nün öğretmeni olan kahramanımız; kız çocuklarını zorla okutup, ardından da hazine arazilerini baba malı gibi ekip biçen kan emici ağalara karşı köylüleri ayaklandırmaya başlayınca; hedef haline geldi. Önce, bir gece vakti tenhada kıstırıp başını taşla ezerek ölüme terk edildi; sonra, Ankara’ya şikayet edilerek görev yeri değiştirildi. Yeni görev yeri olan köye gitmeyip istifa edince, demirci ustası olarak Ortaköy’de kendine yeni bir hayat kurdu. Burda da rahat durur mu? Kendi topraklarını karın tokluğuna beyleri için süren köylüleri uyandırma görevi yine ona düştü. Jandarmadan ‘köyü terk et, gitmezsen parti başkanı seni öldürtüp bir çukura atacak.’ uyarısını alınca, kahramanımıza yine yol görünmüş oldu. Bakalım doğru söyleyip dokuz köyden kovulan; Damalı Köyü’nün öğretmeni, Ortaköy’ün demir ustası olan kahramanımız, onuncu köyde neler yaşayacak? Yazarı hepimiz Eşekli Kütüphaneci kitabıyla tanıyoruz ama ben bu kitabı daha çok sevdim sanırım. Kitabın ana teması, ‘Okumuşun, okumamışa borcu var.’ sözünü; bilenin bilmeyene, imkan sahiplerinin muhtaçlara,güçlülerin zayıflara borcu var diyerek genişletiyorum. Keşke böyle olabilse de toplum huzura, refaha ulaşsa. Keyifli okumalar
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,541 okunma
7/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
Vian’ı ilk kez okuyorum ve dili oldukça akıcı, bir solukta okunur cinsten ama nasıl desem; böyle mükemmel bir dil, mükemmel bir edebiyat var diye akmıyor. Bazı edebi metinler vardır, insanı edebiyatla boğar; bunu seven biriysen bayıla bayıla, hızla okursun. Burada benim hissettiğim şey bu değildi. İnanılmaz absürt olduğu için bir solukta okuyorsunuz. Bu aslında oldukça ilginç bir tecrübe oldu benim için; daha önce böyle bir şey okumamıştım. Yani edebiyat yok demiyorum, bambaşka bir edebiyat var demek istiyorum. Genel olarak kitabın absürtlüğü edebi tonu biraz hafif kalsa da bazı noktalarda kurduğu cümleler ve bazı eleştirileri oldukça güzeldi. Ama genel olarak Jean Sol Partre parodisinden sanırım hoşlanmadım. Çünkü doayen denebilecek bir yazar ve felsefeciye bu kadar itibarsızlaştırıcı bir eleştiri(?) yazılmasını estetik olarak doğru bulmadım. Bu yapılan eleştiri, parodi bana zekice ve entelektüel bir atıftan ziyade kıskanç bir çocuğun havlaması gibi durdu. Buradaki rahatsızlığım Sartre’ın eleştirilemez olması değil, Vian'ın bahsettiği Sartre değilde başka bir yazar olsaydı da bu şekilde sert ve hürmetsiz bir tavırla birisini körü körüne takip etmeyi eleştireceğine ikna olsaydım, bu beni rahatsız etmezi. Ama Vian bunu değil direkt Sartre'nin kendisine dair bir saldırıda bulunuyor bence. Bu kişisellik hoşuma gitmedi kısacası.Eleştiri fazlasıyla Sartre'ye yönelikti. İki yazarın hayat görüşleri, hatta dini görüşleri benzer noktalarda dursa da Sartre’da Tanrı’nın yokluğunda bile hürmete değer görülen bir insanî ihtiyaç varken, Vian’da “yoksa hiçbir şeye de değmez” gibi bir tavır görüyoruz. Sartre “annen ölse bile ona duyduğun ihtiyaç gerçektir ve kıymetlidir” derken, Vian bu ihtiyacı yetişkin bir adamın emzik emmek istemesi kadar absürt gösteriyor. Bu dalga geçer gibi
Edebiyat
Günlerin KöpüğüBoris Vian · E Yayınları · 20242,223 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
Altını kısın,zira suyun dahi sükûnetle kaynamaya ihtiyacı var...Kaynadığında çayınızı "demler",dilerim,içtikçe okur,okudukça "demlenirsiniz"... Ocağımda,seve seve,teslim olup âh etmeden Duruşumu hayra yor -ki,taşmasam da coşmadayım... "Ey Sel! Hâlin nice!" diye,hatırımdan suâl eden!... Vuslat yüklü ayrılıkta,ağır ağır pişmedeyim... Allahım!...Bu kitabı okuyan herkes,Sen'den bir haber alsın,Sen'i tekrar düşünsün,Sana daha çok yaklaşsın...Kudret Sen'indir.Bu kitabı eline alan,okuyan ve okutan kimseler;hiç ummadıkları hayırlar içinde kalsınlar da,Sen'in yolunda,Sen'in uğrunda darmaduman,pesperişan olsunlar.Özellikle ve öncelikle,"Bu ne biçim duadır?" diyen kulların için,kabul eyle Âllah'ım! Âmin... Allaha sığınırım.Kendini herkesten üstte ve ötede gören kişinin yeri,kibir çukuru...İlginçtir,öyle sinsi ki,farkında bile olmadan içine çeker insanı...Bakıyorum,bazen çok hizmetli ve fedâkâr nice insan,daha az hizmet etmekte olan,daha az fedâkârlık edebilmiş bulunan başkalarını yererek,bu çukura düşüveriyor. Oysa ümitsizlik,yüzde yüz düşmenin,inanan bir insana haram olduğu bir çukurdur.Müslüman ümitsizliğe yaklaşır belki,hatta belki çok yaklaşır bazen,ama aslâ içine düşüp kalmaz.Ümitsizlik,kâfirlere hastır... Başını yardığı vakit,Leylâ'dan yüz çeviren Mecnûn'un mecnûnluğu yalandır.Mecnûn o kişidir ki,Leylâ kendisine ikram ettiğinde de,kaş çattığında da,Leylâ der,gezer... "Asl-ı Hayy'ım...Nesl-i Hû'yum...Asl-ı Hâr'ım...Nesl-i Su'yum...Ey Yâr! Hadi! Hiç ayrılmayasıya gözlerine daldır...Ki köşk,ırmak,olmasa ne gamdır...Mâdem sordun,bile bile...Murâdın söyletmekse...İşte,adım:Nesl-i Yâr'dır... Alnımda böylesine etiketten ibaret kalmışken ümmetlik,nasıl olur da,"Yâ Rasûlallâh!Ben,Senin ümmetindenim!Bana da şefaat et..."derim!? Arkamdan er kesilip,gıybet düzen âdemin, Yüzü
İmameyi Yaktı AteşNeslihan Nur Türk · Erkam Yayınları · 201776 okunma
2/10
·416 syf.··
2025 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 07:14
Sözde Evlilik kitabının yorumu ile geldim.Serinin ilk kitabını da hiç sevmemiştim,bu da pek farklı değildi.Goodreads puanın sebep şans vermek istemiştim.Seriden başka kitap okumayı düşünüyorum. Konusu,patron -asistan ilişkisi aslında.Aileyi biliyoruz artık.Büyükanne her bir torunu için uygun gördüğü eşi demiyor ve mirası istiyorsan 3 yıl evli kalman gerekiyor.Luca’nın evleneceği kadını öğrendikten sonra birden ibreyi asistanı Val’e çeviriyor.Çünkü aile tarafından sevilen bu kadınla evlenirse büyükannesi bir şey demez diye düşünüyor.Onların aralarındaki anlaşmalı evlilik okuyoruz. Spoiler!!! Aslında konuyu bile tam aktaramadım.Çünkü o kadar saçma detaylar vardı ki.Mesela çiftimiz 8 yıl boyunca birlikte çalışmışlar ve birbirlerinden nefret ediyorlar.Gram etkileşim yok.Hatta Luca onun istifa etmesi için fazla iş yükü verip zorluyor falan.Ama Val’i oraya sokan büyükanne olunca bir yere kadar gidebiliyor .Val de sabretmiş kendini geliştirmiş bu süreçte buna da tamam.Sonra Luca ortada bir şey yokken Val bir adamla dans ediyor.Birden sinirleniyor,bunu tenhada sıkıştırıp öpüyor falan.Hani öncesinden ondan etkilendiğine dair hiçbir şey okumadık ,okur olarak şok oldum.Val da hani sinir oluyordu ya o da hiçbir şey olmamış gibi karşılık verdi.Sonra Luca evleneceği kadını öğreniyor.Kadını o kadar sığ ve şımarık biri olarak aktardı ki yazar,Luca onunla evlenmek yerine direk Val’e teklifte bulundu.Ama ne hikmetse sonrasında kadın çok iyi gösterdi.Başta kötü gösterdin ee devam et neden dönüyorsun.Sonra Luca bildiğin bir beyefendiye dönüştü.Yani bu geçiş hızı çok saçmaydı.İlk kitaptaki eleştirilerim olayların gidişatındaydı .Burada olaylar baştan saçma başladı.Ve doğru düzgün bir şey de yaşanmadı sadece birlikte olup durdular.Genel olarak cringe,İnanılmaz sıkıcı ve boş bir
Sözde EvlilikCatharina Maura · Olimpos Yayınları · 2025421 okunma