'Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana.
Nereye doğru yol aldığından daha önemli bir şey varsa o da nerede olduğundur. Hoş, bu ikisi birbirinden ayrılamaz mutlak bir birlikteliğe sahip olsa da; yine de insan için öncelik, mevcut olduğu yerdir. Çünkü insan, henüz olduğunu idrak edemediği bir yeri, uzağında bilir.
Güneş’i düşün. Güneş’in Dharma’sı sabah doğmaksa sadece doğar . Önünü bulutlar kesmiş ,ışığının Dünya’ya düşmesini etkilemiş onun için fark etmez . Gökyüzü bulutlu olacakmış diye sabah doğmamazlık etmez . Her sabah tam olduğu yerde ,olması gerektiği gibi çıkar ortaya .
Evli bir adama asla güvenemezsin. Evdeki kaşık düşmanından ne kadar nefret ederse etsin, ilk fırsatta ona döner. Düşünür taşınır, sonra da ona döner. Böyle birine de artık güvenilmez.