KİTABI OKURKEN ANLAM KARMAŞASI İÇİN YARARLI BAŞLIKLAR
Puan vermedi
YR alemi (veya Yr Krallığı), Joanne Greenberg’in ünlü psikolojik otobiyografik romanı Sana Gül Bahçesi Vadetmedim'in başkarakteri Deborah Blau’nun şizofreni hastalığı nedeniyle zihninde yarattığı, kendine has dili ve kuralları olan hayali evrendir. Deborah, gerçek dünyanın ırkçılık, taciz ve sevgisizlik gibi ağır travmalarından kaçarak bu görkemli ama aynı zamanda cezalandırıcı hayali krallığa sığınmıştır.  Deborah'ın kurduğu bu mitsel dünyayı yöneten, onun bastırılmış korkularını, suçluluk duygularını ve arzularını simgeleyen tanrılar, krallar ve figürler şunlardır:  Yr Aleminin Tanrıları ve Güçleri Anterrabae: Yr evreninin en güçlü, heybetli ve göz alıcı tanrısıdır. Genellikle düşen bir güneşin ışıklarıyla kaplı, ateşler içinde tasvir edilir. Başlangıçta Deborah'a arkadaşlık eden ve onu teselli eden bir figürken, hastalık ağırlaştıkça Deborah'ı cezalandıran ve gerçek dünyaya dönmesini yasaklayan acımasız bir varlığa dönüşür.  Lactemaeon: Kara bir atın üzerinde, simsiyah zırhlar içinde ama parıldayan mavi gözlerle görünen karanlık tanrıdır. Çoğunlukla yıkımı, öfkeyi ve Deborah'ın bastırdığı güçlü ve tehlikeli duyguları temsil eder.  Idat: Yr aleminin güzel, sakinleştirici ve ışık saçan tanrıçasıdır. Deborah'ın zihninde kalan son saflık, estetik ve iyilik duygusunu sembolize eder. Genellikle diğer sert tanrıların gazabını gizlemeye veya dengelemeye çalışır.  Collect: Deborah'ın maruz kaldığı tüm toplumsal yargıları, dışlanmaları ve eleştirileri bünyesinde barındıran, mitsel ve kolektif bir diğer figürdür.  Sansür, Krallar ve Kurallar Sansür (The Censor): Gerçek dünya ile Yr alemi arasındaki kapıyı tutan mutlak tirandır. Deborah'ın gerçek dünyadaki insanlarla iletişim kurmasını engeller, Yr'nin sırlarını dışarıya sızdırmasını "Sansür dili" denilen anlamsız
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
4/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:22
Kitabın başında Baek Sehee dışarıdan bakıldığında başarılı görünen biridir. Büyük bir yayınevinde editör olarak çalışmaktadır, arkadaşları vardır, sosyal hayatı tamamen bitmiş değildir ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilmektedir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini eleştiren, hiçbir başarısını yeterli bulmayan, başkalarının gözünde değersiz olduğuna inanan biri vardır. İşte bu yüzden çevresi onun depresyonda olduğunu anlamaz. Çünkü ağlayarak yatağından çıkamayan biri değildir; işe gider, gülümser, görevlerini yapar. Ancak bütün bunları yaparken zihni sürekli onu aşağılamaktadır. İlk terapi seanslarında doktor, onun sürekli kullandığı “Ben yeterince iyi değilim.”, “İnsanlar beni aslında sevmiyor.”, “Bir hata yaparsam herkes beni küçümser.” gibi düşüncelerin gerçek olup olmadığını sorgulatır. Baek Sehee ise bunların tartışılmaz gerçekler olduğuna inanır. Doktor ise bunların gerçek değil, otomatik düşünceler olduğunu anlatır. Kitap boyunca en sık tekrar edilen konulardan biri budur “İnsan zihni, kanıt olmadan olumsuz senaryolar üretir ve kişi zamanla bunlara gerçekmiş gibi inanır.” Yazarın en büyük sorunlarından biri başkalarının onu nasıl gördüğüne aşırı önem vermesidir. Bir toplantıda yanlış bir cümle kurarsa günlerce bunu düşünür. Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi bile “Benden nefret ediyor.” sonucuna ulaşmasına neden olur. Doktor ona sürekli aynı soruyu yöneltir “Bunun gerçekten kanıtı var mı?” Çoğu zaman cevap hayırdır. Böylece okur, depresyonun yalnızca mutsuzluk değil, düşünme biçimini bozan bir hastalık olduğunu görmeye başlar. Baek Sehee çocukluğuna döndüğünde, kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayan, hata yapmaması beklenen, onay almaya bağımlı hâle gelen bir kişilik geliştirdiğini fark eder. Başarılı olsa bile kendisini başarılı hissetmez.
Alıntı
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·32 syf.·
2026 91. kitabı
Küçük Bayan Meraklı ve Bay Titrek'in hikâyesi. Bir gün Bay Titrek'in üzgün olduğunu fark eden Küçük Bayan Meraklı onu Saçmalıklar Diyarına götürür. Saçmalıklar Diyarı Bay Titrek'i güldürse de Küçük Bayan Meraklı Saçmalıklar Diyarında umduğunu bulamadığı için üzülür. Bu kez arkadaşını teselli etme sırası Bay Titrek'e geçer. İki arkadaş da zaman zaman üzülmenin normal olduğunu birbirlerine söyler. Zaman zaman üzülmek normal de zaman zaman üzülmüyorsak sıkıntı. :) Çocukların basit üzüntüleri ve anlık keyifsizlikleri için okunabilecek bir kitap. Hikâyenin aralarına sorular da serpiştirmiş yazar. Böylece çocuklara da duygu ve düşüncelerini dile getirme fırsatı tanımış. Anaokulunda ya da ilkokulda öğrencilerle okunup üzerine konuşulabilir. Serinin tek karaktere odaklanan kitapları daha güzeldi bence. Bu biraz zoraki geldi ve benim üzüntümü gidermedi. Sadece çocuklarda işe yarıyordur belki de. :) Özellikle Saçmalıklar Diyarı kısmı çocuklara eğlenceli gelebilir ama öncelik verilecek bir kitap değil bana göre. Karar sizin...
Bazen ÜzülüyorumRoger Hargreaves · Doğan Çocuk · 20257 okunma
Körlük Gözde Değil, İnsandadır...
9/10
·336 syf.·
2026 183. kitabı
Sivas’ın Kangal ilçesine ilk kez gidiyordum. Çocukluğumdan beri adını duyduğum, dünyanın en güçlü çoban köpeklerinden biri olarak gösterilen Kangal köpeklerini yerinde görmek istiyordum. Fotoğraflarına defalarca bakmış, haklarında onlarca yazı okumuştum. Fakat bazı şeyler uzaktan öğrenilmiyor. Bazı değerleri anlamak için onların bulunduğu toprağa basmanız gerekiyor. İlçeye vardığımda ilk dikkatimi çeken şey bozkırın dinginliği oldu. Şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden sonra buradaki sessizlik insana yabancı gelmiyor, aksine yıllardır özlediği bir sesi yeniden duyuyormuş hissi veriyordu. Kangal köpeklerini ilk gördüğüm an ise anlatılan hiçbir cümlenin onları tam karşılamadığını anladım. Heybetleri yalnızca iri cüsselerinden gelmiyordu. Bakışlarında acele etmeyen bir güven vardı. Kendilerini ispatlamak zorunda olmayan canlıların huzuru... Sürünün etrafında dolaşırken attıkları her adım ölçülüydü. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyorlardı. Güçlerini göstermek için saldırmaya ihtiyaç duymayan bir asaleti seyrediyordum. Uzun süre onları izledim. Sonra yürümek istedim. İlçenin dışına doğru uzanan eski demiryoluna çıktım. Rayların üzerinde ağır ağır ilerlerken karşıma yıllardır ayakta duran Deliktaş Tüneli çıktı. Taştan örülmüş kemeriyle bozkırın ortasında sessizce bekliyordu. İçeri girdim. Her adımda dışarıdaki gün ışığı biraz daha geride kaldı. Tünelin serinliği yüzüme vuruyordu. Ayak seslerim taş duvarlardan geri dönüyor, sanki önümde benden birkaç saniye önce yürüyen başka biri varmış gibi yankılanıyordu. Tam tünelin ortalarına yaklaşmıştım ki uzaktan rayların titrediğini hissettim. Ardından trenin sesi duyuldu. Hızla duvara yaslandım. Lokomotif yaklaştıkça karanlığın içini delen beyaz far büyümeye başladı. Bir an...
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,3bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
Her şey, yazarın babaannesine ait o eski balayı fotoğrafının sosyal medyada önüne düşmesiyle bir anda başlıyor. Fotoğrafın altındaki o korkunç linç bir kadını ölümünden sonra bile "hain mi, vatansever mi?" sarmalına sıkıştırırken, torunu da onun onurunu kurtarmak için geçmişin karanlık sularına atlıyor. Ama sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki dert sadece bir aileye iade-i itibar yapmak değil; tarihe karşı bir borç ödemek. Bireysel bir sızının böyle toplumsal bir boyuta taşınması öyle kıymetli ki. Osmanlı’nın unufak olan dünyasından Balkanlar’ın o sancılı tarihine uzanıyoruz uzanmasına ama rejimler değiştikçe halkın uğradığı o büyük bozumu izlemek gerçekten can acıtıcı. Yönetimler değişiyor, liderler tutuklanıyor, idama götürülüyor derken asıl büyük bozgun insanların ruhunda yaşanıyor. İşte tam bu kırılmada kitap bizi o ağır kavramla yüzleştiriyor: Haysiyetsizlik. Gelen her yeni güç, sadece koltukları ve mülkiyeti değil, asıl bireyin haysiyetini elinden almaya çalışıyor. Geçmişi kendi kibirlerine göre kurgulayıp insanları kolayca itibarsızlaştırıyorlar. Benim bu kitaptaki asıl büyük felsefi beklentim de tam olarak buydu: İnsanın en zor durumda bile o haysiyetini koruma mücadelesi... Kırılma anlarında sabırlı kalabilmek, öfkeye yenilmeden onurunu muhafaza edebilmek. Tıpkı Friedrich Schiller’in o zamansız öğretisindeki gibi: Yaptığın her eylemin bir bedeli olduğunu bilmek, o bedeli olgunlukla kabul etmek ve tüm zorluklarla saf bir ahlak gücüyle baş ederken teselli bulmak... İşte bu gücün dünyaya sunduğu ifadeye haysiyet diyoruz. Ben daha önce yazarın Özgür romanında, Arnavutluk özelindeki o siyasal kırılmaları, insanların o çarklar arasında nasıl öğütüldüğünü hayranlıkla okumuştum. Bu kitapta ise aslında Özgür'deki olayların ve kişilerin öncesine, yani asıl köklerine
HaysiyetsizlikLea Ypi · Yapı Kredi Yayınları · 20263 okunma
Bu yolu zannettiklerimizle değil yüreğimizle,sevgiyle yürümeliyiz
Puan vermedi·207 syf.·
2026 25. kitabı
Hayatımız dediğimiz bu yolculukta herkesin hikayesinin başka olduğunu anlatan bir kitap olduğunu belirtmekle başlamak istiyorum Hayatımızda hepimiz doğru gibi gördüğümüz ZANNETTİĞİMİZ birçok durumda karşı karşıya gelmişizdir. İşte bu eserde Suyabatmaz bu konudan dem vurmaktadır. Korkularımızla, zannettiklerimizle değil de yüreğimizle, sevgiyle bu hayat yolunu yürümemiz gerektiğini bize hatırlatmaktadır. Kitapta herkes kendinden bir parça bulabilir. Hemen her cümlesi herkesin kendi yaralarına, söyleyemediklerine karşılık gelebilir. Bu sebeple hayat koşuşturmacasından kendimizin bildiği ama söyleyemediği şeyleri bu kitapta bulabilirsiniz. Hayata sessize alıp kendini yeniden bulmak isteyenlere tavsiye ederim.
ZannettikNuray Suyabatmaz · Puslu Yayıncılık · 201645 okunma