Varoluşçu psikoterapi kitabında Yalom, temelde dört nihai kaygıyı ele alır.Ölüm, özgürlük, yalıtım ve anlamsızlık.. Kitap boyunca bu kavramları açar, analiz eder,derinleştirir, örneklendirir. Çoğu zaman da bireysel ve grup terapilerinden aktarımlar yapar .. İlk kısımda ölüm, varoluş anksiyetesi, inkar, varoluş kaygısı, çoçuklar da ölüm konusu ve eğitimine değinir ve psikoterapi ye uzandırır. İkinci kısımda Özgürlük,sorumluluk, varoluşsal suçluluk, istenç ve eylem, bunların klinik uygulaması, karar ve seçimle varoluşsal yalıtıma getirir. Burada da, yalıtım ve ilişkiyi kişiler arası psikoterapi de açar derinleştirir. Anlatım bütünlüğü ve sade dili ile yazar psikoterapi koltuğundan ara ara çıkıp gözlemleri deneycilikle bize aktarmayı ustaca başarır.son kısımda artık anlamsızlık, hayatın var olma amacı, anlam gereksinimini kurcalar,deşer ve Tolstoy'un örneklerle logoterapinin kurucusu Victor Frankel'a gelir ve ona da son notlarında eklemeler yaparak bitirir. Yazarın dediği gibi varoluşçu psikoterapi dinamik bir yaklaşımdır. Kaçınılmaz olanla, arzu edilen yaşam arasında bireyin yüzleşmesini ve açılımını farketmesini sağlar. İnsanın derin yapısına iner, kazıyı başlatır. Dikkat isteyen bu çalışma, terapötik girirşim, yoğun ve insanla uyumludur. Bir çok alıntıyı paylaşamadım. Yoğunluğu okumaya verdim. Fakat altını çizdiğim çok satıra tekrar dönüş yapacağım.. Freud, Adler, Jung, Victor Frankel'dan sonra bu kitap benim kapsayıcı ve zorlayıcı okumam oldu. Hali hazırda kendimle çalışmaya gayret eden biriyken, kapalı kalan bazı kapılar da bu kitabın sayesinde ve daha önce okuduğum içeriklerle beraber tamamlanıp aydınlığa kavuşmasına vesile oldu... Varoluşçu Felsefe ve Varoluşçu Psikoterapi nin kazandırdığı bu farkındalık bu yüzyılda bize en azından kendine bunu borçlu hissedenler