“Allah’ım,” dedi, “bana her şeyi verme; çünkü her şeye sahip olan, bazen şükretmeyi unutur. Bana sabır ver, güç ver ve kalbimi karanlığa teslim etme. Yolumu kaybettiğimde bir işaret, düştüğümde yeniden kalkacak cesaret nasip et. Çünkü insanı ayakta tutan, sahip oldukları değil; vazgeçmeden taşıdığı umuttur.”
Aldanmak ve aldatmak
Namaz, oruç, hac, Kur’an okumak; Allah ile kul arasındadır ve güzeldir. Hiçbir Müslüman bunların değerini küçümseyemez. Ancak hiçbir Müslüman da bu ibadetlerin, çiğnenen bir kul hakkını telafi ettiğini iddia edemez. Mazlumun hakkı, ne kadar fazla namaz kılınırsa kılınsın, ne kadar hacca gidilirse gidilsin, ne kadar oruç tutulursa tutulsun ödenmez. O hak ancak hak sahibine teslim edildiğinde, ancak helallik alındığında, ancak zulüm durdurulduğunda düşer. Klasik fıkhın bu konuda hiçbir tereddüdü yoktur. Masum insanların cezaevine atılması, sayısız düşman hukuku uygulaması, hak edilmeyen mahkûmiyetler, sürüncemede bırakılan dosyalar, uygulanmayan AYM ve AİHM kararları; bunların hiçbiri namazla, oruçla, hacla, Kur’an tilavetiyle örtbas edilemez. Dini, bir vicdani arınma yolu olmaktan çıkarıp bir vicdan uyuşturucusu hâline getirmek, bizzat dine yapılmış en büyük haksızlıktır. Ayrıca bu sadece aldanmak değil; aldanmaya devam edebilmek için kendini ve başkalarını sürekli yeniden aldatmaktır. Aldatmanın en tehlikelisi dinin diliyle yapılanıdır; çünkü o dil, kendisine inananı ikna ettiği gibi, başkalarının da uyanmasını geciktirir. Sayın Özkaya doğru söylemiştir. “Midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır.” “Haram ile abat olanın sonu berbat olur.” “Gönül gözü gerçeği göremez.” Bu cümleler bir vaaz olarak değil bir teşhis ve uyarı olarak okunduğunda, ilk muhatabı bizzat o sözlerin söylendiği bütün zemin olmalıdır. Bu sözleri söylemek kolaydır; bu sözlere göre yaşamak ise, bugün Türkiye yargısında, sahiden bir cesaret meselesidir. Alıntılanan sözler geriye dönüp bakıldığında iki yönlü bir belge olarak okunacaktır. Bir yandan, yıllardır giderek kötüleşen tablonun en üst düzey yargıçlar tarafından da açıkça tekrar edilmesi bakımından bir kayıttır. Öte yandan,
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
aşağıda yer alan yazdığım haberdeki h.k.g.yi yeğenin, çocuğun, kardeşin yerine koyup bana alıntıladığım iletinde yazdığın merkezinde yorumlar mısın sayın A.Hüsrev ? yorumun için şimdiden teşekkürler.. 6 yaşındayken 29 yaşındaki bir müritle imam nikahı kıyılan h.k.g. ifadesinde cinsel istismarın kendisine bir oyun gibi gösterildiğini anlatır. iddianamede yer alan bilgilere göre 6 yaşındayken h.k.g.ye gelinliğe benzeyen beyaz bir kıyafet giydirilir. daha sonra h.k.g.ye kadir istekliyi gösterip, 'o artık senin kocan' derler. kadir istekli de 6 yaşındaki çocuğu bir fotoğraf stüdyosuna götürür.. yıllar sonra ifadesinde h.k.g. imam nikahı kıyıldıktan bir gün sonra yaşadıklarını şöyle anlatır: 'kadir, vücudumu okşadı, ayaklarıma sürtünüp daha sonra ayaklarıma boşaldı. ben ağladım. kadir evlendiğimizi söyledi. annem, babam nasıl evliyse bizim de evli olduğumuzu anlattı. 'sen benim karımsın, ben senin kocanım' dedi. 'evliler böyle oyunlar oynar ama bu oyun kimseye söylenmez.. bak annenle baban kimseye söylemiyor..' dedi. annem ile babam kadire 'damadım' diyordu.. iddianamede yer alan bilgiye göre bir yıl sonra h.k.g., anne ve babasıyla memleketleri sakarya-sapancaya gitti.. kadir istekli de aileyle birlikte gitti. sapancadaki evlerinin ikinci katında kadir istekli, h.k.gye tecavüz etti. istanbul-çengelköydeki evlerine döndüklerinde tecavüz devam etti. iddianameye göre anne önce karşı çıktı. ancak babası yusuf ziya gümüşel, annesinin evde olmadığı günlerde h.k.gyi karşı dairedeki kadir istekliye teslim etti. annesi h.k.gnin saçlarını tarayıp kadir isteklinin yanına gönderiyordu. h.k.gnin babası, 2011de sancaktepede büyük bir külliye kurmaya başladı ve oraya yerleştiler. küçük çocuğa 13 yaşındayken nişan, 14 yaşına geldiğinde ise düğün yapıldı. düğünden sonra kadir ile h.k.g.

A.Hüsrev

@AHusrev
·
Şeriat, insanların ümidini kestiği bir zamanda gelecek.
Ayet: Nisâ 125 ​Sentez: Mekanda istikamet, hayatta ise hayır yarışı insanı en üst ahlaki makama taşır: "Asleme vechehû lillâh ve hüve muhsin" (Yüzünü/özünü Allah’a teslim etmek ve bunu estetik bir iyilikle, ihsanla taçlandırmak). Yüzün teslimi; kibrin, egonun ve tüm sahte aidiyetlerin tasfiyesidir. Bu teslimiyet gerçekleştikten sonra insan, Allah’ın "Halil" (dost) edindiği İbrahimî ahlaka ulaşır.
1000Kitap
Sentez şudur: Fıtratından (Rûm 30) hareketle sahte tanrılardan yüz çeviren insan (En'âm 79), yeryüzündeki nizamını kurmak için yüzünü ortak bir merkeze döner (Bakara 144). Bu merkezden aldığı güçle hayatın içinde hayırlı eylemler üretir (Bakara 148) ve nihayetinde tüm varlığını, benliğini Allah'a teslim ederek kusursuz bir ahlaka ulaşır (Nisâ 125). Böylece, her şeyin yok olup gittiği kozmik fırtınada, baki kalacak olan yegane Zata (Rahmân 27) tutunmuş, yok olmaktan kurtulup bekaya ermiş olur. ​Özetle Kur'an; insanı parça parça olmaktan kurtarıp, tek bir yüzle, tek bir merkeze yönelen, bütüncül ve sarsılmaz bir şahsiyet haline getirmeyi hedefler.
1000Kitap
#Hadis
Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. (Buhârî, "Mezâlim", 4; Müslim, "Birr", 58)
Din