Üstü Örtülmüş Toplumsal Yaralarımız (DİKKAT SPOİ OLABİLİR!!!)
8/10
·392 syf.··
2026 17. kitabı
​"Zülfü Livaneli’nin Mutluluk kitabı, töre adı altında öz kuzeni tarafından ölüme götürülen Meryem’in hikayesini konu alıyor. Bu kitapta benim gördüğüm; aslında eskide kaldığını düşündüğümüz toplumsal yaralarımızın kapanmadığı, sadece üstünün çok güzel örtüldüğüydü. Masum bir kız çocuğunun çaresizliğini, kendini dini bir lider olarak gösteren amcasının ona yaptıklarını Meryem’in suçu gibi göstermesi çok içten ve vurucu şekilde anlatılmıştı kitapta. Livaneli, bir tarafta bu karanlık töre iklimini işlerken, diğer tarafta batılılaşmış ama kendi içsel bunalımlarında, sahte ve bencil konfor alanlarında kaybolmuş İrfan Kurudal karakteriyle bize muazzam bir tezat sunuyor. Kitap ilerledikçe anlıyoruz ki, ister bir dağ köyünde feodalitenin gölgesinde olalım, ister lüks bir teknede modern dünyanın tam göbeğinde... İnsan, başkalarının onun için yazdığı o ikiyüzlü, bencil senaryoları ve dayatmaları yırtıp atmadığı sürece asla gerçek 'mutluluk' kapısını aralayamıyor. Meryem'in o masum ve tertemiz direnişi, hepimizin içindeki özgürlük arayışına tutulmuş bir ayna gibiydi. Kesinlikle herkesin okuması ve o örtülen yaralarla yüzleşmesi gereken bir başyapıt. "
1000Kitap
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,7bin okunma
Aşk sandığın kabusun olur
10/10
·290 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 22:58
Guy de Maupassant'an okuduğum bu ilk roman beni oldukça etkiledi. Kitapta tertemiz, iffetli büyük umutlar, düşler içinde yaşayan Jeanne'nin yerle bir olup, parçalanan, mutluluk beklentilerine, hayal kırıklıklarına tanıklık ediyoruz. Evet hayat; hayal ettiklerimiz, sandıklarımız, düşündüklerimiz değildir, aslında hayat yandığımız, yanıldığımız kadardır. Geçelim kitaba; Ailesinin küçük yaşlarda manastıra bıraktığı kızları Jeanne 17 yaşına gelince manastırdan alınır ve ailesinin yanına döner. Manastırda geçirdiği bomboş günleri ve düşlerle geçirdiği yalnızlığı sona ermiştir. Ailesi oldukça zengindir kızlarını almadan evvel ona bir şato hazırlamışlardır. Jeanne bu şatoda evlenmeyi düşünerek adını sıkça duyduğu aşk için sabırsızlanıyordur. Mutluluğu hayal ediyor ve umut ediyordur. Kısa zaman sonra köyün rahibi ile ailesi onu Julien adındaki yakışıklı bir beyefendi ile tanıştırdığında kendini hiç bilmediği bu heyecana çabucak kaptırır. Daha birbirlerini doğru dürüst tanımadan Jeanne, tüm saflığı, acemiliği, bilgisizliği ile ailenin de onayıyla Julien ile evlenir. O tatlı duygu ve saf heyecanlara aldanan genç kız yazık ki erkeklerin istekleri hakkında hiçbir şey bilmiyordur. Aşkın şiirsel olmayan yanını tanımıyordur. Jeanne, evlendikten sonra yanıldığını farkına varmıştır. Evliliğin hiçte öyle hayal ettiği gibi olmadığını anlamış, aşkına inandığı beyefendinin aslında yalancı, açgözlü, mala mülke, şehvete düşkün çapkın bir koca olduğunu görerek paramparça olmuştur. İki kere ihanete uğramıştır. İlk ihanete hamileyken tanık olmuş, tepki gösterip gitmek istemiş ancak çocuğu için affetmiştir. İkinci ihanete de sessizce katlanmış, bilmemezlikten gelmiştir. Artık onun için tek önemli olan şey oğludur. Bütün aşkını sevgisini oğluna vermiş, adeta onunla huzur bulmuştur. Yanından bir
Dünya Klasikleri Edebiyat Roman
Bir HayatGuy de Maupassant · Oğlak Yayınları · 2004275 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·208 syf.··
2022 17. kitabı
Bugünün kayınvalideleri dünün gelinleriydi. Bugünün gelinleri de yarının kayınvalideleri olacaklar. Ey yâr, Allah seni senin gibi gelinlerle lütuflandırsın.(Koca Duası ) ​İlk öğreteceğiniz kelime "Allah" olsun. İlk cümle ise "La ilahe illallah." Çocuğun tertemiz zihni kelime-i tevhid ile beslensin. Yıllar geçse bile tevhidin eseri görülecektir. Onu kötü sözden ve arkadaştan, ateşten korur gibi koruyun. Hayat boyu lazım olacak en önemli mutluluk azığı olan iffetini unutma. Onu da sandığına koy. Koy ki hem sana hem de senden olanlara lazım olacak. İffet ve hayâ erkeklere ve kadınlara en çok lazım olan erdemdir. Günlerden bir gündü. Günlerden o gün geldi ve sen de hayata gözlerini açarak dünya tarihine adını kazıdın. Senden önce dünyaya gelenler gibi ve senden sonra dünyaya gelecek olanlar gibi, sen de yaratılanların arasında yerini aldın. Annene, babana Allah'ın lütfuydun. İstedikleri, bekledikleri, dualarıydın. Sen eşinle geçireceğin zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor musun? Onunla muhabbet etmek, verimli zaman geçirmek ona yapabileceğin en büyük ikramdır. Dünyaları versen elde edemeyeceğin sevinci, birlikte geçirdiğin o tatlı vakitle elde edersin. Mutlu edersen mutlu olursun. Giderek sana benziyor değil mi? Aynı baban gibisin, diyerek ona bir kere daha sarılıyorum hep. Sana kızarak, bak işte senin çocuğun, demedim hiç sana. Sende olan her güzeli ona verdin hep. Sen de bana benzetirsin hep biliyorum, annen gibisin, dersin, annen gibi saf ve duru. Şımartır beni sözlerin, şımarmayı bile beceremeyen beceriksiz halimle şımarmayı denerim. Eşinin davetini geri çevirme. Onu şeytanın tuzağına düşürmüş olursun. Eşlerin birbirinin ihtiyacına cevap vermemesi onları yanlışa sürüklemektedir. Bir anlık gafletle eşini aldatmaya kadar gidebilir. Burada sebep olan da yapan
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018868 okunma
Jane Eyre
9/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 18:38
Hislerim tazeyken kısa bir not düşmek istiyorum. Kitabın kapağını açar açmaz kendimi Jane Eyre’in hayatını yaşarken buldum. Anlatım, dil, betimlemeler, her şey dozunda ve inanılmaz sürükleyici bir romandı benim için. Charlotte Brontë sıkılmamıza fırsat vermeyen aynı zamanda da kendini ara sıra okura hatırlatan bir roman yazmış. Çok samimiydi. Jane başlarda kimsesiz, yoksul bir kız. Onda en çok hoşuma giden şey sonradan pişman olduğu durumlar olsa bile her şeyi dürüstçe söylemesiydi. Bu kadar iyi niyetli bir karakter görmedim daha önce sanırım. Aynı zamanda akıllı ve başarılı bir öğretmen. Yazar güzellik süsü ekleyip karakterleri aşırı romantize etmektense daha çok saf aşka odaklanmayı tercih etmiş. Bu da daha olası ve mantıklı yapıyordu bence hikayeyi. Mr. Rochester da maddi bolluk içerisinde yaşayan fakat ruhen yoksul bir adam. Onun hikayesini okuyunca da davranışlarını daha iyi anlayıp tavırlarını anlamlandırabiliyorsunuz. Karakterlerin hepsine tek tek değinmeyeceğim ama sondaki iki kız kardeş Diana ve Mary kitabın bahar bahçesiydi benim gözümde. Sonunda gerçekten iyi niyetli ve anlayışlı insanlar da olduğunu görünce bir oh çektim. Bir de Jane’in çocukluk yıllarındaki karakter Helen Burns. Onun hikayesini daha ayrıntılı bilmek isterdim, üzücü bir yaşamı olduğu çok belliydi. Jane Eyre ile Mr. Rochester ya da asıl ismiyle Edward arasındaki aşk ilmek ilmek örülmüştü. Bu açıdan aralarındaki bağı okumak çok keyifli ve sürükleyiciydi. Aralarındaki saf bağ, özellikle de kitabın sonunda buruk bir mutluluk veriyor. Fakat bu ikilinin aşkına ne kadar pembe gözlüklerle bakıp içim ısınsa bile aralarındaki yaş farkı beni kitap boyunca rahatsız eden ve biraz mesafeli olmama sebep olan tek konuydu. Yaş farkı 20 değil de en kötü 10 bile olsa ona da zoraki razı gelip “ama olsun”
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
Sevgili Dost
Puan vermedi·206 syf.··
2026 8. kitabı
Bir dostun gözündeki mutluluk yaşı ne diye sorulsa şüphesiz bu eserin her satırını yazarım. Yazar ile tanışma kitabı diyebilirim. Başlangıç için üst düzey bir seçim çünkü öneren dostum bu konuda oldukça hassas. Posta Kutusundaki Mızıka benim için sadece bir kitap değil, içimde bir yere dokunan özel bir hikâye oldu. Anlatımı sade ve akıcı ama duygusu çok derin. Okurken kendimi o mahallenin içinde, o çocukluğun masumiyetinde hissettim. Yoksulluğun, özlemin ve umudun iç içe geçtiği anlar beni hem hüzünlendirdi hem de geçmişime götürdü. Özellikle “sevgili dost” diye başlayan kısımlarda içimde tarifsiz bir sıcaklık oluştu. Sanki o söz bana söylenmiş gibi hissettim; içimde hem bir özlem hem de güçlü bir bağ duygusu uyandı. O hitapta samimiyet, vefa ve tertemiz bir sevgi vardı. O anlarda gözlerim doldu, çünkü insanın hayatında böyle saf ve karşılıksız bir dostluğun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladım. Bu kitap bana çocukluğun kırılgan ama umut dolu yanını hatırlattı. Küçük bir mızıkanın bile bir insanın hayatında nasıl büyük anlamlar taşıyabileceğini görmek beni çok etkiledi. Bitirdiğimde içimde tatlı bir hüzün ve sıcacık bir umut kaldı. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım, kalbimde yer eden bir hikâye oldu. Sevgili DOST lütfen bu eseri oku :'( A. Ali Ural Posta Kutusundaki Mızıka
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
İntikam Acının İlacı Olur mu?
Puan vermedi·1552 syf.·
2026 16. kitabı
Yalnızlığın En Sessiz Hâli ;Edmond Dantès Kitabımız Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım) Ve bu kitapta yalnızlık bir duygu değil, bir insanın adı gibidir: Edmond Dantès. Edmond, henüz 19 yaşında… Denizlere umutlarını bırakmış, kaptanlığa giden yolda yürüyen tertemiz bir genç. Kalbi ise yalnızca tek bir isimle çarpar: Mercédès. Onunla kavuşacağı günü hayal ederek yaşar, geleceğini bu hayallerin sıcaklığıyla ayakta tutar. Ama mutluluk, her zaman sessizce izlenir. Ve bazen kıskançlık, en ağır zincirlerden daha acımasızdır. Bir iftira… Bir gecede yıkılan bir hayat… Ve Edmond, daha ne olduğunu bile anlayamadan kendini karanlık, soğuk, umutsuz bir hücrede bulur. Günler geçer, aylar yıllara karışır. Yalnızlık, artık bir misafir değil; kemiklerine kadar işleyen bir kader olur. Tam her şey bitti sanırken, yan hücreden gelen bir ses… Edmond’un karanlığına ışık olan o ses, Abbé Faria’ya aittir. O, Edmond’un yalnızca aklını değil, yaralı ruhunu da iyileştirir. Umudu yeniden öğretir ama aynı zamanda acının şekil değiştirmesine de neden olur. O andan sonra Edmond yaşamaz; bekler… Ve bekleyişinin adı artık intikamdır. Burada duruyorum. Çünkü bazı acılar anlatılmaz, okunur. Bana “yalnızlık nedir?” diye sorsalar, tek bir isim söylerim: Edmond. Bu kitap, kalbime sessizce dokunan, ruhumda derin izler bırakan nadir eserlerden biri oldu. Okuduktan sonra filmini izlediğimde, içimde yarım kalan tüm duygular yerli yerine oturdu. Size de tavsiyem şudur: Önce okuyun… Sonra izleyin… Ve bir insanın yalnızlıkla nasıl yeniden doğduğuna tanıklık edin. Kitap sanki fısıldar: “Hayat, ölümün bekleme odasında verilen kısa bir moladan ibarettir.” Ben de bu satırları şöyle bitiriyorum: Daima kitaplarla, daima sevgiyle kalın :))
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,2bin okunma