bunlar babadan oğula nesil herhalde.mp4
7/10
·216 syf.·
2026 19. kitabı
Kitabın en can alıcı özelliği kötülüğün kaynağına dair rahatlatıcı hiçbir açıklama sunmaması. Okuru teselli etmek yerine onu insan doğasının en huzursuz edici ihtimallerinden biriyle baş başa bırakıyor. SPOILER ALERT İnsan doğası, annelik, kalıtım ve ahlak üzerine karanlık bir düşünce deneyi diyebiliriz. "katil kim?" hikâyesi gibi başlasa da olaylar çok daha farklı bir form kazanıyor ve "sevgi koşulsuz mudur, yoksa ahlaki gerçeklik karşısında bir noktada yetersiz mi kalır?" sorusuna dönüşüyor. March, kötülüğün biyolojik olarak aktarılabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Canavarın yüzünü tanımak kolaydır; zor olan, onun son derece sevimli bir çocuğun yüzünü taşıyabileceğini kabul etmektir. Christine (anne) kabul edecek mi? banliyö yaşamının sıradanlığı içinde ilerleyen 216 sayfa.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026132 okunma
10/10
·176 syf.··
2022 16. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2022 11:52
Sevdim Gitti", ayrılık acısını kalbinin derinliklerinde hisseden, hislerine ayna tutacak cümleler arayan ve yalnız olmadığını hissetmek isteyen okurlar için bir çırpıda okunacak, duygusal gücü yüksek, teselli edici bir modern dönem kitabıdır.
Sevdim GittiMerthan Demir · Yakamoz Yayınları · 2018321 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İyilik nedir?
8/10
·128 syf.·
2026 21. kitabı
Sayfa sayısı az, dili oldukça akıcı ve kolay okunuyor; ancak Gloria'nın hayatını, yaşadığı yoksulluğu, hayal kırıklıklarını ve maruz kaldığı istismarı düşündükçe kitap zihnimde giderek ağırlaştı. Başlarda Gloria'nın öfkeli ve karamsar tavırları beni rahatsız etmişti. Fakat geçmişine dair parçalar ortaya çıktıkça ona kızmak yerine onu anlamaya başladım. Aslında onun umutsuzluğu, yalnızca kişisel bir ruh hâli değil; yaşadığı hayatın ve dönemin acımasız koşullarının bir sonucu. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri Robert'ın dedesinin sakatlanan atı vurmasını anlatan bölümdü. Dedesinin bunu bir merhamet ve iyilik olarak görmesi beni derinden sarstı. Çünkü bu sahne, iyilik kavramını yeniden sorgulamama neden oldu. Bir canlı artık yalnızca acı çekiyorsa onu yaşatmak mı iyiliktir, yoksa acısını sonlandırmak mı? Roman tam da bu rahatsız edici soruyu okurun önüne bırakıyor. Buna rağmen kitabın sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Gloria'nın yaşadığı onca acıdan sonra, küçük de olsa bir umut ışığı görmek istedim. Belki de bu yüzden son sayfaları kapattığımda üzüntüden çok burukluk hissettim. Ancak sanırım yazarın amacı da buydu: Okura teselli vermek değil, onu rahatsız eden sorularla baş başa bırakmak. İnce bir kitap olmasına rağmen uzun süre etkisinden çıkılamayacak, insanın merhamet, umut ve yaşam üzerine düşünmesine neden olan güçlü bir roman.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026748 okunma
Dünyanın Kirli Çarkına Boyun Eğmeyen Çocukluğun Mağrur Yası
9/10
·55 syf.··
2026 215. kitabı
Altay Öktem’in Eski Bir Çocuk isimli o yeraltı kokulu, şairane ve hırpalanmış eseri; büyümenin, yetişkinler dünyasına teslim olmanın ve o vahşi medeniyete uymayı reddetmenin kederli manifestosudur. Kitap, bir şairin düz yazıdaki o keskin, ödünsüz ve rüya benzeri dilini kuşanarak, çocukluğun o yitik cennetine ve o cennetin nasıl bir cehenneme dönüştüğüne tutulmuş hüzünlü bir aynadır. ​Hikâyenin kalbinde, kronolojik olarak büyümüş ama ruhunun o en saf, en hırçın köşesini çocukluğun o ilk günahında ve ilk masumiyetinde sabitlemiş bir "eski çocuk" durur. Altay Öktem, o bildiğimiz melankolik çocukluk güzellemelerinden çok uzaktadır; onun çocukluğu, dizleri kanayan, sokak aralarında saklambaç oynarken dünyanın o tekinsiz yüzüyle erken tanışan, karanlıktan korkan ama o karanlığın cazibesine de kapılmaktan geri durmayan aykırı bir çocukluktur. Büyümek, bu kitapta bir olgunlaşma değil, ruhun parça parça eksilmesi, evcilleşmesi ve o çocuksu dehanın katledilmesidir. ​Romanın —ya da o sayfalardan sızan hatıraların— asıl manası ve bol hüznü, "artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı" gerçeğinin o soğuk, çiğ kabullenişinde gizlidir. Yazar, o yeraltı edebiyatının karanlık estetiğini, şiirsel bir hüzünle harmanlar. Eski oyuncaklar, tozlu tavan araları, ilk aşkların o kekremsi tadı ve sokağın o sert ama dürüst kuralları... Hepsi, bugünün o steril, plaza kokulu, yapay dünyası karşısında birer direniş kalesine dönüşür. Karakterin içindeki o dinmeyen isyan ve sızı, tam da o eski çocuğun hayaletinin, bugünün yetişkin adamının arkasından sürekli ona el sallıyor olmasından ileri gelir. ​Altay Öktem’in üslubu, dildeki o ezber bozan, imgeleri birer bıçak gibi saplayan hırçın ama bir o kadar da içli dildir. Ağdalı cümlelerin arkasına sığınmaz; sokağın argosunu, gecenin karanlığını ve bir
Duygu ve Düşünce
Eski Bir ÇocukAltay Öktem · Yitik Ülke Yayınları · 201521 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 13:13
Akra’da Bulunan Elyazması, Paulo Coelho’nun insan ruhunun korkularını, umutlarını ve yaşam karşısındaki kırılganlığını derin bir bilgelikle ele aldığı, klasik roman anlayışından çok felsefi bir öğreti metni niteliği taşıyan eserlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, 1099 yılında Kudüs’ün işgal edilmesinden hemen önce, ölüm ve yıkım korkusunun şehrin üzerine çöktüğü bir gecede geçer. İnsanlar belirsizlik içinde sonlarını beklerken “Kıpti” adı verilen bilge bir adama yönelir ve ona hayatın anlamına dair sorular sorarlar. Bu sorular yalnızca dönemin insanlarına değil, aslında her çağın insanına aittir; korku, yalnızlık, yenilgi, sevgi, sadakat, kaybetme ve ölüm gibi evrensel meseleler üzerinden insanın iç dünyası sorgulanır. Coelho’nun burada kurduğu atmosfer, savaşın fiziksel yıkımından çok insanın içsel savaşlarını görünür kılar. Bu nedenle eser, tarihsel bir olay örgüsünün ötesine geçerek okuyucunun kendi hayatıyla yüzleşmesine imkân tanır. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, doğrudan öğüt veren bir anlatım yerine düşünmeye sevk eden bir bilgelik dili kullanmasıdır. Kıpti karakteri herhangi bir dini otoriteyi temsil etmez; onun bilgeliği insan deneyiminden, yaşanmışlıklardan ve hayatın içindeki sade gerçeklerden beslenir. Bu durum kitabı yalnızca spiritüel bir metin olmaktan çıkarıp, modern insanın iç huzur arayışına hitap eden evrensel bir anlatıya dönüştürür. Özellikle başarısızlık ve kaybetme üzerine yapılan vurgular oldukça etkileyicidir. Günümüz dünyasının başarıyı yücelten anlayışının aksine Coelho, insanın düşüşleriyle, korkularıyla ve kırılgan yanlarıyla da değerli olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Bu yaklaşım okuyucuda teselli edici bir etki bırakırken aynı zamanda hayatın geçiciliğini kabullenmeye yönelik güçlü bir farkındalık
Edebiyat
Akra'da Bulunan ElyazmasıPaulo Coelho · Can Yayınları · 20122,596 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 16:25
Çayınızı ya da kahvenizi aldıysanız gelin, biraz dertleşir gibi bu kitaptan konuşalım. Çünkü Hyunam-Dong Kitabevi tam olarak böyle bir kitap; hani çok yorulduğunuz bir günün akşamında sıcak bir bitki çayı içersiniz de içinize bir huzur yayılır ya, aynen öyle hissettiriyor. Son dönemde Güney Kore edebiyatında popüler olan "healing fiction" yani iyileştirici edebiyat türünün en tatlı örneklerinden biri Hyunam-Dong Kitabevi. İlk olarak; ne anlatıyor bu kitap, konusu ne derseniz ana karakterimiz Yeongju, dışarıdan baktığında "her şeye sahip" görünen bir kadın. İyi bir kariyeri, evliliği, düzenli bir hayatı var. Ama bir gün bakıyor ki ruhu tamamen tükenmiş, içi bomboş. Büyük bir cesaret gösterip her şeyi geride bırakıyor; eşinden boşanıyor, işinden istifa ediyor ve Seul’ün sakin bir mahallesinde küçük bir kitabevi açıyor. Adı da Hyunam-Dong Kitabevi. Kitap aslında Yeongju’nun tek başına iyileşme hikayesi değil. O dükkan açıldıktan sonra yolu oraya düşen herkesin — kahve demlemekten başka hiçbir şey yapmak istemeyen bir baristanın, annesinin baskısından bunalmış bir gencin, hayatın yönünü kaybetmiş bir yazarın — o dükkanın sıcaklığında, kitapların arasında ve birbirleriyle konuşarak nasıl yavaş yavaş iyileştiğini izliyoruz. Dili nasıl, sıkıyor mu derseniz bana kalırsa kesinlikle sıkmıyor ama şunu bilerek başlamak lazım o da şu ki bu kitapta aksiyon yok. Yani koşturan bir olay örgüsü, büyük dramlar ya da şoke edici ters köşeler beklememelisiniz. Hwang Bo-reum’un dili o kadar yalın, iddiasız ve sakin ki... Sanki yazar sizinle karşılıklı oturmuş, dükkana gelen müşterilerle ilgili konuşuyormuş gibi hissediyorsunuz. Cümleler çok duru. Yazar sizi edebi sanatlarla boğmuyor; doğrudan kalbe dokunan, "Aaa, bunu ben de hissetmiştim ama kelimelere dökememiştim" diyeceğiniz türden iç
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma