Puan vermedi·263 syf.·
2026 26. kitabı
"maskemin ardındaki uçsuz bucaksız boşlukta tek başımdaydım. aşıktım ve aşkımın her kelimesi yalandı. çünkü dilimi rehin bırakmıştım. yaptığım her şey sahteydi. ruhumu da bedenimi de kiraya vermiştim. kendime borçlanmıştım. ve galiba ölünceye kadar bu borcun faizini ödeyecektim. her gülücük bir fiyasko, her iltifat bir asparagas, her hediye bir skandaldı... yine de idare ediyordum. yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir, iftiralar senin için terapidir. dilara dilemma ile aramızdaki aşk karşılıklı bir iftiradan ibaretti" beni bitiren cümlelerin olduğu kitap.
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · İletişim Yayınevi · 200517,7bin okunma
Puan vermedi·129 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 15:30
Bir solukta okudum. Her cümlesi ayrı bir duygu her cümlesi ayrı bir dünya. Tadı damağımda kalan bitmesine üzüldüğüm bir kitap oldu. Ayrılık bu kadar çarpıcı bu kadar güzel anlatılabilirdi. İnsanın duygularını dışavurumu bir terapidir aslında ve her yolculuğun sonu kendine çıkar. Sonunda ayrılık acısı çekmesem de kendime teşekkür ettiğim kendi varlığıma şükrettiğim kitabı tüm okurlara tavsiye ederim. Birçok alıntı paylaştım ve nicesini kendim için not aldım. Keyifli okumalar dilerim.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·192 syf.··
2025 20. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 17:43
Maalesef bu kitabı sevemedim ben.Büyük bir heyecanla başladım ama o şekilde bitiremedim ne yazıkki.Sanki Zülfü Livaneli kalemi değil de başka birisi yazmış gibiydi.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,4bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 526. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 23:10
"YUNANCA DERSLERİ" "Konuşabildiği zamanlar, bazen konuşmak yerine dalgın dalgın muhatabına bakardı. Sanki söylemek istediği her şeyin tam tercümesinin bakışlarıyla mümkün olacağına inanıyormuş gibi... Söz yerine gözleriyle selam verir, söz yerine gözleriyle teşekkür eder, söz yerine gözleriyle özür dilerdi. Ona göre bakışlar kadar doğrudan ve sezgisel bir temas yolu yoktu. Temas etmeden temas kurmanın neredeyse tek yolu buydu." Bazen bir kitap, sayfaları arasında kaybolup gideceğiniz bir hikâyeden çok daha fazlasıdır. Bir şiirdir, bir terapidir, insan ruhunun en karanlık dehlizlerine fısıldanan bir ilahidir. Bizleri, kaybedişin ve yalnızlığın sınırlarında, beklenmedik bir insanlık ve direniş dersine davet ediyor. İki insan arasında kurulan beklenmedik bağın hikâyesi. Han Kang, insanın insana şifa olabileceğini, dilin ve dokunmanın gücünü büyük bir hassasiyetle işliyor. Sessizlik, kayıp ve yalnızlık üzerinden geçen hikâye, hayatta olmanın özünü hatırlatıyor bizlere. “Işığı sönen bir adamla sesini yitiren bir kadın, yeni bir dilin alfabesini birlikte yazabilir mi?” Seul’de bir sınıfta başlıyor hikâyemiz: Genç bir kadın, tahtadaki Yunanca öğretmenini izliyor. Konuşmak istiyor, ama sesi kaybolmuş. Öğretmen ise giderek körleşen gözleriyle artık konuşulmayan bir dili, unutulmuş kelimeleri kadına aktarmaya çalışıyor. Gözlerini kaybeden adamın solan ışığı ile sesini yitiren kadının sessizliği, beklenmedik bir bağın doğmasına yol açıyor. İkisini birleştiren, geçmişte bıraktıkları, sahip oldukları ama artık geri alamayacakları her şey… Sesini ve gözlerini yitiren bu iki insan, sessizliğin diliyle birbirine bağlanır, iletişim kurar ve birbirlerinden güç alırlar. Bu sessiz ve kırılgan ilişki, karanlıktan ışığa, sessizlikten nefese, dilden kalbe uzanan bir yolculuğa
Alıntı
Yunanca DersleriHan Kang · April Yayıncılık · 20251,110 okunma
Linç İncelemesi = Linceleme (Delilere cevap vermek)
2/10
·172 syf.··
2025 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 14:22
Kendisi sürekli; "gerçeği bize şu vermez, bu vermez..." deyip duran, ama meditasyon ve zen-buda gibi öğretiler konusunda bir fanatik gibi savunma yapan, 1990'a kadar bir kanaat önderi gibi takılan Osho, istediği kadar samimi olsun, inandırıcı değil... Kitabın özü aslında çok eski bir yanılgının eseri. Yanılgı şu ki; "Duyularımız bizi yanıltıyor. O zaman sezgimize güvenelim." Bu fikir, presokratik filozoflarda da sokratik filozoflarda da değişik biçimlerde öne sürülmüştür. Bu fikir, dinlerin temelini atmıştır desek, çok küçük bir abartı ihtimali ile doğru söylemiş oluruz. Bu fikrin yanılgı olan tarafına gelirsek; "Ne yani sezgilerimiz bizi yanıltmıyor mu?" sorusunu soruyorum. "Gözlerimiz bazen ışık oyunlarına kanıp bir şeylerin yansımalarını başka bir şeye benzetiyor, o zaman inanması daha saçma olan bir şeye inanalım!" demek gibi bir şey bu. Bizi %60 ihtimalle yanıltan bir organizasyona sahibiz diyelim, %75 yanıltan bir organizasyonu buna tercih eder miydik? İstatistiğini tutmak zordur, evet, katılıyorum. O zaman bir de şu açıdan bakalım: Aktarılabilirlik! Duyularla algıladıklarımızı düşünsel bir süreçten geçirip bir başkasına yine duyular yoluyla aktarıyoruz. Oysa sezdiğiniz bir şeyi aktarma, (ki telepati bilmiyorsanız yine duyular yoluyla aktaracaksınız) aktarsanız bile aynı sezgiyi yaratmak mümkün mü? Oysa aynı (hemen hemen aynı) düşünmeyi oluşturmak mümkün. Kitapta anlatılan herşeye, yalnızca yukarıda yazdıklarımla cevap vermek yeterliydi. Başka hiçbir şeye gerek yoktu. Çünkü kendisi, çok eski, tartışılmış, pek çıkar yolu kalmayınca, mistikler dünyasında yerini almış, insanlığın ilerlemesine hiçbir katkısı olmamış, kimseyi memnun etmemiş, memnun ettiklerini de ayakta uyutmuş bu fikri tekrar tekrar ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor değişik sayfalarda. Hâlâ bize
SezgiOsho · Ganj Yayınları · 2016411 okunma
Sevgi ve Sabır En Güçlü Terapidir
Puan vermedi·456 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 15:13
Bu kitap, çocukların yaşadığı travmaların onların ruh dünyasına, davranışlarına ve gelişimine nasıl etki ettiğini anlatıyor. Yazar Bruce D. Perry bir çocuk psikiyatrı; kitabında yıllar boyunca karşılaştığı vakalardan örnekler veriyor. Bu örnekler bazen çok üzücü, bazen de umut verici oluyor. Özellikle başlıkta geçen “köpek gibi büyütülmüş çocuk” hikâyesi, ihmalin bir çocuk üzerinde ne kadar derin izler bırakabileceğini çarpıcı şekilde gösteriyor. Kitap, travmaların sadece o anı değil, beynin gelişimini de etkilediğini açıklıyor. Ama aynı zamanda sevgi, güvenli bağlar ve sabırla çocukların yeniden iyileşebileceğini de gösteriyor. Okurken insan hem üzülüyor hem de umutlanıyor. Çünkü her zor hayat hikâyesinde, doğru yaklaşımla iyileşmenin mümkün olduğunu görmek insana umut veriyor. Dil olarak anlaşılır ve akıcı. Tıp terimlerinden çok, günlük hayat örnekleriyle ilerliyor. Bu yönüyle sadece uzmanlara değil, anne-babalara, öğretmenlere hatta çocuklarla çalışan herkese hitap ediyor. Sonuç olarak, “Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk” travmaların derin izlerini ve iyileşme ihtimalini anlatan etkileyici bir kitap. Okuyana hem empati kazandırıyor hem de çocukların dünyasına daha dikkatli bakmayı öğretiyor.
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma