Dean R.Koontz'un orjijal adıyla Twilight Eyes, 1985 yılında yazılan distopik bir Bilim-Kurgu romanıdır. Konu olarak çok iyi işlenmiş bir metaforik içeriğe sahip. Hikaye 1960'lı yıllarda geçiyor Slim MacKensie ana karakter, insan görünümlü iblisleri görebilen az sayılardan biridir. Ve bu iblisleri kendi savaşı haline getirerek elinden geldiğince avlamaya çalışıyor. Evet iblisler aramızda, ancak bunu başkalarına açıklamaya çalışırsak tımarhaneyi boylarız. İnsanların acılarından, ızdıraplarından ve umutsuzluklarından keyif alıyorsak sözüm ona bizler de iblisizdir. İnsan topluma nasıl ayak uydurabilir ? Hiç olmadığı gibi davranarak ve kendini iyi göstererek yani insanların kabul ettiği değerleri sergileyerek bunu yapabilir. Bu anlamda politikacılar olsun, medyada değer verdiğimiz kişiler olsun veya tekrar sözüm ona çevremizdeki kişiler ne kadar göründüğü kadar gerçektir. Geçtiğimiz yılda da, Epstein davasında bazı Hollywood ünlüleri ve politikacıların adının geçtiği iddialarıda skandallarda yer aldığınıda tüm dünya gördü. Bu kişiler devlet kurumlarında, medya sektörlerinde ve ekonomi alanında finans sahibi elit kişilerdir. Ve tüm dünya bu insanları birer saygın kişiler olarak görüyor. Bu kişilerin, insan görünümlü iblis olmadığını kim söyleyebilir. Durum böyle olunca, insanlar dünyaya paranoyakça bakıyor ister istemez.
Tıpkı John Carpenter'ın 1982 yapımı The Thing yani Şey filmindeki gibi. The Thing filminde bir grup bilim insanın, antartikada araştırma yaparken buzun altında yüz yıllar önce bir uzay gemisinin içinde bir uzaylı yaratık keşfederler. Bu uzaylı yaratık çıkıp, bu insanların içine girer. Bilim insanlarını ele geçiren Şey normal bir insandan ayırt edilemez olur. Zamanla bilim insanların kendi aralarında bir güvensizlik oluşur, kimse kimseye güvenemez.