"Kur'an bir deryadır, daldıkça derinleşir."
"Hâlâ Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmezler mi?..." (Nisâ Suresi, 82) "Kendilerine verdiğimiz kitabı, hakkını vererek (tilavetinin gerektirdiği şekilde) okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar..." (Bakara Suresi, 121) "Onlar Kur’an’ı derin derin düşünmezler mi (tedebbür etmezler mi)? Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi var?" (Muhammed Suresi, 24). "Tedebbür", bir şeyin sonuna, arkasındaki hikmete kadar inmek demektir. "...Kur’an’ı tertîl üzere (açık açık, tane tane, üzerinde düşünerek) oku." (Müzzemmil Suresi, 4) "Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Peki var mı düşünüp öğüt alan?"(Kamer Suresi, 17. ayet) İlim Sahipleri İçin: Ayetin sonundaki "Var mı düşünüp öğüt alan?" sorusu aslında bir teşviktir. Yani, "Biz bu yolu açtık, hadi şimdi siz de derinlere dalın" mesajı verir. Derin araştırma (tefekkür, tezekkür, tedebbür), Kur’an’ın "yaşayan bir rehber" olabilmesi için zorunludur. Özetle: Ayet, Kur'an'ın "anlaşılamaz, ulaşılamaz, sadece seçkinlerin anlayabileceği gizemli bir kitap" olduğu algısını yıkar. Aksine, onun her akıl sahibi için bir rehber olduğunu belirtir ve insanı o rehberlik üzerinde aktif bir zihinsel çaba göstermeye davet eder. Not: Kur'an'ı günümüze göre okumak sadece "doğru" değil, aynı zamanda dinin yaşanabilir kalması için bir ihtiyaçtır. Ancak bu süreç; dil bilimi, tarih, sosyoloji ve fıkıh usulü gibi disiplinlerden kopmadan, ayetlerin "ne dediği" kadar "ne demek istediğini" (maksadı) anlamaya çalışarak yapılmalıdır. (Uyarı: Metni sadece harfi harfine anlamak, Kur'an'ı tarih kitabı gibi okumak ve bugünün dünyasından koparmak inandım diyenleri dahi dinden çıkartır haberi olmaz!)
Din
Kadir gecesini bekleme, kadir gecesini bul! Zira kadir gecesi Kur'an'ın indiği gece. Kur'an'ın da sana inmeye başladığı gece senin kadir gecen... Kur'an üç türlü okunur: Dilin okuması tilavet, aklın okuması kıraat, kalbin okuması tertil... Sen Kur'an'ı anlayarak, ağır ağır oku! Ki Kur'an sana da insin... O gece senin kadrinin yükseldiği gece olsun. İndiği geceyi bin aydan hayırlı kılan Kur'an'ı kendi hayatına indir . Ama bu "sevap pazarlığı" üzerinden değil, "Yürek kazanımı" üzerinden... peygamberi 40 yaşından sonra Allah'ın elçisi yapan gece o geceydi. Peki senin kadir gecen hangisi?
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Berat Gecesini En Güzel Şekilde Değerlendirmek İçin 10 Tavsiye * 1. Nasûh Tevbe: Pişmanlıkla ve samimiyetle yapılan, günaha bir daha dönmemeyi içeren halis bir tevbe. 2. Derin Bir İstiğfar: Günahların farkına vararak, kalpten gelen bir pişmanlıkla bağışlanma dilemek. 3. Tertil Üzere Kıraat: Kur’ân’ı üzerinde düşünerek, "Rabbim bana ne diyor?" bilinciyle yavaş ve anlamaya yönelik bir şekilde okumak. 4. Karar Alma ve Hedef Belirleme: Kendimizi sorgulamak, eksikleri gidermek ve kazanılması gereken sevaplar adına net hedefler koymak. 5. Huzur-u İlâhîye Çıkma: Nafile namazları çoğaltarak Allah’ın huzurunda durmak ve O’na yönelmek. 6. Peygamberle Bağları Sağlamlaştırma: Salavat getirerek Allah Resûlü’ne (s.a.s) yakınlaşmak ve O’nun sünnetine teslimiyet göstermek. 7. Sahâbeyi Örnek Edinme: İman ve kulluk noktasında ashabı örnek alarak onların izinden gitmeye çalışmak. 8. Nimetleri Hatırlama ve Şükür: Verilen sayısız nimeti düşünerek, dil ve kalp ile şükrü çoğaltmak. 9. Sadaka ve İnfak: Gecenin rahmetinden istifade edebilmek adına imkân nispetinde sadaka ve infakta bulunmak. 10. Dua:
Din
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.” (Ebû Dâvûd,)
Din
Bir merasim HATİM
Kur’ân-ı Kerîm’i usulüne uygun şekilde, tertip ve tertil ile iman ve ihlas ile okumak çok faziletli bir ibadettir. Yedikıta Dergisi
*VARSA VERİR YOKSA SÜKÛT EDERDİ !* Enes bin Mâlik "radıyallahü anh" diyor ki, (Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" bir kimse ile müsâfeha edince, o kimse elini çekmedikce, mubârek elini ondan ayırmazdı. O kimse, yüzünü çevirmedikce, mubârek yüzünü ondan çevirmezdi. Bir kimsenin yanında otururken iki diz üzerinde oturur, ona saygı olmak için mubârek bacağını dikip oturmazdı). Câbir bin Sümre "radıyallahü anh" diyor ki, (Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" az konuşurdu. Lüzûmlu olduğu zamân veyâ birşey sorulunca söylerdi). Bundan anlaşılıyor ki, her müslümânın *(Mâlâ-ya'nî),* fâidesiz şey söylememesi, susması lâzımdır. Mubârek sözlerinde tertîl ve tersîl vardı. Ya'nî, gayet açık ve metodlu konuşur ve kolay anlaşılırdı. Enes bin Mâlik "radıyallahü anh" buyuruyor ki, (Resûl "aleyhisselâm" hastayı ziyârete gider, cenâze arkasında yürür, çağrılan yere giderdi. Eşeğe de binerdi. Resûl aleyhisselâmı Hayber gazâsında gördüm. Yuları bir ip olan eşek üzerinde idi. Resûl "aleyhisselâm" sabâh namâzından çıkınca, Medîne çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler. Mubârek parmağını içine sokmasını dilerlerdi. Kış ve soğuk su olsa da, herbirine mubârek parmağını sokar, gönüllerini yapardı). Yine Enes "radıyallahü anh" diyor ki, (Bir küçük kız, Resûl aleyhisselâmın elini tutup bir iş için götürseydi, birlikde gider, müşkilini hâl ederdi). Câbir "radıyallahü anh" diyor ki, (Resûl aleyhisselâmdan birşey istenip de yok dediği işitilmedi). Var ise verir, yok ise sükût ederdi. *Tam İlmihal Se'âdet-i Ebediyye* hakikatkitabevi.net/book.php?bookCo... *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Din